Medya

UGM Kurumsal İletişim Direktörümüz Sayın Sami Altınkaya'nın "Sesimi duyan var mı?" Başlıklı Yazısı,06.04.2020 Tarihinde Dünya Gazetesi'nde Yayınlandı.

Tarih : 06-04-2020

Sesimi duyan var mı?


25 yıldır Anadolu’yu geziyorum ve iş insanlarıyla görüşüyorum. Bu yıla kadar aldığım yanıt hep aynıydı. İşler nasıl diye soruyorum. Anadolu insanı birebir konuşurken açık ve nettir. “Hesaba bakırem hacca gidem, cüzdana bakırem zekata muhtaç”
Yani kağıt üstünde hesaplar iyi görünse de cüzdanlar boş. Sanayici üretim yapıyor. Parasını bankaya faize koymak yerine, makineye ve hammaddeye yatırıyor. İş ve aş yaratmak için uğraşıyor. Artan üretim maliyetlerine rağmen üretmeye devam ediyor. Vatandaşın evine ekmek götürmesine vesile oluyor.
Fabrikasında 5 bin kişi çalıştıran iş insanı doğrudan 25 bin kişinin ekmek yemesini sağlıyor. Bu rakam tedarikçilerle birlikte 50 bine çıkıyor. Üreten kişilere bu gözle bakmak lazım. Ekonomik kararlar alınırken de çarpan etkisine dikkat ederek, gerçekçi politikalar uygulamak gerekir. Değilse kaş yapayım derken göz çıkarırsınız.
Geçen sene üretim daha yavaşlamamışken, hesaplar kağıt üstünde iyi görünürken, iş insanı tahsilat yapamadığı için cüzdanlar boştu. O yüzden aldığım yanıt hep aynıydı.
İş insanı sattığının parasını zamanında tahsil edemiyordu. Çalışanlarına; ben daha sattıklarımın parasını alamadım. O yüzden maaşları ödeyemiyorum. Ya da tahsil edince öderim diyemiyordu.
Üretimin en büyük maliyeti olan enerji faturasını para tahsil edemedim ödeyemiyorum diyemiyordu.
Hammaddeyi satın aldığı şirkete bu ay size para vermeyeyim. Siz bana yine hammaddeyi gönderin önerisi getiremiyordu.
Ama daha da kötüsü devletine dönüp, sattığımın parasını alamadım. Vergilerimi ve çalışanlarımın SGK’larını ödeyemiyorum diyemiyordu.
Vergisini zamanında ödeyemezse bir de faizle cezalandırılıyordu.
Bu durum ekonomi muhabirliğine başladığım günden beri devam ediyor.
Nasıl ki birileri iş arıyor ve bulamıyor. Sanayiciler ise aradığı kalitede insanı bulamıyor. Bu iki konu bir türlü çözülemedi. Ya da üniversite sanayi iş birliği yeterince kurulamıyor. Kimse kimseyi anlamıyor.
2020 yılına gelindiğinde durum artık çok daha kötü hale geldi.
İş insanı üretememeye ve yeni yatırım yapamamaya, hammaddeyi bile satın alamamaya başladı.
Devletin babalığını gösterme zamanı gelmiştir. Sanayici işçinin maaşını geciktiremez. Alın teri soğumadan emeğinin karşılığını vermek zorundadır.
Çalışanlar evine ve ailesine ekmek götüremezse sosyal patlamalar başlar. Bugün yaşanan biyolojik savaş da olağanüstü tedbirlerin alınması gereken bir zamandır. Geciktirmek hastalığı tüm Türkiye’ye yayar. Beklemenin faturası herkes için çok ağır olur.
Türkiye’nin bunları yapma gücü ve iradesi vardır. Yoksa istihdam hızla düşecek ve kriz derinleşecek.
Gerçek milliyetçiler ve vatanseverler yanında insan çalıştıran, onların evine ekmek götürmesini sağlayanlardır. Toplanan yardımlarda oluşturulacak bir hesapta bu amaçla kullanılmalıdır.
Hatırlayın ekonomik krizin yaşandığı bir önceki dönem milyonlarca insan işini kaybedecekti. Hükümet Kredi Garanti Fonu’ndan üretenlere destek oldu. Nefes kredisi verdi. Böylece işinden olanların sayısı çok az oldu. Zaten hesaplansa işinden ayrılacaklara ödenecek kıdem tazminatları ve işsizlik sigorta maaşları toplamı bundan daha fazla olacaktı. Hükümet akıllı bir politika izledi ve KGF’yi devreye soktu.
Rakamlarla sizlerin kafasını karıştırmak yerine açık ve net önerilerde bulundum. Bütün bunların emin olun bir matematik karşılığı vardır.
Bugün bunlar yapılmayacak da hangi gün yapılacak. İnsanlar zaten evlerinden dışarıya çıkamıyor. Bir de işlerinden olacak mı gibi endişelerden kurtarmak iyi olmaz mı?
Mili seferberlik böyle olur. Borçları ötelemek, yeniden yapılandırmak yaraya merhem olmaz. Bu antibiyotik tedbirleri alıp derhal uygulamaya koymalıdır.
Sonunu düşünen kahraman olamaz.
Biyolojik savaştan çıkmak için önerilerim

• Üretim yapan ve hizmet veren iş insanları, tahsil etmediği paranın vergisini ödememeli.

• Sanayici parasını tahsil etmeden elektrik faturasını ödememeli.

• Devlet enerji dağıtım şirketlerine, sanayici adına ödemeyi üç ay boyunca yapmalı.

• Kazanılmayan, cebine girmeyen paranın gelir vergisi olmaz.

• Vergileri ötelemek ya da yeniden yapılandırmak çözüm değildir.

• Bugün yapılacak olan devlet örneğin kriz geçene kadar üç ay boyunca üreten kesimden vergi almamalıdır.

• Çalışanların SGK kesintilerinin işverenden kriz geçene kadar yine üç ay boyunca tahsil edilmemelidir.

• Patronlara bir tek kişinin bile işten çıkarılmayacağını, aksi halde devleti karşısında bulacağı kararlı bir şekilde söylenmelidir.

• Halen çalışmakta olan insanların maaşlarının yüzde 60’ını devlet ödemelidir.

• Devlet İşini kaybeden ve iş bulamayanlara altı ay boyunca örneğin 3 bin lira para vermelidir.

• Bunun için gerekirse Merkez Bankası para basar. Sonuç kısa zamanda enflasyonu yükseltir. Ama daha sonra yükselen enflasyonu düşürmek, yaşanacak sosyal patlamadan çok daha hayırlı olur.

• Piyasada döviz kurunun ani yükselmesine ve inmesine müsaade edilmemeli. Döviz fırsatçılarına izin vermemek için dolar 6 liradan, euro ise 7 liradan sabitlenmeli.

• Bankalarda bulunan döviz tevdiat hesapları belirlenen bu kurdan sabitlenmeli. İsteyen parasını yine bu kur üzerinden çekebilmeli.

• İhracat için özel bir ihracat döviz kuru uygulamasına geçilmeli. Devlet ihracatı desteklemek için aradaki farkı finanse etmeli.

• Tarımda tam ürün ekme zamanı. Mazot çiftçiye bedava verilmeli. Tohum ve üretim desteği faizsiz ve geri ödemesiz bir defaya mahsus çiftçiye sağlanmalıdır.

• ARGE ve teknolojiye yatırım yapan şirketler bir yıl boyunca vergiden muaf olmalıdır.

• Devletin kendi içinden başlamak üzere ülke genelinde tasarruf yapılmalı. Bütün lüks harcamalar yasaklanmalı.

• Devlet ödeme garantili yapılan köprü ve otoyollar ile havaalanlarının ödemeleri Türk Lirası’na çevrilmeli. Ödemeleri ve verilen sözler gözden geçirilmeli. Sonuçta herkes elini taşın altına koymalı.
Gümrük Yönetmeliği’ndeki değişiklikler dijital konferansla anlatılacak

Korona virüs nedeniyle pek çok sektör evden işleri takip etmeye başladı. Ama bazı işler sahadan yapılmak zorunda. Gümrük hizmetleri de bunlardan biri. Gümrük müşavirleri de hijyen şartlarına uygun olarak, gerekli tedbirleri alarak hizmet vermeye devam ediyor. Dış ticaret devam ettiği sürece hem gümrüklerdeki memurlar hem de müşavir şirket çalışanları işlerinin başında.

Ticaret Bakanlığı gümrük işlemlerinin daha hızlı yapılması ve kolaylaşması için bir dizi önlem aldı. ÜNSED Gümrük Müşavirliği’de 8 Nisan Çarşamba günü saat 14.00 te kendi teknolojik altyapısını kullanarak, müşterilerine gümrük yönetmeliğindeki değişikliklerle ilgili bilgilendirme yapacak.

Dış ticaret işlemlerine damgasını vuran isimler şirket yöneticileriyle dijital konferansta bir araya gelecek. Rıza Mehmet Korkmaz’ın moderatörlüğünde, Remzi Akçin ve Cahit Sosyal firmaların sorularını yanıtlayacak.