Medya

UGM Kurumsal İletişim Direktörümüz Sami Altınkaya'nın "Gümrüklerde yapılacak reform Türkiye’yi uçurur" başlıklı yazısı, 08.06.2020 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayınlandı.

Tarih : 08-06-2020

Gümrüklerde yapılacak reform Türkiye’yi uçurur

Lojistik maliyetlerin dış ticarete etkisi konusunda Dünya Bankası bir araştırma yaptı. Özellikle kriz dönemlerinde limanlarında giderlerini kontrol eden ve doğru yöneten ülkeler gelirlerini artırıyor. Değilse artan maliyetle ithalat ve ihracat yapan firmalara ağır bir yük getiriyor. Bu da ülkeye kaybettiriyor. Dünya Bankası’nın Lojistik Performans Endeksi Raporu’nda öne çıkan başlıklar şöyle;

• Özellikle limanlardaki işlemlerin hızlı ve kurallı yapılması ülkenin rekabet gücünü de artırıyor.

• Bir malın taşınmasındaki bir günlük gecikmenin maliyeti, o malın ticaretinde yüze 1 daralma anlamına geliyor.

• Bir ülkede ihracat maliyetlerindeki yüzde 10’luk bir azalma, ülkenin toplam ihracatında yüzde 4.7’lik bir artış sağlamaktadır.

• Bir ülkenin malını rakip ülkelerden bir gün önce teslim etmesinin getirisi, bu işlemlerden yüzde 0.6 ile yüzde 2,3 arasında avantaj ve kârlılık sağlıyor. Aynı şekilde bir malın taşıma maliyetlerindeki yüzde 10 artış, o malın ticaretindeki yüzde 20 düşüş demektir.

• Malların teslimindeki bir günlük gecikme, o ülkenin zamana dayalı ürün ihracatında yüzde 7 azalma olarak ortaya çıkıyor. Öte yandan lojistik performansı iyi olan ülkelerin milli gelirleri ve dış ticaretleri de daha fazla büyüyor.

• Ayrıca gelişmiş ülkelerde lojistik maliyetlerin nihai ürün içinde payı ortalama yüzde 10-15, gelişmekte olan ülkelerde ise çeşitli nedenlerle ortaya çıkan verimsizlikler nedeniyle bu oran yüzde 15-25 civarında gerçekleşiyor. Uluslararası Kara Taşımacılığı Birliği tarafından yapılan bir diğer araştırmada, taşımacılıkta harcanan toplam sürenin yüzde 40’ının sınır kapılarındaki beklemeden kaynaklandığını ortaya koymuştur.

• Dünya Bankası tarafından hazırlanan Lojistik Performans Endeksi Raporu’na göre, gümrük işlemlerindeki hızın yarı yarıya artırılması halinde dünya çapında 33 milyar dolarlık bir büyüme doğuracağı öngörülüyor.

• Bu yüzden gümrükler, özellikle lojistik etkinliğinin artırılmasında büyük bir önem ve potansiyele sahip oluyor.

• Sınır geçişleri ve gümrük işlemlerinin lojistik süreçler üzerindeki etkisi, gümrükleri lojistik zincirinde önemli bir aktör haline getiriyor.

• Ülkeler küresel ticaretten aldığı payı artırmak için, lojistik maliyetleri düşürmeye ve tedarik zincirini etkinleştirmeye çalışmaktadır.

• Türkiye’nin de bu tablo karşısında coğrafi üstünlüğünü daha fazla dövize çevirmesi için gümrüklerde reform yapması gerekiyor.

• Türkiye’de ihracattaki işlemler için sınırlarda ortalama bekleme süresi 10 saat, ithalat içinse 7 saat sürüyor. İhracatta doküman işlemlerinin tamamlanması için gereken süre 4 saat iken, ithalat için bu süre 2 saati buluyor.

• İhracatta sınırdaki işlem maliyetleri için TIR başına yapılan konteyner harcaması ortalama 338 dolarken, bu rakam ithalatta 46 dolar tutuyor. İhracatta dökümanlar için yapılan harcama ortalama 55 dolar olurken, ithalatta da bu tutar yine 55 dolarda kalıyor.

• Türkiye bu noktada en kötü performansı, ihracat için sınırda yapılan işlemlerde harcanan giderler açısından aldığı 68,1 puanla gösteriyor.

Dünya Bankası’nın bu raporunu sizlerle paylaşmak istedim. 2018 yılında Türkiye performans olarak 160 ülke arasında 47. sıradaydı. İş yapma kolaylığı endeksinde ise 190 ülke arasında 43. sırada yer aldı.

Türkiye’de toplam 20 limanda 2019 yılı itibariyle7 milyon 482 bin 588 adet konteyner elleçlendiğine göre, her bir konteyner için 200 dolar olarak sonradan icat edilen maliyetler eklendiğinde 1,5 milyar doları bulan ek bir maliyet dış ticaret yapan şirketlerin üstüne biniyor. Bu rakam limandan limana da farklılık gösteriyor.

Türkiye’nin limanlarında yaşanan yetki karmaşasına, Ticaret Bakanlığı ile Ulaştırma Bakanlığı arasında sıkışan şirketlerimizin sesine kulak vermeliyiz. O yüzden gümrüklerde yapılacak reform ve kuralların keyfiliğe göz yummadan, maliyetleri düşürüp döviz gelirlerini artırmak yönünde yapılması Türkiye’yi uçuracaktır.

Yakınlaşan doğu pazarından pay almak

Dünyada dengeler değişti. Kapitalist ABD ithalatı zorlaştıran kararlarla kapalı bir ekonomik modele yöneldi. Kominist Çin ise dünya ile daha fazla entegre olmak için ekonomide herkesi şaşırtacak kararlar aldı. ABD ile Çin arasında yaşanan ticaret savaşları 2019 yılına damgasını vurdu. 2020 yılında da bu savaş artarak devam ediyor. Uzak Doğu kavramının tarihe karıştığı, Çin’den doğu pazarı diye bahsedilen bir dönemdeyiz. Pekin’den çıkan bir yükün 12 günde Londra’ya varacağı düşünüldüğünde, Avrupa Çin yakınlaşmasından faydalanmanın yollarını şimdiden bulmak zorundayız. 2019 yılında Çin’den 18.497 milyar dolarlık ithalat yaparken, ihracatımız 2.587 milyar dolarda kaldı. Bu dış ticaret açığını kapatmak için elimizi çabuk tutmalıyız. Bunun için Çin dış ticaretini doğru analiz etmek gerekir. Çin’deki tarife cetvelinde yer alan 8 bin 258 adet malın gümrük vergi oranları incelendiğinde, Çin Halk Cumhuriyeti’nin tarım ürünlerindeki ortalama koruma oranlarının yüzde 15,1 olduğunu görüyoruz. Bu oran sanayi ürünlerinde yüzde 8,9’dur. Türkiye’nin Çin’e ihracatındaki ilk 100 ürünün gümrük vergi oranını incelediğimizde ise Çin ekonomisinin ihtiyaç duyduğu hammadde ve kimyasallarda gümrük vergi oranlarının çok düşük olduğu söylenebilir. Katma değeri yüksek mamul ve mallarda, tarım ürünlerinde ise vergi oranlarının yüzde 30’lara ulaşıyor. Çin’in Pakistan, ASEAN (Güneydoğu Asya Uluslar Birliği) ülkeleri, Şili ve Güney Amerika ülkeleri başta olmak üzere birçok ülke ile serbest ticaret anlaşması var.

Çin ekonomisinin sınırları

Çin’de özellikle tarım ürünlerindeki gümrük vergisi oranları, sanayi ürünlerine kıyasla ciddi oranda yüksek. Et ürünlerinde yüzde 10-25, balık ürünlerinde yüzde 10-17,5 seviyesinde. Bu oran süt ürünlerinde yüzde 10-20’lerdeyken, yaş sebze ve meyvelerde yüzde 5-30 arasında. Gümrük vergileri yağlarda yüzde 4-25, işlenmiş et ve balık ürünlerinde yüzde 5-15, alkollü içeceklerde yüzde 40, tütün ve mamullerinde yüzde 10-57 arasında vergiler uygulanıyor. KDV’nin de birçok ürün için yüzde 17 olduğunu da hatırlatmakta fayda var. Çin’e klasik ihraç ürünlerimiz olan mermer ve diğer madencilik mamullerinin yanında, hedef olarak görülebilecek sektörler özellikle nihai tüketiciye yönelik olması ülkemize döviz kazandırır. Orta ve daha üst gruplara hitap eden, katma değeri yüksek her türlü ürün satışı yapılabilir. Bunlar arasında işlenmiş her türlü gıda ürünü, hazır giyim, kürk ve deri ürünleri, ev tekstili ve halılar, kuyumculuk ürünleri, ısıtmada kullanılan kombiler, banyo su ısıtıcıları ve radyatörler, mobilya ürünlerimizi Çin’e ihraç edebiliriz.

Çin’in küresel ticaret içindeki yeri

Çin ile ABD arasındaki ticaret hacmine bakacak olursak, 2018 yılında 560 milyar dolardı. Çin’in ABD’ye ihracatı 431 milyar dolarken, ithalatı 130 milyar dolar olduğu görülüyor. 2019 yılında ise ihracat yüzde 0,5 artarken, ithalat yüzde 2,8 oranında geriledi.

Avrupa Birliği ise Çin’in en büyük ticari ortağı olmaya devam ediyor. ABD ise ASEAN ülkelerinin ardından üçüncü sırada yer alıyor. Hong Kong ile 556 milyar dolar tutarında, Singapur ile 203 milyar dolar, Birleşik Arap Emirlikleri ile 346 milyar dolarlık re-export yani transit ticaret yapan Çin ile biz de daha fazla ticaret yapabiliriz. Küresel düzeyde hizmet verecek lojistik merkezler kurarak, buralarda faaliyet gösterecek küresel lojistik ve e-ticaret şirketlerini konumlandırabiliriz. Lojistik sektörünün gelecek 10 yıl içindeki hedefi bu olmalı. Bunun dünyada çok örneği var. Amazon şirketi ticari faaliyetlerine internet üzerinden kitap satarak başladı. Lojistik alanındaki fırsatı görerek, dünya çapında 310 müşteriye, 658 bin çalışan sayısına ve 233 milyar dolarlık net ciroya ulaştı. Bugün ise 865 milyar dolarlık piyasa değeriyle dünyada halka açık dördüncü büyük şirketi oldu. Batıda bunlar yaşanırken, doğuda da Alibaba başka bir başarı hikayesi yazdı. Yaklaşık 55 milyar dolarlık bir ciroya ulaşan şirketin piyasa değeri 550 milyar doların üzerine çıktı. Önümüzdeki 10 yıl içinde iki şirketin de 1’ er trilyon dolarlık satış rakamlarına ulaşmaları bekleniyor. Türkiye de kuracağı lojistik merkezleriyle dünyanın dağıtım üssü olabilecek bir potansiyele sahip.