Dr.Faruk ŞEN
UGM Genel Müdür Yardımcısı
Karbonun Yeni Rotası: Türkiye Emisyon Ticaret Sisteminden Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasına
27 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe giren Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği, sera gazı emisyonlarının izlenmesi, raporlanması ve doğrulanması ile Türkiye Emisyon Ticaret Sisteminin işleyişini aynı düzenleyici yapı içinde ele almaktadır. Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon vizyonu ve yeşil kalkınma stratejisi doğrultusunda kurulan sistem, sanayi işletmeleri bakımından yalnızca çevresel bir uyum konusu değildir. Emisyonların mali bir yükümlülüğe, tahsisatların ise devredilebilir bir varlığa dönüşmesi; karbon maliyetini şirketlerin üretim, yatırım, veri ve finansman kararlarının parçası hâline getirmektedir.
Yönetmeliğin doğru anlaşılması için iki ayrı alanın birbirinden ayrılması gerekir. Bir tesis, Türkiye Emisyon Ticaret Sisteminin tahsisat teslim yükümlülüğü içinde bulunmasa bile emisyonlarını izlemek, raporlamak ve doğrulatmak zorunda olabilir. Bu nedenle işletmeler açısından ilk görev, tesisin hem EK-1 faaliyetleri hem de emisyon kategorisi bakımından doğru şekilde konumlandırılmasıdır. Bu ayrım yapılmadan izin, planlama, doğrulama, ücretsiz tahsisat ve teslim yükümlülüklerinin sağlıklı biçimde yönetilmesi mümkün değildir.
Yönetmeliğin İki Katmanlı Yapısı
Yönetmelik sorumlulukları iki katmanda düzenlemektedir. Birinci katman, EK-1'deki faaliyetlerden kaynaklanan emisyonların izlenmesi, raporlanması ve doğrulanmasıdır. İkinci katman ise kategori B ve kategori C tesislerini kapsayan Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi yükümlülükleridir. Kategori A tesisler kural olarak tahsisat teslim sisteminin dışında kalmakta; ancak EK-1 kapsamında faaliyet yürütmeleri hâlinde izleme, raporlama ve doğrulama yükümlülüklerini yerine getirmektedir

Okul, üniversite, hastane ve savunma sanayi kuruluşlarına ait tesisler, yürüttükleri faaliyetlerle sınırlı olmak üzere emisyon ticaret sisteminin dışında bırakılmıştır. Ancak bu tesislerin EK-1 faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonları bakımından izleme, raporlama ve doğrulama yükümlülükleri devam eder. Ayrıca bir işletme EK-1'deki faaliyetlerden birini yürütüyorsa, aynı işletmenin EK-1'de yer alan diğer faaliyetleri de kapasite gözetilmeksizin kapsam içine girer.
Doğalgaz ve ham petrolün iletimi ve depolanması faaliyetleri de izleme, raporlama ve doğrulama yükümlülükleri saklı kalmak üzere birinci uygulama dönemi sonuna kadar emisyon ticaret
sisteminin dışında tutulmuştur. Bu düzenleme, söz konusu faaliyetlere operasyonel dönüşüm için zaman tanırken emisyon verisinin izlenmesi ve doğrulanması gereğini ortadan kaldırmamaktadır.
Sera Gazı Emisyon İzni
Kategori B ve kategori C tesisleri işleten işletmeler, sera gazı emisyonuna neden olan faaliyetlerini sürdürebilmek için İklim Değişikliği Başkanlığından sera gazı emisyon izni almak zorundadır. Birden fazla adreste tesisi bulunan işletmeler her tesis için ayrı izin alır; aynı adreste birden fazla tesis bulunması hâlinde tek izin yeterlidir.
İzin beş yıl geçerlidir. Yenileme başvurusu, izin süresinin bitiminden en az altı ay önce yapılmalı ve yeni izin beş yıllık süre sona ermeden alınmalıdır. Faaliyetin, tesisin niteliğinin veya işleyişinin, tesis kategorisinin ya da izin sahibinin değişmesi hâlinde değişiklik en geç 30 gün içinde Başkanlığa bildirilmelidir.
İzleme Planı Ve Veri Altyapısı
EK-1 faaliyeti yürüten işletmeler, sera gazı emisyon izleme planı hazırlamak ve emisyonlarını bu plan ile Başkanlığın belirleyeceği usul ve esaslara göre izlemekle yükümlüdür. İzleme planı, ilk izleme döneminden en az altı ay önce onaylanmak üzere Başkanlığa sunulur. Plan uygun bulunmazsa eksiklerin giderilmesi için 30 günlük ek süre verilir.
İzleme planı yalnızca şekli bir belge değildir; veri toplama, veri işleme ve doğruluk kontrol sisteminin temelidir. Fiilî emisyon takibinin onaylanmış planla uyumlu yürütülmesi gerekir. Hesaplama faktörlerine ilişkin analizlerde ilgili standartlara göre akredite laboratuvar kullanılmalıdır. Akredite laboratuvar kullanımının teknik olarak elverişli olmadığının ve diğer laboratuvarın TS EN ISO/IEC 17025 standardına eşdeğer şartları karşıladığının belgelenmesi hâlinde başka bir laboratuvardan yararlanılabilir.
Yıllık Raporlama Ve Doğrulama
EK-1 kapsamındaki işletmeler, bir önceki yılın 1 Ocak-31 Aralık döneminde izlenen sera gazı emisyonlarını ve faaliyet seviyelerini her yıl 30 Nisan'a kadar Başkanlığa raporlar. Başkanlık gerekli görürse bu süreyi en fazla bir ay uzatabilir. Raporun Başkanlığa sunulmadan önce doğrulanması zorunludur.
Doğrulama, kural olarak Merkezi Elektronik Doğrulayıcı Kuruluş Atama Sistemi tarafından atanan bağımsız kuruluşlarca gerçekleştirilir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tabi işletme ve tesisler bu atama sisteminin dışındadır. Emisyon verisinin güvenilirliği, yalnızca düzenleyici
uyum için değil; tahsisat miktarının, karbon borcunun ve şirketin mali pozisyonunun doğru belirlenmesi için de kritik önemdedir.
İzleme Metodolojisi Planı ve Ücretsiz Tahsisat
Kategori B ve kategori C tesisler için yıllık emisyon raporu tek başına yeterli değildir. Ücretsiz tahsisat hesabının yapılabilmesi için tesis; ürün, ölçülebilir ısı, yakıt veya üretim süreci esaslı alt tesislere ayrılmalı ve emisyonlar bu alt tesislere atfedilmelidir. Alt tesis verileri ile bunların izlenme yöntemleri İzleme Metodolojisi Planında gösterilir.
Doğrulanmış faaliyet seviyesi raporu, doğrulanmış sera gazı emisyon raporuyla birlikte her yıl 30 Nisan'a kadar sunulur. Ücretsiz tahsisat miktarı; alt tesisin faaliyet seviyesi, kıyas değeri, ücretsiz tahsisat oranı ve sektörel faaliyet katsayısının çarpımı üzerinden belirlenir. Bu nedenle veri kalitesi ve üretim verimliliği, işletmenin elde edeceği ücretsiz tahsisatın ve piyasadan satın almak zorunda kalacağı ilave tahsisatın doğrudan belirleyicisidir.
Ücretsiz tahsisat otomatik olarak verilmez. İşletmenin, Ulusal Tahsisat Planının yayımlanmasından itibaren 30 gün içinde tesis bazında elektronik başvuru yapması, izin koşullarının devam ettiğini göstermesi ve başvuru bedelini ödemesi gerekir. Geç başvuruda bedel yüzde 50; doğrulanmış emisyon ve faaliyet seviyesi raporlarını süresinden sonra bildiren işletmelerde ise yüzde 100 artırımlı uygulanır.
Tahsisat Yönetimi Ve Teslim Yükümlülüğü
Tahsisatlar, her biri bir ton karbondioksit eşdeğerini temsil eden ve İşlem Kayıt Sistemi üzerinden yönetilen araçlardır. Tahsisatların ihracı, elde bulundurulması, transferi, teslimi ve iptali bu sistemde yürütülür. Her tesis için işletme adına ayrı hesap açılması, sorumluluğun tesis bazında izlenmesini zorunlu kılar.
İşletmeler, her tesis için doğrulanmış sera gazı emisyon raporundaki miktara eşit tahsisatı yükümlülük yılının Kasım ayının son iş gününe kadar teslim eder. Eksik tahsisat ortadan kalkmaz; telafi yılı yükümlülüğüne dönüşür ve bir sonraki yılın teslim yükümlülüğüne eklenir. Tesisin faaliyetini sona erdirmesi, işletmenin tasfiyesi veya konkordato kararı alınması da teslim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Ek rezervden yararlanan tesisler tahsisatlarını Aralık ayının son iş gününe kadar teslim eder. Ek rezerv fiyatının piyasa ortalamasının yüzde 50 fazlası üzerinden belirlenmesi, bu imkânın düşük maliyetli bir esneklik aracı olmadığını göstermektedir. Karbon yönetimindeki zayıflık, işletmenin nakit akışına doğrudan daha yüksek maliyet olarak yansımaktadır.


Emisyon ticaret sistemi kapsamındaki işletmeler için yukarıdaki temel tutarlar iki kat uygulanmaktadır. Gecikme ayrıca emisyonlara karşılık gelen tahsisatın telafi yılında teslim edilmesi yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Emisyon ticaret sistemi kapsamında olmasına rağmen emisyon izni almadan faaliyet gösteren veya süresi sona ermiş ya da iptal edilmiş izinle faaliyetini sürdüren işletmeler için, tesisin kapasitesi ve kategorisine göre 1.254.900 TL ile 12.549.000 TL arasında idari para cezaları öngörülmüştür. Kasıtlı olarak yanlış, yanıltıcı veya gerçek dışı bilgi, belge ya da beyan sunulması; tesisin faaliyetinin sona ermesi ve teknik olarak yeniden faaliyete dönememesi veya teslim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi hâllerinde emisyon izni iptal edilebilir.
Bu yaptırım yapısı, uyumun yalnızca yıllık bir raporlama faaliyeti olarak ele alınamayacağını göstermektedir. Veri doğruluğu, izin sürekliliği, faaliyet değişikliklerinin bildirimi, ücretsiz tahsisat başvurusu ve tahsisat teslimi aynı yönetim zincirinin parçalarıdır. Zincirin bir halkasındaki hata, sonraki yükümlülüklerde maliyet ve yaptırım olarak büyüyebilmektedir.
Pilot Dönem Ve Geçiş Yönetimi
Pilot Uygulama dönemi İklim Kanunun yürürlüğe girdiği 09.07.2025 tarihi itibariyle başlamıştır. Emisyon ticaret sistemi kapsamına girecek işletmelerin, 7552 sayılı İklim Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl içinde emisyon izni alması gerekir. Bu dönemde işletmeler bir defaya mahsus olmak üzere izinli sayılır. Gerekli görülmesi hâlinde süre iki yıl daha uzatılabilir.
Buna karşılık pilot dönem kapsamındaki işletmelerin ilk İzleme Metodolojisi Planlarını, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 27 Ağustos 2026 tarihinden itibaren iki ay içinde elektronik ortamda Başkanlığa sunması gerekir. Başkanlık bu süreyi altı aya kadar uzatabilir. Pilot dönemde plan sunmamış olmakla birlikte genel kapsamda kategori B veya kategori C olan işletmelerin ilk planlarını, birinci uygulama döneminin başlayacağı yıldan önceki takvim yılının sonuna kadar sunmaları gerekir; bu süre de altı aya kadar uzatılabilir. Pilot uygulama döneminde idari para cezaları %80 oranında indirilerek uygulanır.
TR ETS’den Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasına
Türkiye Emisyon Ticaret Sisteminin, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması bakımından kısa vadeli önemi, Türk sanayicisinin ödediği net karbon bedelinin belirli koşullarla sınırda doğacak karbon yükümlülüğünden düşülebilmesi ve karbon gelirinin Avrupa Birliği yerine Türkiye'de kalmasının sağlanmasıdır. Bu yönüyle sistem, karbon maliyetini Türkiye'deki üretim aşamasında görünür ve yönetilebilir hâle getiren bir araçtır.
Bununla birlikte Türkiye Emisyon Ticaret Sisteminin kurulması, Türk tahsisatlarını kendiliğinden Avrupa Birliği tahsisatlarıyla eş değer hâle getirmez ve Türkiye'yi Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasının kapsamından çıkarmaz. Mevcut aşamada sistemin sağladığı temel imkân, Türkiye'de ödenen net karbon bedeli ölçüsünde sınırdaki karbon maliyetinin azaltılabilmesidir.
Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi uyarınca tahsisatların karşılıklı tanınması için Türkiye ile Avrupa Birliği arasında uluslararası bir bağlantı anlaşması yapılması ve Türkiye'deki İşlem Kayıt Sistemi ile Avrupa Birliği Birlik Sicili arasında teknik bağlantı kurulması gerekir. Hâlen İzlanda, Lihtenştayn ve Norveç Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemine katılmakta; yalnızca İsviçre'nin sistemi Avrupa Birliği sistemiyle bağlantılı bulunmaktadır. Türkiye ile böyle bir bağlantı mevcut değildir.
Uzun vadede Türkiye Emisyon Ticaret Sisteminin Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemiyle tam olarak bağlantılandırılması, yalnızca sınırdaki karbon maliyetinin azaltılmasının ötesinde sonuç doğurabilir. Sistemlerin kapsam, emisyon üst sınırı, tahsisat fiyatı, ücretsiz tahsisatlar, izleme ve doğrulama kuralları ile yaptırımlar bakımından yeterli uyuma ulaşması; ardından karşılıklı tanıma anlaşmasının yapılması ve siciller arasında teknik bağlantının kurulması gerekir.
Sonuç olarak Yönetmelik karbonun yalnızca çevresel bir gösterge olmaktan çıkarak üretim maliyeti, bilanço kalemi ve dış ticaret unsuru hâline getirmektedir. Mevcut durumda Türkiye'de ödenen net karbon bedeli, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamındaki maliyetin azaltılmasına katkı sağlayabilir; ancak tahsisatların karşılıklı tanınması için uluslararası anlaşma ve siciller arasında teknik bağlantı gereklidir. Bu nedenle Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi, bugünün uyum yükümlülüğü kadar geleceğin Avrupa Birliği ile karbon piyasası entegrasyonunun da temelini oluşturmaktadır.