Medya

UGM Kurumsal İletişim Direktörümüz Sayın Sami Altınkaya'nın "Hesap Verebilir Olmak" Başlıklı Yazısı, 27.04.2020 Tarihinde Dünya Gazetesi'nde Yayınlandı.

Tarih : 27-04-2020

Hesap verebilir olmak

Türkiye Sen kimsin? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. ABD Sen kimsin? ABD devletine vergi veren bir vatandaşım.

Aradaki fark ne dil ne de din. Biri vergi verdiğinin farkında. Bu farkındalıkla her gün hükümetine hesap sorabiliyor. Bunun için seçimleri beklemiyor. Vatandaşlık dört yılda bir yapılan bir görev değil. Vatandaşlık bir hak ve ayrıcalık. Bu bilinçle soruyor ve sorguluyor. Halkın hesap sorduğu ve yönetime aktif olarak katıldığı bir yönetim anlayışının demokrasi için önemli olduğunu düşünüyorum.
Yargının ve yasamanın tam bağımsız ve denetleyici bir mekanizma olduğu, seçmen iradesinin yönetime yüzde yüz yansıdığı. Başarılı olanların bile sadece iki dönem başkan olabildiği. Başarısız olanlarınsa siyasi hayatının çok geçmeden bittiği bir sistem. Yardımların ve bağışların açık ve yasal olduğu, şeffaf bir yönetim. Meclisin yönetimde aktif bir rol oynadığı bir siyasi yapı. İşte bu siyasi yapı içinde hızlı kararların alındığı ve uygulandığı bir model. Biz de ise vatandaşlık bir görev. 1961 Anayasası’na bakarsanız hak ve özgürlüklerin olduğu yazılı bir metin görürsünüz. 1981 Anayasası’nda ise daha çok ödevler ve görevler vardır. O zaman sadece adınız vatandaş olur.
Vatandaş Ahmet Bey parti liderlerinin kendi adına belirlediği adaylara oy veriyor. Oysa doğrudan delegelerin değil de parti üyelerinin seçtiği adayları vatandaş seçse daha iyi olmaz mı? Parti genel başkanlarını da sayıları bin civarında olan delegeler yerine milyonlarca parti üyesi seçse işte görün o zaman başkanlık sistemini. İşler nasıl tıkır tıkır işliyor. Şeffaflık için birinci ve en temel şart kişilerin vatandaş olduğu bilincinin yerleşmesi.
Millet vatandaş olma bilinci ve sorumluluğuyla yaşamazsa, adı başkanlık da olsa parlamenter sistem de olsa devlet mekanizması işlemez. Bir ileri iki geri gidersiniz..

Şeffaf ve denetlenen şirketler kazanıyor

Şeffaflık devletler için olduğu kadar şirketler için de aranan bir özellik. Dış ticaret yapan şirketler için, şeffaf olmak iş yapılabilir olduğunun göstergesi kabul ediliyor. Şirketler de bunun için halka açılıyor. Çünkü halka açık şirketler Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından denetleniyor. Bunu da uluslararası piyasada koz olarak kullanıyor.

Şirketler halka açık olsun ya da olmasın kendini bağımsız bir denetim şirketine denetletebilir. Kanunen halka açık olamayan ama yine de her sene kendini denetleten şirketler de var. Gümrük müşavirlik şirketleri halka açık olamıyor. Buna rağmen yabancı sermaye ile dış ticaret yapan şirketlerin gümrükleme işlemlerini yapan Ünsped, 2019 yılında şeffaflık ödülünü aldı. Son beş yıldır da şirket olarak kurumsal derecelendirme yaptırıyor.

Ünsped Gümrük Müşavirliği CFO’su Celalettin Güleryüz ile ölçümlemeyi ve denetlenebilir olmayı konuşuyoruz.

Kurumsal yönetim için önemli olan nedir?

Kurumsal yönetimle ilgili düzenlemeler dört temel ilkeye odaklanıyor. Adillik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk. Kurumsal yönetimi, bir şirketin tüm paydaşları ile olan ilişkilerini, eşitlik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkeleri çerçevesinde yürütmesi diyebiliriz. Adillik ilkesi şirket yönetiminin bütün hak sahiplerine karşı eşit davranmasının ifadesi. Azınlık hissedarlar ve yabancı ortaklar da dahil olmak üzere, hissedar haklarının korunmasını ve yapılan sözleşmelerin uygulanmasını ifade ediyor. Şeffaflık şirketin kamuoyu ile doğru, açık ve karşılaştırılabilir bilgi paylaşımını gerektiriyor. Hesap verebilir olmak, yönetim kurulunun tepe yönetim performansını, bağımsız bir şekilde izlemesini ve tepe yöneticilerin hissedarlara karşı hesap verebilirliğinin temin edilmesini gerektiriyor. Sorumluluk ise şirketler hissedarları için değer yaratırken, toplumsal değerleri yansıtan kanun ve düzenlemelere uyumlu çalışmasını anlatıyor.

Şirketlere sağladığı fayda nedir?

Bu ilkeler şirketlerin faaliyetlerini uluslararası standartlara sürdürebilmelerine, hem menfaat sahiplerine, hem paydaşlarına hem de topluma karşı şeff af ve hesap verebilir olmalarına, böylece gelecek nesillere devirlerinin daha sağlam temellere dayanmasına olanak sağlıyor. Şirketin etkin ve verimli çalışabilmesine yardımcı oluyor.

Kurumsal yönetim yoksa ne olur?

Kurumsal yönetimin eksik olduğu şirketlerde, yönetim açısından yetersiz ve aynı zamanda yolsuzluğa açık, hesap veremeyen yapılar oluşur. Hedefler denetim ve gözetim politikaları oluşturulamadığı için belirsizlik, iş süreçlerini olumsuz etkiler. Şirketin uzun dönem performansında ciddi sorunlar oluşturur ve performansında günlük koşullara göre dalgalanmalar gösterir.

Ünsped olarak neden kurumsal derecelendirme yapıyorsunuz?

UGM her ne kadar halka açık bir şirket olmasa da sürdürülebilir bir yapı tesis etmek. Müşterilerimize karşı sorumluluklarımız kapsamında denetimden geçmiş süreçleri işletip hizmet kalitemizi ve güvenilirliğimizi artırmak. Pay sahipleri ve menfaat sahipleriyle birlikte tüm paydaşlara karşı açık, şeffaf ve hesap verebilir bir yapıyı tesis etmek. Böylece ihmal ve suistimalleri önlemek. Etik ilkelere ve yasal mevzuata tam uyum süreçlerini denetlettirmek ve belgelendirmek. İş hayatına, çevreye ve topluma karşı sorumluluklarımızı yerine getirmek. Bütün bunların sonucunda sektörde güvenilir ve itibar edilir bir firma olarak, müşterilerimize sadece bugün değil yarınlarda da iyi bir tedarikçi olarak hizmet vermek için 2015’den bu yana “Kurumsal Yönetim Derecelendirme” notumuzu her sene kamuya açıklıyor ve süreçlerimizde iyileştirme çalışmalarımıza devam ediyoruz. 2019’da da 10 üzerinden 9.22 puan aldık.

Peki şeffaf bir şekilde müşterilerinizle bunu paylaşıyor musunuz?

Müşterilerimizin tedarikçisi olarak kendi iç süreçlerimizde mali mevzuat ve uyum konularında bağımsız denetim yaptırıyor ve tüm paydaşlarımızla paylaşıyoruz. Bağımsız denetim kapsamında müşterilerimize bir tedarikçileri olarak, şirketimizin vergi yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğine ilişkin vergi mutabakat raporu alıyor ve sunuyoruz.