Medya

UGM Kurumsal İletişim Direktörümüz Sami ALTINKAYA'nın "Zonguldak Çıkış Yolunu Arıyor" Başlıklı Yazısı, 17.02.2020 Tarihinde Dünya Gazetesi'nde Yayınlandı.

Tarih : 17-02-2020

Zonguldak çıkış yolunu arıyor


Bülent Ecevit Üniversitesi’nde okuyan genç ekonomistlerin kurduğu “ekofin” topluluğunun davetlisi olarak Zonduldak’a gittim. Umudun yerini kader almasın diye özellikle Anadolu’daki üniversite öğrencileriyle her fırsatta bir araya geliyorum.


Doğru yere doğru yatırım yapılmalı sözünün ne kadar isabetli olduğunu Zonguldak gezisinde bir kere daha gördüm. Zonguldak’a uçuş olduğunu öğrenince çok sevindim. Ama bu sevincim kısa sürdü. THY operasyonel sebeplerle uçuşu bir saat kala iptal etti. İstanbul Havaalanı’nda ve Zonguldak’ta hava gayet iyiydi. Sonra öğrendim ki bu ilk değilmiş. Ama bu gençlerle buluşmama engel olamadı. Atladım arabaya düştüm yollara.
Daha önceden askeri havaalanı olarak kullanılan Zonguldak Havaalanı, geçtiğimiz senelerde sivil uçuşa açılmış. Zonguldaklılar pamuk eller cebe deyip, uçaklar güvenle iniş yapılsın diye Aletli İniş Sistemi (ILS) cihazını kurdurmuş. Filyos Vadisi’nde yapılan havaalanına THY uçakları, bir yıldır bir uçup bir uçmuyormuş. Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Metin Demir ile konuşuyoruz. Vadide kuyruk rüzgarı riski olduğu için pistin uzatılması gerektiğini belirten başkan, bunun için şehri yönetenlerle ve milletvekilleriyle birlikte girişimlerin sürdüğünü söylüyor. O zaman insanın aklına şu soru geliyor. Madem böyle bir risk var. Neden bilet satıyor ve uçuş koyuyorsun muhterem THY! Neden bir saat kala yolculara haber veriyorsun? Ya da bir gidip bir gitmiyorsun? Yolcu sayısı az olduğu için mi ya da sigorta anlaşmasının az risk aldığını bahane edip geri vites mi yapıyorsun?
Avrupa’da gurbetçisi çok olan Zonguldaklılar Alman havayolu şirketi ile Zonguldak’a daha önce defalarca gelip gitmiş. THY risk görüyorsa uçuşunu kaldırması gerekmez mi? Uçağı geç kalsanız gözünüzün yaşına bakmazlar, bilet değişiklerinde ceza olarak ilave para alırlar. Ama uçuşa bir saat kala mesaj atınca sizi vatandaş affetsin demek kurumsallık değildir. Vatandaş olarak aradığımızda gökyüzündeki havanın uygun olmadığını söylediler. Samsun’a ve Trabzon’a giden uçaklar aynı güzergahı kullanmıyor mu? Yoksa Kırım üzerinden mi gidiyor?
Zonguldak halkına yapılan bu haksızlık acilen giderilmelidir
1924’te Zonguldak’ta üniversite tohumu Atatürk tarafından Maden Mühendislik Mektebi ile atılmış. 1992’de Kara Elmas adıyla açılan üniversite, 2012 yılında Bülent Ecevit’ in adını almış. Üniversite şehre hayat veriyor. Zonguldak halkı öğrencileri bağrına basmış. Şehircilikten nasibini uzun yıllardır alamayan Zonguldak’ta yaşayanlar ise medeniyeti benimsemiş.
Emeğin ve alın terinin başkenti Zonguldak bugün çıkış yolunu arıyor. Kara elması yeni kardeş ürün ve hizmetlerle desteklemek farz olmuş. Artık şehri yönetenler alın terinin yerini, akıl teriyle nasıl ikame ederiz onun için kafa yormalı. Bunun için de particilik yapmadan düzenlenecek çalıştay ile Zonguldak ne yapacağına karar vermelidir.
Geleceği yakalayamayanlar gelecekte var olamazlar.

Ereğli’nin meşhur pidesi
Her işte bir hayır var deyip çıktığım Zonguldak yolunda doğal güzellikler size eşlik ediyor. Yolunuz Batı Karadeniz’e düşerse Ereğli’de yemek molası vermenizi öneririm. Anadolu’nun neresine giderseniz gidin kesinlikle aç kalmazsınız. Eğitimci Alper Demir’in çayını içmek için uğradığım Ereğli’de meşhur Ereğli pidesi ile tanıştım. Hem pide hem de sohbet lezzetliydi.
Zonguldak’taki aynı sorunlar Ereğli’de de aynen yaşanıyor. İnsanı ve doğası mükemmel olan şehirler, maalesef şehircilikte sınıfta kalıyor.

Türkiye’nin lojistik performans endeksi
Lojistik sektörünün yarattığı dünyadaki yıllık toplam üretimin yüzde 10’una ulaştı. Peki Türkiye’nin durumu nedir?
Dünya Bankası tarafından 160 ülkenin değerlendirildiği “Lojistik Performans Endeksi”nde Türkiye olarak maalesef gerilemeye devam ediyoruz. 2018 yılında Türkiye’nin 3.15 puanla 47. sıraya düştü. 2014 yılında ise 30. sıradaydık.
Gümrükler eski Genel Müdürü Cahit Soysal UND başta olmak üzere uzun yıllar lojistik sektöründe önemli görevler alan bir profesyonel. Bugün ise Ünsped Gümrük Müşavirliği’nde yönetim kurulu üyeliği yapıyor. Sektörden hiç kopmayan Soysal, Türkiye olarak en zayıf alanımızın 2.71 puan ve 58. sıra ile gümrük ve sınır geçiş işlemlerinin etkinliği. En kuvvetli alanımızın ise 3.63 puan ve 44. sıra ile sevkiyatların alıcıya zamanında ulaşması olduğunu söylüyor.
Şüphesiz ki genel anlamdaki bu düşüş, bölgesel lojistik üs olma iddiamızı zayıflatıyor. Türkiye’de ülke içi taşımacılığın yüzde 90’ının karayolu ile gerçekleştiğine dikkat çeken Soysal, “uluslararası yük taşımacılığı kayıtlı ve izlenebilir bir altyapıya sahip olmasına karşın, yurtiçi yük taşımacılığında kaotik bir ortam bulunduğunu söylemek yanlış olmaz. Çoğu tek araca sahip, yurtiçi taşımacılık yapan işletmelerde kayıt dışılık, eğitimsizlik ve araçların teknik yetersizlikleri göze çarpıyor. Otobanlara saçılan kabak lastik parçaları, seyir halindeyken tekeri patlayan bu araçların nasıl TÜV muayenesinden geçtiği anlaşılamaz. Yurt içi taşımacılıkta kullanılmayan atıl kapasite inanılmaz boyutta” diyor.
Aynı sorunun depolarda da görüldüğünü belirten Soysal, son yıllarda yaşanan ekonomik daralmanın yurtiçi depoculuk yapan işletmelerin ve gümrük antrepoları veya geçici depolama alanları olan işletmelerin teker teker piyasadan çekilmesine neden olduğunu vurguluyor.
Ayakta kalmaya çaba gösteren bu işletmelerin depolarındaki atıl kapasite ise yüzde 50’leri aşmış durumda.
Liman kapasitelerimiz de yeterli düzeye gelmiş değil. Özellikle limanların kurulduğu 1960’lı yıllardan sonra, bu limanların arka bölgelerinin parsellenerek inşaata açılması şehirlerde büyük bir trafik karmaşasına neden oluyor. Yerleşim yeri olmayan yeni bölgelere yeni limanların kurulması güç ve maliyeti çok yüksek.