Medya

UGM Kurumsal İletişim Direktörümüz Sami Altınkaya'nın "Danıştay ordinoya geçit vermedi" başlıklı yazısı, 27.07.2020 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayınlandı.

Tarih : 27-07-2020

Dış ticaretimizde kadayıfın kaymağı olan “ordino” resmen tarihe karıştı. Danıştay “ordino” konusunda yürütmeyi durdurdu. Adına siz ister “ordino” ister “yük teslim belgesi” deyin acenteler artık sonradan icat edilen masrafları dış ticaret yapan şirketlerden talep edemeyecek.

Bunlara “bukalemun” giderler diyorum. Şimdi başka adlarla para talep ederlerse asla vermeyin. Danıştay kararlarını emsal gösterin ve avukatlarınızı devreye sokun.

Gelirlerimizi artıramadığımız bugün, maliyetlerimizi düşürmemiz gerekiyor. Giderlerinizi ne kadar azaltırsanız kriz dönemlerinde o kadar ayakta kalabilirsiniz. Bunu gören şirketler mahkemeye başvurup haksız kazanca dur dedi. Bugüne kadar ödedikleri paraları da geri alabilmek için önemli bir zafer kazandı.

Televizyondaki programıma konuk olan Özimeks Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Özkan hukuk savaşını kazandı. Özkan'ın bu buşurısı diğer şirketler için emsal olacak.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Denizcilik Genel Müdürlüğü 24 Temmuz'da bir yazı yayımladı. İlgili yazı ile deniz yolu ile ithal edilerek geçici depo ve antrepolara teslim edilen yüklerin alıcılara tesliminde uygulanacak hususlar belirlendi.

"Yük Teslim Talimat Formu” uygulaması mahkeme kararıyla yürürlükten kaldırıldı

Buna göre dış ticaret yapan şirketlerden “ordino” adı altında bukalemun giderlerin alınmaması gerektiği bir kere daha vurgulanıyor. Adına “ordino” dediler. Sonra “yük teslim formu” diye değiştirdiler. Ama bir kere daha dış ticaret yapan firmaların mahkemelere yaptığı itiraz, Danıştay tarafından kabul edildi. Böylece deniz yoluyla ithal edilerek, geçici depo ve antrepolara teslim edilen yüklerin alıcılara tesliminde uygulanan “Yük Teslim Talimat Formu” uygulaması mahkeme kararıyla yürürlükten kaldırıldı.

Dış ticaret firmalarına ek maliyet getiren ve milyarlarca dolar kaybetmemize neden olan “ordino” uygulaması bir kere daha mahkeme duvarına çarptı. Konuyu yıllardır Türkiye'nin gündeminde tutan Uluslararası Lojistik uzmanı Haluk Ündeğer ile alınan kararı değerlendirdik. Ündeğer “İşte şimdi acenteler açısından ak ile kara ayrımına gelindi. Artık depoculara baskı yapıp, benden olur almadan malı teslim edemezsin diyemeyecekler. Bu işten haksız menfaat sağlayan depocular da artık nemalanamayacak. Onlar da uçuk fiyat ve kafalarına göre tarife uygulamasını bırakacak. Bu işin arkasında olanlar Türkiye'ye yılda 4 milyar dolar kaybettirdiler. Ama yanlış bir yerden mutlaka döner. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz” dedi.

Gümrük müşavirlerinin konunun takipçisi olması gerektiğini vurgulayan Haluk Ündeğer, “Şimdiye kadar gümrüklü depolar acentalardan yüzde alıyordu. Acentaların bu haksız ücretleri uçunca onlar şimdi depoculardan yüzde isteyecek. Depocular bu defa yeni ücret icat edecek” diye de uyarıyor.

Acentelere verilecek komisyon için bakalım şimdi hangi ücret ile karşılaşacağız. Adına o yüzden “bukalemun” giderler diyorum. Belki “ışıklandırma” ya da “geçerken malına bakma” gideri de diyebilirler.

Haluk Ündeğer'in dış ticaret yapan şirketlere bir çağrısı var “Son bir yıldır ödemiş olduğunuz tüm ordino telim belgeleri gibi ücretleri geri alabilirsiniz. Bu işlemin yürütülmesi mahkeme kararı ile durdurulduğu halde, durdurmayıp devam edenler, şimdi geriye dönük aldıkları haksız paraları ödemek zorundadır. Tabi ki gecikme faizleriyle beraber. Bunun deniz taşıma diye çıkan kararı, hava ve kara gibi taşımalar için de geçerli. Karar aynı zamanda gümrük işi konusunda, Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü'nün karar veremeyeceğini gösteren bir karardır. Ama ne yazık ki bunu gümrük değil, özel bir şirket fark etmiş. Gümrüğe bu senin işin diye mahkeme kararı çıkartmış.” Maalesef Gümrükler Genel Müdürlüğü uzun zamandır bu konuda topu taca atıyor ve benim işim değil diyordu. Yeri gelmişken Haluk Ündeğer'e “ordino” hikayesini bir kere daha hatırlatmasını istedik. Ündeğer “Avrupa Birliği ile Türkiye uzun yıllar önce yaptığı gümrük birliği anlaşmasıyla, önce ordinoyu gümrük kanunundan kaldırdı. Kredisi verilip gümrüklediğimiz bilgisayarla iş yapmaya başladı. Daha sonra Türk Ticaret Kanunu değişti. Nakliyecilerin ve acentaların “bahişi pey akçesi” gibi paralar istemeleri yasaklandı. Ama Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü “ordino” ismini değiştiren “yük teslim kağıdı” diye bir hikaye yarattı. Gümrüklerimiz de sen benim işime karışamazsın diyemedi. Açtırdığı gümrük depoları hemen bu yeni kağıdı istemeye başladı. Çünkü ayrı bir hesaba para yatacak ve paylaşılacaktı. İşler o kadar abartıldı ve büyüdü ki yıllık 4 milyar dolar ekonomimizden uçuruldu. Bu durum Dünya Bankası raporunda bile yer aldı. Geçen yıl Danıştay yine yürütmeyi durdurdu ama yürütme aynen devam etti. Şimdi kesin iptal edildi. Ordinoda asıl amaç, asılsız ücretleri gümrüğü kullanarak tahsil etmeleridir. Yani devlet memurlarını ve kanununu kendi asılsız , yanıltıcı ücretlerinin tahsilatçıları gibi kullanma çabasıdır” diyerek konunun takipçisi olacağını söyledi.

Gümrüğün işine artık gümrükten başkası bakamayacak. Burada acı olan ise gümrüklerimizin kendi kanununu uygulayabilmek için Danıştay'dan karar beklemesidir. Bu işin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Şirketler bugüne kadar ödedikleri binlerce doları mahkeme kararı ile geri alabilecek. Avukatlara gün doğdu diyebiliriz. Maliyetleri düşürmenin ne kadar önemli olduğu bugün, dış ticaret yapan şirketler, ilgili mahkeme kararını emsal göstererek, haksız yere ödemek zorunda kaldıkları paraları geri alabilecek.

Düşünün bir malınız var ve bunu İstanbul'dan Eskişehir'e getireceksiniz. Bununla ilgili bütün anlaşmaları yapıp paranızı da peşin ödediniz. Malınızı getiren kamyon Eskişehir girişine gelince buraya kadar diyor. Paranı aldın neden malımı anlaştığımız gibi evime teslim etmiyorsun dediğimde ise getiremem diyor. Eve teslim için o sırada benden eve teslim belgesi istiyor. O aşamada hayır diyemiyorum ve benden son dakikada istenen ilave ücreti ödemek zorunda kalıyorum. Parasını peşin ödediğim ve anlaşma yaptığım halde, bütün bunlar yok sayılıyor ve benden ekstra para talep ediliyor. Ben de mecbur kalıp istenen parayı ödüyorum. İşte durum bu kadar basit.

Türkiye limanlarındaki keyfi uygulamalar ve haksız ücretler dış ticaret hızımızı yavaşlatıyor. Çin malını 12 günde Londra'ya göndermeyi planlarken, bizim hala “ordino” gibi bukalemun giderleri tartışıyor olmamız kabul edilemez. Hızlı ve çevik olanların kazandığı günümüz dünyasında hantal bürokratik yapı maalesef bizi sınıfta bırakıyor.

İlave gümrük vergilerinin sakıncaları

Başkanlık sistemine geçişte amaçlanan hızlı karar almak ve uygulamak konusu dış ticarette maalesef gerçekleşemiyor. Çin'in 12 günde Londra'ya getirdiği bir ürünü siz dibinizdeki Avrupa'ya daha önce ulaştıramazsanız kaybedersiniz.

İhracatının önemli bir bölümü yurtdışından yapılan ithalata bağlı olan Türkiye, ithalata yeni vergiler getirerek kendine zarar verir. Yerli sanayiyi koruyalım derken, hammaddesi olmayan ürünlere ilave gümrük vergisi getirmek, ihracatımızı da olumsuz etkiler. Unutulmamalıdır ki ilave vergileri getirdiğimiz ülkeler bize aynısını yapabilir ve ihraç ettiğimiz ürünlere ilave vergi koyabilir. Sonuç olarak öncelikle dış ticareti belli bir strateji ile planlı yapmak ve doğabilecek sıkıntıları önceden görerek politikalar geliştirmek Türkiye'nin elini güçlendirir. Günlük ekonomik tedbirler ileride başımıza daha büyük sorunlar çıkarabilir. O yüzden on düşünüp, konunun taraflarıyla istişare edip bir konuşmak ve karar almak lazım. Yoksa hep beraber eller havaya!