Medya

UGM Kurumsal İletişim Direktörümüz Sami Altınkaya'nın "Dış ticarette çıkış yolu" başlıklı yazısı, 06.07.2020 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayınlandı.

Tarih : 06-07-2020

Dış ticarette çıkış yolu

Dış ticarette asıl olan sattığınız ürünlerin katma değerli olması. Yani domates satmak yerine domatesin tohumunu satmak ya da demir çelik ürünlerini uzun ürün olarak satmak yerine nitelikli yassı ürün veya savunma sanayinde kullanılan hava araçları yaparak satmak önemli.

İşte o zaman sattığınız ürünün 1,3 dolar dolar kilogram fiyatı, 5 bin dolarlara çıkar. Bu da ülkenizin daha çok kazanması anlamına gelir. Ürün ve hizmetlerinizi katma değerli üretmek de yetmez. Bunları değerinde yani gerçek fiyatında satabilmek gerekir. Bu da yetmez. Ürünlerinizi satarken ülke olarak bulunduğunuz lojistik üstünlüğünüzü paraya dönüştürmelisiniz. İthalatı ve ihracatı düşük maliyetle ve hızlı yapabilmelisiniz. Binlerce kilometre uzaktaki ülkeler ürünlerini sizden daha kısa zamanda Avrupa’ya ulaştırıyorsa nerede hata yapıyoruz diye oturup düşünmeniz gerekir. Lojistik üstünlük de paraya çevrilmelidir. Limanlarımızdaki sonradan icat edilen ve tamamen yasalara aykırı bukalemun maliyetleri kaldırmazsanız, yaptığınız dış ticaret pahalı olur. Bu da milyar dolarların yurt dışına gitmesine neden olur. Neden devletin kasasına gidecek olan paralar yurt dışına gider anlamak mümkün değil. Ve neden buna göz yumulur? Yani dış ticareti ucuz ve hızlı yapmadıkça hedefi tutturamazsınız.

Sadece sahip olduğu depo ve antrepolardan milyarlarca dolar elde etmek neden kimsenin aklına gelmez. Türkiye lojistik üstünlüğünü neden lojistik merkezlerle taçlandırmaz? Bu soruları çözemediğiniz, söylemler eyleme dönüşmediği sürece havayı alırsınız.

Bütün bu sorunlar çözüm beklerken bir de ithalatınıza arka arkaya ilave gümrük vergileri gelirse kaş yapayım derken göz çıkarırsınız. İhracatınızın yurt dışından gelecek hammaddeye bağlı olduğunu nasıl unutursunuz? Madem yapacaksınız en azından Türkiye’de üretilen ürünleri koruma adına gümrük vergileri getirilse daha iyi olmaz mı? Üretmediğiniz bir hammadde ve ürüne vergi getirmek ihracata zarar vermeyecek mi? Peki ilave gümrük vergisi koyduğunuz ülkeler aynı uygulamayı sizin ihraç ettiğiniz ürünlere de getirse ne yapacaksınız?

Türkiye’nin ekonomisine yön veren kadrolar bütün bu sorunların çözümünü, ihracatçısından ithalatçısına, depocusundan gümrükçüsüne, nakliyecisine kadar bütün tarafları toplayıp birlikte bulabilir. İstişare kültürü yeniden işletilmelidir.

İlave gümrük vergileri koymak çözüm mü?

Haber Global’de yayınlanan “Ekonomi Notları” programında konuğum Ünsped Gümrük Müşavirliği Genel Müdürü Rıza Mehmet Korkmaz’dı. Pandemi süreci ile başlayan krizin dış ticarete etkilerini konuştuk. Sorunlardan çıkış yolunu, uzun yıllar ticaret bakanlığında genel müdürlük yapan, ABD ve Avrupa’da Türkiye’yi temsil eden Rıza Mehmet Korkmaz’a sorduk.

COVID-19 salgınının olumsuz etkilerini dış ticaretimizde de yaşadığımıza dikkat çeken Korkmaz, “Ocak-Mayıs dönemindeki ihracatımız, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19,68 azalmış, ithalatımız ise yüzde5,14 oranında gerilemiştir. İhracatımızın ithalatı karşılama oranları geçen yıl aynı dönemde yüzde 88,1 iken, bu yıl yüzde 74,6 olmuştur. Haziran ayı dış ticaret hacmimizin yüzde 11,52 artarak 29 milyar 774 milyon dolar olması ve ihracatın ithalatı karşılama oranının da yüzde 88,61’e yükselmesi sevindiricidir” dedi.

İlave gümrük vergilerinin konmasının sakıncalarına dikkat çeken Korkmaz, bu tür çözümlerin kısa vadede dış ticaret açığı için bir çözüm gibi görünse de orta ve uzun vadede menşe ve gümrük tarifesi sapmaları ile bu ürünlerin ülkeye girişinin engellenemeyeceğini, bu kararlarla beklenenin vergi geliri ise o amaca da çok fazla hizmet etmeyeceğini vurguladı.

Korkmaz “Yeni getirilen ilave gümrük vergilerinin bir yandan iç tüketime konu ürünlerde maliyetleri artırarak enflasyonist bir baskıya yol açabilir. İhraç ürünlerimiz için girdi olan hammadde ve yarı mamul maddeler üzerine konulan ilave gümrük vergileriyle ihraç ürünlerimiz daha pahalıya gelecek. Bu da rekabet gücümüzü zayıflatacaktır” dedi.

Orta gelir tuzağının artık konuşulmadığına dikkat çeken Korkmaz, “Bugün dünyanın ihracatçılarına baktığımızda, Almanya ve Çin’i görmekteyiz. Yapısal dönüşümleri yapmadan kısa vadede ne Almanya’nın yüksek teknolojisi ile ne de Çin’in ucuz iş gücü ile rekabet edemeyiz. Ancak lojistik potansiyelimizle dünyada rekabet edemeyeceğimiz ülke bulunmadığını düşünüyorum. Türkiye işlemleri ve süreçleri hızlandırarak, dijitalleşmeyi devreye sokarak, bürokrasiyi azaltarak lojistik performans endeksinde de daha üst sıralara yükselmeli ve rekabet gücünü artırmalıdır” diyor.

Bu bağlamda Türkiye’nin küresel düzeyde hizmet verebilecek lojistik merkezleri kurması gerektiğini belirten Korkmaz, “Türkiye’nin batısında dünya ticaretinin yüzde 40’ının yapıldığı ve dünya nüfusunun yüzde 11’inin yaşadığı Avrupa var. Doğumuzda ise dünya ticaretinin yüzde 25’inin yapıldığı ve dünya nüfusunun yüzde 61’inin yaşadığı Asya yer almakta. Türkiye 4 saatlik uçuşla Avrupa, Avrasya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki 1,6 milyar potansiyel müşteriye ve 28 trilyon dolarlık bir pazara kolayca erişim imkânına sahip. Coğrafi konumumuz ana ulaşım koridorları üzerinde bulunuyor" diyor ve ve adeta doğal bir aktarma merkezi olduğuna vurgu yapıyor.

Bununla birlikte Çin’in başlattığı tarihi ipek yolunu canlandırmayı amaçlayan, 65 ülkeyi kapsayan ve 1 trilyon dolarlık yatırım öngörülen “Bir Kuşak, Bir Yol” projesi de orta koridorda yer alan Türkiye için önemli fırsatlar sunuyor.

Korkmaz “Bütün bu avantajlarımızı fırsata çevirmek için, firmalarımızın rekabet gücünü olumsuz etkileyen, maliyetleri artıran ve haksız kazançları körükleyen uygulamalardan kaçınmalıyız. İhracat ve ithalat operasyonlarında eşyanın çıkış noktasından, diğer ülkedeki teslim noktasına varışına kadar yaşanan lojistik süreçlerde karşılaşılan gereksiz masraflar, sözleşmelere ve yasal tarifelere dayanmayan ilave ve haksız ödemeler, ücretlendirmeler, bürokrasiden kaynaklanan gecikmeler kamu ve özel sektörün iş birliği ile kaldırılmalıdır” diyor.

Orta gelir tuzağına düşmemek için küresel düzeyde hizmet verecek lojistik merkezlerin kurulması ve buralarda faaliyet gösteren küresel lojistik ve e-ticaret şirketlerinin çıkmasının önemine değinen Rıza Mehmet Korkmaz, "bunun için rekabet gücümüzü artıracak şekilde teknolojik gelişmelere uyum sağlamalı, daha da önemlisi yüksek teknolojiyi üretmenin 10 yıllık hedefimiz olmalı" diyerek sözlerini tamamladı.

İthal edilen her üç üründen birine ilave vergi geldi

İhracattaki azalışa karşılık, ithalatta aynı oranda azalma olmaması ve dış ticaret açığının büyümesi karşısında Ticaret Bakanlığı Nisan- Mayıs aylarında çıkartılan ilave gümrük vergilerini (IGV) yükseltti.

Kol saati, düğmeler, plastikten levhalar, statik konventörler, kozmetik ürünler, kırtasiye malzemeleri, çantalar, demir veya çelikten inşaat malzemeleri, iş makineleri, vinçler, tarım makineleri, bazı demir-çelik ürünleri, kontak lens, mermer, granit, televizyon alıcı cihazları, baskı ve yazı kağıtları, yarı mamül deri ürünleri, bazı otomobil yedek parçaları, altından ve kıymetli taşlardan mücevherat, buzdolabı ve derin dondurucular, bulaşık ve çamaşır makineleri, split klimalar, ocak ve yemek pişirme cihazları, su filtreleri, turbo kompresörler, motor parçaları, golf arabası, mensucat açma ve sarma makineleri, çeşitli el ve ziraat aletleri, metalden eşyalar, alçıdan inşaat malzemeleri, ahşap kapı ve pencereler, prefabrik yapılar, demir-çelikten teller, halatlar, kablolar, zincirler, bakırdan teller, kablolar, yer kaplama ve döşemeleri, yapışkan bantlar, kauçuk levhalar, zaman kontrol cihazları, müzik aletleri, oyun aletleri, kayak ve spor malzemeleri, kilitler, menteşeler, makaslar, fırçalar, fermuarlar, çakmaklar, hijyenik ürünler, tripodlar gibi geniş bir yelpazedeki 187 ürüne, yüzde 5,8 ile yüzde 50 arasında, 859 ürüne yüzde 2 ile yüzde 30 arasında, 414 ürüne yüzde 1,9 ile yüzde 30 arasında; ilave gümrük vergileri konulmuştur.

Bunun dışında pek çok ürünün gözetim kıymeti artırılarak ve gözetim belgesi alma zorunluluğu getirilerek, ithalata ciddi bir fren koyulmuştur.