BİR BİLENE SORDUK

TİCARET SAVAŞLARI NEDEN BAŞLADI?

Yaklaşık bir yıldır gündemimizde ticaret savaşları var. Ne gariptir ki, ticaretin savaşları bitirdiği ve refahın barış getirdiği kanısının hâkim olduğu bir ortamda, ticaretle savaş yapmak gündemimizde.

Nedir ticaret savaşları? ABD neden Çin’e ticaret savaşı açtı?

“DGÖ kuralları gereği hangi hallerde korunma uygulanır, üye ülkeler hangi hallerde ekonomilerini korur?” gibi uluslararası kurallardan bahsetmek istemiyorum. Kendi tespitlerimle ABD’nin neden böyle bir karar aldığından bahsetmek istiyorum? 

Konuya her iki ülkenin 15 yıllık süreçte dünya ticaretindeki paylarından ve aralarındaki ticaretin büyüklüğünü değerlendirerek başlamak gerekir.

ABD 2005 yılında 901,082 trilyon $ ile dünya ihracatının %8,57’sini gerçekleştirirken, 2017 yılında 1.546,725 trilyon $ ile %8,72’sini gerçekleştirmiştir.

Çin ise 2005 yılında 761,953 trilyon $ ile dünya ihracatının %7,25’ini gerçekleştirirken, 2017 yılında 2.263,329 trilyon $ ile ,77 gerçekleştirir hale gelmiştir.

Bu 15 yıllık süreçte dünya ihracatı 10,509 trilyon $’dan 17,730 trilyon $’a çıkmış, yani, i artış göstermiştir. Buna karşılık, aynı süreçte ABD’nin ihracatı q, Çin’in ihracatı 7 artış göstermiştir. Dolayısıyla Çin, ABD’de olan ihracat şampiyonluğunu ezici bir üstünlükle ele geçirmiştir.

Elbette ticaret savaşlarının nedeni bu kadar basit değildir. Öncelikle, ABD, 11 Eylül 2001 olaylarına sonrasında, gümrüğün etkisini sadece ülke güvenliği olarak görmüş, koruma ve ekonomik fonksiyonlarını devre dışı bırakmıştır.

Diğer taraftan, Çin’in 2001 yılında DTÖ’ye üye olarak uluslararası ticarette yerini sağlamlaştırmıştır. Dev bir nüfus ve ucuz işgücü kozunu kullanarak uyuyan dev üretimdeki gücünü dünya piyasasına sunmuştur.

Bu iki etken birleşince, bir taraftan ABD, Çin’in pazarı haline dönüşürken, diğer taraftan ABD firmalarının üretimleri de Meksika’ya kamıştır. Bu iki faktör bir taraftan ABD dış ticaret açığını büyütürken, diğer taraftan istihdamı olumsuz etkilemiştir.

2017 verilerine göre ABD’nin ihracatı 1.54 trilyon $, ithalatı ise 2.40 trilyon $’dır. ABD’nin 2017 yılında 854 milyar $ dış ticaret açığı vermiştir. Yine ABD, Çin’e karşı son yıllarda 300-350 milyar dolar ticaret açığı vermektedir. 2017 yılında ABD’nin Çin’den ithalatı 526, Çin’e ihracatı 130 milyar dolar, cari açık 396 milyar dolardır ve ABD’nin dış ticaret açığının P’ye yakını Çin’le ticaretinden kaynaklanmaktadır.

Çin’in bu süreçte ABD ekonomisini olumsuz etkilemesi bununla da sınırlı değildir. Çin aynı zamanda Amerika’nın askeri malzeme üretim üstünlüğünü zedeleyecek bir güç olmaya başlamıştır. Üstelik bu güç sadece askeri üretimle sınırlı değil, aynı zamanda askeri bir rekabeti de beraberinde getirmiştir.

Diğer taraftan Çin’in büyümesinde Amerikan şirketlerinin katkısını da yadsımamak gerekir. Dünyanın en önde Amerikan teknoloji şirketlerini üretimlerini Çin’de yaptırıp hem ABD iç pazarına, hem de tüm dünyaya buradan pazarladılar. Her ne kadar bu suretle ucuz iş gücünden yararlanarak yüksek miktarda kazanç elde ettilerse de, aynı zamanda teknolojiyi Çin’e taşıdılar. Çin’in 2017 yılında 219.42 milyar $ cep telefonu, 142.18 milyar $ bilgisayar ihraç etmiş olması bunun en önemli, göstergesidir.

Ayrıca Çin, zaman içinde, bir taraftan bu bilgi ve üretim gücünü kullanarak, kendi markalarını oluşturarak teknolojik birikimini katma değere dönüştürmüş, diğer taraftan fikri ve sınai mülkiyet haklarını ihlal ederek çok uluslu şirketlere zarar vermiştir.

ABD, 11 Eylül saldırıları sonucu, salt güvenlik gözüyle baktığı gümrüğe, ticaretin içinden gelen Başkan gözüyle baktığında bunları görebilmiştir. Bunun sonucunda da, uluslararası hukuku zorlayarak korumacılığa başvurmuştur. İlk hareket, 20.7 ve 11.8 milyar $ dolar açık verilen demir çelik ve alüminyumda gümrük vergilerinin % ve artırılmasıyla başlamıştır.