Medya

UGM Kurumsal İletişim Direktörümüz Sami Altınkaya'nın "İSO 500'ü doğru okumak gerek" başlıklı yazısı, 20.07.2020 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayınlandı.

Tarih : 20-07-2020

İstanbul Sanayi Odası (İSO) 1968 yılından beri heryıl Türkiye'nin 500 büyük firma sıralamasını açıklar. Ekonomi dünyasında son dönemde adından sıkça söz ettiren “Nam-ı Değer Ahmet Bey'in" dilinden yazılarını kaleme alan Celalettin Güleryüz ile hafta sonu kahvelerimizi içerken sohbet ettik.

2019 İSO 500 listesini değerlendirmeye başlamadan önce 2019 yılı Türkiye ve dünya ekonomilerinin içinde bulundukları koşulları hatırlatan UNSPED Gümrük müşhabirliği CFO'usu Güleryüz “2019 yılı tüm dünyada ticarette korumacılığın arttığı bir dönemdi, ABD-Çin ticaret savaşları dünya ticaretini tehdit eden en önemli gelişmelerden birisiydi. Brexit ve ABD-İran gerginliği de yıl boyunca gündemde olan önemli konulardan birkaç tanesiydi. Nitekim 2019 yılı dünyadaki ekonomik büyüme yüzde 2,9 ile son 10 yılın en düşüğü olarak gerçekleşti.

Nam-ı değer Ahmet bey yaşanan kur krizine de dikkat çekiyor. Güleryüz “Aynı dönemde Türkiye tarafında ise bir kur krizi ve beraberinde yüksek enflasyon ortamından yeni yeni çıkılmaya başlanıyor ve henüz piyasalarda taşlar yerine tam oturmamış, beklentilerde tedirginliklerin hakim olduğu bir dönemdi. Yine 31 Mart'taki yerel seçimler ve seçim atmosferinin ekonomiye etkilerini de göz önünde tutmak gerek. Tabii ki bu ortamda, işletmelerin maliyetlerinde artışlar, dış pazarlarında talep düşüşleri gibi sebeplerden ötürü bizim ekonomimiz de ancak %0,9 büyüme kaydedebildi”

İşte bu ortamda İSO ilk 500 büyük şirket sıralamasını açıkladı. Celalettin Güleryüz “İSO 500 şirketlerinin 2019 performanslarının da bu gelişmelere paralel olarak finansal sorunların devam ettiği, büyümeye ilişkin hem maliyet yüksekliği hem de talep düşüklüğü ile mücadele edilen bir dönem olarak gerçekleştiğini söyleyebiliriz. 2019'da İSO 500 şirketleri üretimden satış olarak 1 trilyon TL sınırını aştılar; 1 trilyon 21 milyar 869 milyon TL üretimden satış hasılatı elde ettiler. Bir önceki döneme kıyasla yüzde 16.4 seviyesinde bir artış elde edildi. Bu artışta tabii ki döviz kuru artışının etkisi bilinen bir gerçektir. Dikkatimi en çok çeken hususlardan bir tanesi, her ne kadar ciro artışı sağlanmış olsa da faaliyet kârının yüzde 14.6 düşmüş olması. Bu durum, işletmelerin artan maliyetlerini satış fiyatlarına yansıtamadıklarını, dolayısıyla maliyet yapılarının bozulduğunu göstermektedir. Kısa vadede yönetilebilir bir sorundur ancak uzun vadede sürdürülebilir değildir. Dolayısıyla 2019 listesinde en önemli birkaç husustan bir tanesi olarak karşımıza çıkmaktadır” diyor.

Yine en önemli hususlardan bir diğeri, uzun senelerdir işletmelerin üzerinde ağır bir yük olan ve 2018 yılında faaliyet kârının yüzde 89'una kadar ulaşan finansman giderlerinin yüksekliği. Celalettin Güleryüz yine matematiği konuşturuyor. Güleryüz “2019 yılında her ne kadar bir önceki yıla göre biraz gerilemiş olsa da finansman giderleri halen işletmelerin faaliyet kârının yaklaşık yüzde 70'ini götürmekte. Belki de daha vahimi, son 2 senedir finansman giderlerinin işletmelerin vergi öncesi dönem kârından daha yüksek olmasıdır. Diğer bir deyişle, şirketler vergi hariç tüm maliyet ve gider unsurlarını düştükten sonra kendilerine kalan paradan daha fazla bir parayı finansman giderlerine ayırmak zorunda kalıyorlar. Bu durum da orta ve uzun vadeli ciddi tehlike unsurları barındırmaktadır. 2017 yılında İSO 500 şirketlerinin elde ettikleri vergi öncesi dönem sonu kârının faiz ve amortisman öncesi kâra oranı yüzde 56 iken, geçen sene ve bu sene bu oran sırayla yüzde 47 ve yüzde 45 olarak gerçekleşti” diyor.

Yani şirketler faaliyetleri sonucu elde ettikleri 100 birimlik kârın 44 birimini faiz ve amortisman olarak ayırırken, 2019 yılında artık 55 birimini ayırır hale gelmiş. Detaya baktığımızda sebebin artan finansman giderlerinden yani daha net ifadeyle kredi faizlerinden dolayı olduğu anlaşılıyor.

Vatandaş Ahmet beyin nabzını uzun zamandır tutan Celalettin Güleryüz “Mali borçlar rakamının son 5 senede 174,4 milyar TL'den 406,3 milyar TL'ye yükselmiş olması, yani yüzde 133 artması ve borçluluk oranının (borç/özkaynak) yüzde 60,1'den yüzde 68,4'e yükselmesi bize İSO 500 şirketlerinin kazançları ile borçlarını ödeyemediklerini, mevcut borçlarını yeni borçlar ile kapatabildiklerini gösteriyor” diyerek bir gerçeğin da altını çiziyor.

Celalettin Güleryüz "İSO 500 şirket sıralamasında olumlu sayılabilecek hususlardan bir tanesi, önceki yıla göre yüzde 152 artan Ar-Ge harcamaları ve ilk kez orta-yüksek ve yüksek teknolojinin yaratılan katma değerdeki payının yüzde 30 seviyesini geçmiş olması. Tabii ki, halen düşük ve orta düşük teknoloji payı yüzde 70 olarak karşımızda durmaktadır. Ancak Ar-Ge tarafındaki bu gelişmelerin anlamlı hale gelebilmesi için ihracattaki yüksek teknolojili ürün payımızın artışını ve dolayısıyla ihracat kg birim fiyatının yükselişini görüyor olmamız gerek. Aksi halde fayda değil aksine maliyet olarak karşımıza çıkacak dedi.

Son on yılda listede yabancı sermayeli firma azalmış

Celalettin Güleryüz sohbetin sonunda önemli hatırlatmalar da yapıyor "Listenin son 10 senesine bakınca dikkati çeken bir husus, 2009 yılında 153 adet olan yabancı sermayeli şirket sayısının güncelde 117 adede gerilemiş olmasına dikkat çekmek isterim. Belki de bu düşüşün nedenlerine ilişkin ayrı bir çalışma ve analiz yapılması yerinde olacak. Bu arada listede halka açık şirket sayısının sadece 66 adet olması da sanayi sektörümüzün kurumsallaşma süreçlerinde yetersiz ve sermaye piyasaları ile bağının güçsüz olduğuna, bu sebeple de dolaylı olarak finansman kaynaklarının sınırlı kaldığına işaret eden hususlar olarak karşımıza çıkmakta. Yine önemli gördüğüm konulardan bir tanesi de şirketlerin devletten olan KDV alacakları. İSO 500 şirketlerinin hali hazırda devletten yaklaşık 11 milyar TL KDV alacakları mevcut. Yani şirketler bir yandan dönem kârlarının üzerinde finansman giderlerine katlanırken diğer taraftan bu 11 milyar TL'yi devlete sıfır faizle kredi açmış durumda. Bu sorun uzun yıllardır çözüme muhtaç halde beklerken işletmeler yüksek finansman maliyetleri altında ezilmeye devam etmekteler. İdare tarafında bu KDV alacaklarının gerçekliğine ilişkin tereddüt oluşurken olan yine maalesef sanayiciye oluyor” diyerek sözlerini tamamlıyor.

Müşavirliğin kitabını yazan adam

Ünsped Gümrük Müşavirliği Ege Bölge Müdürlüğü'nde gümrük müşaviri olarak çalışan Sedat Kocabıyık'ın sektöre kazandırdığı önemli bir eseri sizlerle paylaşmak istedim. Dış ticaret kurallarıyla yapıldığında itibarlı olur. Kurallar değişmiyor ama uygulamada çağın gereklerine uygun olarak sürekli bir değişim yaşanıyor. Sedat Kocabıyık da 29 yaşında müşavir olacak gençlere yol göstermek için akademik değeri olan bir eseri kaleme aldı. Bilgi dolu bu kitabı dış ticarete meraklı genç beyinlerle paylaşmak istedim.