Medya

UGM Kurumsal İletişim Direktörümüz Sami ALTINKAYA'nın "Alın Teri Dönemi Bitti" Başlıklı Yazısı, 24.02.2020 Tarihinde Dünya Gazetesi'nde Yayınlandı

Tarih : 24-02-2020

Alın teri dönemi bitti


Bugün akıl terini çalıştıranlar kazanıyor. Dijitalleşen dünyada sağlıktan finansa, enerjiden gıdaya tüm sektörlerin iş yapış şekilleri değişiyor. Kurulu sanayi yapıları yeniden tanımlanıyor. Dana önce olmayan yeni endüstriler doğuyor.
Dünya Ekonomi Forumu’nun bir çalışması hayatımıza yeni giren teknolojilerden en çok hangilerinin iş modellerini dönüştürdüğü hakkında ipuçları veriyor. Çalışmaya göre nesnelerin interneti, ileri üretim teknolojileri, üç boyutlu baskı ve yeni enerji kaynakları iş yapış biçimlerini dönüştürmeye başladı. Önümüzdeki yıllarda ise ileri robotik ve otonom ulaşım, yapay zeka, biyoteknoloji ve genomiksin etkisini yaşayacağız.
Hammaddeden satış sonrası hizmetlere kadar uzanan bir süreci daha verimli kılmak için dijitalleşmek şart. Bu rekabete de yeni bir anlayış katıyor.
Dijitalleşme aynı zamanda şirketlerin sağlıklı ve hızlı karar almasını, hatasız ve şeffaf bir yönetime ulaşmayı, dünya şirketleriyle rekabette avantaj sağlamayı, mükemmeli aramak ve beklemek yerine daha sonuç odaklı hareket etmeyi sağlayacak.
Dijitalleşmeyen şirketlerin maalesef önümüzdeki yıllarda ayakta kalması zor görünüyor. İstanbul Sanayi Odası’nın ilk 500 büyük firma sıralamasına baktığımızda yüksek teknolojiyi kullanan ve üreten şirket sayısının 12’de kalması durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. İhracattaki kilogram katma değer fiyatının 1.3 dolarlarda olması da bunun sonucudur. Özellikle imalat sanayindeki düşük teknolojik yapıları, yüksek teknolojiye dönüştürmemiz gerekiyor.
Bilgi ekonomisine dönüşüm hızla yapılmalıdır. Yüksek teknolojiyi getirelim demekle ya da getirmekle iş bitmiyor.
Bu bilgiyi üretecek ve kullanacak bireylerin de gerekli donanıma sahip olması şart. Bu da eğitim sisteminin, dijital dönüşüme uygun yapılandırılmasıyla mümkün olabilir.
Artık kas gücü yetmiyor. Akıllı beyinler kazanıyor. Büyük olanın değil, hızlı ve çevik olanın kazandığı bir dünyada, akıl terini çalıştıranlar hayatta ve ayakta kalacak.
“Bilgi ekonomisine dönüşüm hızla yapılmalıdır. Yüksek teknolojiyi getirelim demekle ya da getirmekle iş bitmiyor. Bu bilgiyi üretecek ve kullanacak bireylerin de gerekli donanıma sahip olması şart. Bu da eğitim sisteminin, dijital dönüşüme uygun yapılandırılmasıyla mümkün olabilir.”
Dış ticarette bekleme süreleri ekonomiye zarar veriyor
Türkiye’nin lojistik performans endeksi sıralamasında komşularımızla iyi bir konumda olsak da dış ticaret hızımız düşük. İhracattaki işlemler için sınırdaki bekleme süresi 10 saat. İthalat içinse ortalama 7 saat. Bu işlemlerdeki en büyük sorun gereksiz evraklarla dokümantasyon işlerinin fazlalığı. İhracat işlemlerinin tamamlanması için 4 saat, ithalat içinse 2 saat gerekiyor.
İhracatta sınırlardaki işlem maliyetleri için konteyner başına yapılan harcama 338 dolarken, bu rakam ithalatta 46 dolar. İhracatta ve ithalatta evrak için yapılan harcama ortalama 55 dolar. İşte bu maliyetlerden dolayı Türkiye’nin ihracat için sınırda yapılan işlemlere harcanan giderler açısından aldığı puan 100 üzerinden 68.1’dir. İthalatta ise yüzde 99’luk bir başarı var. Yani Türkiye’den ihracat yapmak daha zor gözüküyor. Bu maliyetler olmasa Türkiye 1 milyar dolar daha fazla döviz girişi sağlayabilir.
Satın alırken kazanma dönemi
Sakarya Satınalma Yöneticileri ve Profesyonelleri Derneği (SASAYDER) tarafından Sakar ya Üniversitesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen “İş dünyası ve satınalma” toplantısında, tasarrufun daha üretime başlamadan yapılması gerektiği, yükselen maliyetlerden çıkış yolu olarak gösterildi.
Sürdürülebilirlik kavramı burada da karşımıza çıktı. Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO)Başkanı Akgün Altuğ, bir şeyi alırken kazanmanın önemli olduğu belirterek, ihtiyaçların temininden daha çok sürdürülebilirlik konusuna dikkat çekti. Türkiye’de üretim ekonomisine önem verilmesi ise herkesin ortak fikriydi.
Satın alma konusunda dünya standartlarına yakın bir noktada olduğumuzu belirten Türkiye Satınalma ve Tedarik Yönetimi Derneği (TÜSMOD) Başkanı Gürkan Hüryılmaz ise, bu konuda akademik bölümlerin açılmasının gerektiğini söyledi. Çeşitli sektörlerden bin 600’ün üstünde üyesi bulunan TÜSMOD yetkililerinden aldığımız bilgi, dijitalleşme konusunda firmalara kendi yazılımlarını yapıp satan firmaların olduğunu öğreniyoruz.
Cambridge Üniversitesi’nde ekonomi ve girişimcilik dersleri veren Prof. Dr. Navi Radjou’nun dediği gibi daha üretim yapmadan tasarruf yapanlar kazanıyor. Buna tutumlu inovasyon adını veren Prof. Dr. Navi Radjou, iyi planlanmayan ve stratejisi önceden belirlenmeyen üretimlerin kar etmesinin mümkün olmadığını söylüyor. Üretim maliyetlerini bir yere kadar aşağıya çekebilirsiniz. Ama asıl olan kârlılığı artıramıyorsanız üretmeden tasarruf etmenin yollarını bulmalısınız.