Medya

UGM Kurumsal Iletişim Direktörümüz sayın Sami Altınkaya'nın "Koronavirüs dijitalizmi hızlandırıyor" başlıklı yazısı,16.03.2020 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayınlandı.

Tarih : 17-03-2020

Koronavirüs dijitalizmi hızlandırıyor…
Hatırlar mısınız DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümetinin Sağlık Bakanı Osman Durmuş vardı. O dönemde bir şarlatan kanser oldum dedi. Millet olarak seferber olduk ve kanımızı verdik. Alınan kan örnekleri ABD’ye gitti. Aynı zamanda doktor olan Osman Durmuş “Yapılan iş doğru değil. Milletin kan örnekleriyle gen haritamızı çıkaracaklar. Bizim bağışıklık sistemimizi çözecekler” dediğinde adamı ırkçılıkla suçladılar. Bu milletin Osman Durmuş’a bir özür borcu vardır.
Aslında verilen kan örnekleriyle insanların hangi hastalıklara karşı zayıf olduğu çok rahat öğrenilebilir. Sonra yine hatırlayın, kuş gribi, domuz gribi gibi hastalıklar çıktı.
Bugün ise koronavirüs dünyayı tehdit ediyor. Korona virüsünün çıktığı yere baktığınızda, üniversitelerinde dünyadan pek çok gencin okuduğu, ekonomisi ile Çin’in en büyük üretim tesislerinin bulunduğu, transit uçuşların merkezi bir yer olan Wuhan bölgesi acaba bir tesadüf mü? Daha önceki hastalıklar da yine bu bölge de başlamış. Ayrıca tam da Çin noel tatili öncesinde, dünyadaki Çinlilerin ülkelerine akın akın geldiği bir dönemde virüsün ortaya çıkması düşündürücü değil mi? Sizce bir virüsün dünyaya yayılabileceği en uygun yer Wuhan değil mi?
Şimdi dünyayı yöneten üst akıl, insanların bağışıklık sistemini son on yılda çok daha kolay bir yöntemle çözdü. Sosyal medya bunun için kullanıldı. Uluslararası dev şirketler ürün ve hizmetlerini satabilmek için sosyal medyayı kullandı. Artık kanımızın alınıp gen haritamızın çıkarılmasına gerek kalmadı. İnsanlar sosyal medya kullanarak kendilerini dijital dünyaya ve o dünyanın sahiplerine tüm açıklığıyla sergiledi.
Bir uygulamayı telefonunuza indirdiğinizde sizin cebinizdeki her şeye erişim iznini vermek zorundasınız. Sonuçta ABD’yi ve dünyayı yöneten üst akıl bizi de daha rahat yönetmeye başladı.
Yapay zeka ve ölçümleme ile toplumların beğenilerini, tercihlerini, taleplerini belirleyip buna uygun ürünleri pazarlıyor. Ya da bağışıklık sistemimizi bilip, ona göre virüsleri ya da hizmetleri karşımıza çıkarıyor.
Bugün arkadaşınızla sohbet ederken tatil planınızı anlattıktan sonra, tatil alternatifleriyle ilgili haberler cebinize ve mailinize düşüyor. Telefonda yaptığımız konuşmalar dinleniyor. Bu dinlemeyi ölçümleyen uluslararası şirketler ve yazılımcıları, isteklerimizi belirliyor. Sonra bize bu isteklerimizle ilgili teklifler sunuluyor.
Neden sosyal medya ücretsiz diye kendinize sordunuz mu? Dijital dönemde özel hayatın gizliliği diye bir şey olmayacak. Tam aksine özel hayatın suç olacağı bir döneme giriyoruz. Şeff af ve açık bir topluma hazır olmamız lazım. Dijital dönem; insanların yaptığı işlerin robotlar tarafından yapıldığı bir dönemin adıdır.
Dijital dönemdeki en büyük sorun yaşlı insan nüfusudur. Bakın sosyal medyayı en fazla kullanan kesimlerin başında gençlerin ardından 60 yaş üzeri insanlar geliyor. Yaşlı nüfus ise dijital dönemin en büyük muhalifleridir. Sosyal medyanın dışında robotlarla birlikte yaşamayı istemiyor. Ya da kripto parayı kullanamayacak. Gelenekçi bir beyin dijitalizmin düşmanıdır. Dikkat ederseniz koronovirüs de en çok yaşlıları tehdit ediyor. Yani bu üst aklın hedefi, dijital dünyanın oyuncağı sosyal medya ile her şeyini bildiği bu yaşlı nüfus olamaz mı?
Şimdi asıl soru Türkiye olarak ne yapmalıyız. Emperyalizme karşı kurtuluş savaşı veren milletiz. Dijitalleşmeyi nasıl fırsata dönüştürebiliriz. Maalesef hep bugünü yaşıyoruz. Geleceği bu bakış açısıyla planlayıp, teknolojiyi bu tehditlere karşı nasıl kullanabiliriz. İşte bunun ilk adımı dijital döneme uygun nesilleri teknoloji tabanlı bir eğitimle yetiştirmekten geçer. Matematik bilen ve analitik düşünebilen nesiller Türkiye’yi ayakta tutacak.
Yetkilendirilmiş yükümlü sertifikası dış ticareti hızlandırıyor
Dış Ticarette hızımızı artıracak her çalışma Türkiye’yi uluslararası rekabette on adım öne geçirecek. Bunun için Ticaret Bakanlığı yeni projeleri uygulamaya koyuyor. Kağıtsız beyannameye geçiş bunun en önemli adımlarından biri oldu. İhracatta 20 Ağustos 2019 tarihinde kağıtsız beyanname uygulamasıyla, beyannameler elektronik ortamda imzalanarak gümrük idaresine beyan edilmeye başladı. Aynı şekilde ithalatta da bu yılın şubat ve mart aylarında gümrüklerde beyannameler kağıtsız uygulanmaya başlandı.
Temel amaç gümrük işlemlerinin basitleştirilmesi. Bunun ilk adımı da evraklarda yapılan basitleştirme olmalı. Yetkilendirilmiş Yükümlü Derneği (AEO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Altay Yeğin ile konuşuyoruz. Türkiye’de dış ticaret alanında faaliyet gösteren “Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası” sahibi kuruluşları bir araya getiren dernek yakın tarihte Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay’ı ziyaret etti. Amaç daha fazla dış ticaret ve katma değerli ihracat olunca, bunun daha hızlı nasıl yapılabileceği konusunda dernek Ticaret Bakanlığı’na görüşlerini aktardı. YYS belgesi almak firmaların dış ticaretteki hızını artırıyor. AEO Başkanı Mehmet Altay Yeğin “Asıl serüven güvenlikten doğru. Amerika’da CTPAT ile başlayan uygulama, Avrupa’da AEO ile tamamlandı. O dönem terörden korunma amaçlıyken, şu an ihtiyaçlar kapsamında yabancı sermayenin ve teknolojinin çekilmesi ve güvenilirlik ve ihracatı artırıcı bir duruma doğru evrilmiştir. Serbest bölgeleri hatırlayın. Turgut Özal’ın hayali, ABD’ de gördüğü imalatçı serbest bölgelerdi. Bu hayal bugün YYS ile yörüngesine oturmuştur. Bakanlığımız yapılan yönetmelik değişikliği ile imalatçı ve ihracatçıları ön plana çıkarılmıştır” dedi. Bunun için uygulanmakta olan Onaylanmış Statü Belgesi (OKSB) devrini tamamlıyor. 2018 yılında ilk olarak ithalatta mavi hat uygulaması kaldırılmıştı. İhracatta ise OKSB’nin yerini YYSII’ye bırakacağı görülüyor. Daha önce OKSB’si bulunan firmaların YYSII ye geçişleri ise olmayanlara göre daha hızlı gerçekleşecek.
YYS’nin avantajları ise; uluslararası pazarlarda güvenilir olarak tanınma, tedarikçi olarak tercih edilme, karşılıklı tanıma anlaşması yapılan ülkelerde yetkilendirilmiş yükümlü olarak
kabul edilme ve o ülkede sağlanan ayrıcalıklardan mütekabiliyet esasına dayanarak faydalanabilme imkanı veriyor. Ayrıca, boşaltma, yükleme, eşya ve aracın beklemesi gibi masrafların ortadan kalkması, daha ileri düzeyde planlama, tedarik masraflarının azalması ve tedarikçilerle işbirliğinin artması sağlanmış oluyor. YYS belgesi olması halinde uzun gümrük işlem süreleri düşerken, eşyanın ardiye, demuraj ve nakliye giderlerindeki düşüş yüzde 20’lere varıyor.
Ön izleme süreci 3 yıldan 5 yıla çıkıyor…
YYS yönetim kurulunun bakanlık ziyareti sırasında bakan yardımcısı Rıza Tuna Turagay şunları söyledi “ Yetkilerinizi artırdık ama sorumluluklarınızı da artırıyoruz. Sizlere güveniyoruz ve ön izleme sürecini 3 yıldan 5 yıla çıkarttık. Tabi ki sorumlulukların artırılması sonradan kontrol kapsamını da yönetmeliğe eklemiş oldu." Her ne kadar YYS’li olsanız da her an kapınızı bir müfettişin çalabileceği anlamına geliyor. Yapılan değişiklik başvuru sırasında var olan şartların 5 yıl sonra sağlayıp sağlamadığının da kontrolü anlamına gelmektedir. Dünyanın içinde bulunduğu ticari ve kaotik ortamında bu sürenin en azından 2 yıl daha uzatılması firmalara nefes aldırmıştır.