Medya

Şirket Danışmanımız Sami Altınkaya'nın " Üretimin içinden gelen sanayici" başlıklı yazısı, 05.04.2021 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayınlandı.

Tarih : 05-04-2021

Türkiye’deki sanayi ailesine baktığımızda sanayicilik ya babadan oğula geçiyor. Ya da sıfırdan sermaye ile baştan kuruluyor. Şirketlerin ömürleri ise tamamen yönetim anlayışı ile doğru orantılı. Üçüncü kuşağa geçen sanayi kurulu ise maalesef istenildiği kadar fazla değil.

Bugün sizinle paylaşacağım başarı hikâyesinin kahramanı üretimin göbeğinden geliyor. Ne ürettiğini ve nasıl üretildiğini bilen, uzun yıllar Arçelik üretim tesislerinde çalışan Hasan Basri Aksu en iyi bildiği işi yapmaya karar veriyor. Üretiminde bulunduğu ürünlerin yan sanayi ürünlerini üretmek için kolları sıvıyor. Konveyör Sanayi’yi kuruyor ve dünyada aranan bir isim oluyor. Öyle ki yurtdışında firmalar son dönemde Türkiye’nin yaşadığı ekonomide güven ortamının kaybolması üzerine, Hasan Basri beyden Avrupa’da tesis kurmasını istiyor.

Bunun için üretiminin yüzde 10’luk kısmı da olsa Polonya’da aynı konuda üretim yapan bir fabrikayı satın alan Konveyör Sanayi, bugün Polonya üzerinden de Avrupa ülkelerine mal satıyor.

Tam bu esnada Amerikan pazarına birlikte mal satmak için Meksikalı bir şirketten de iş birliği teklifi geliyor. Pandemi süreci sona erdiğinde bu süreç de kim bilir ABD’de de farklı bir yapılanmaya yol açabilir. Çinli firmaları fiyatta ve kalitede sollayan Hasan Basri Aksu, üretimin sürdürülebilir ve katma değerli olabilmesi için de bu konuda gençlerin erken yaşlarda, meslek liselerinde eğitilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Global talep arttı, yurtdışına yatırım yaptı

Beyaz eşya ve soğutma sektörünün olmazsa olmazı yan sanayi ürünlerini üreten Konveyör Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Basri Aksu’dan sanayinin nabzını tutmak için bir araya geldik. 1979 yılında fabrikalara anahtar teslimi konveyör yani taşıma sistemleri imal etmek amacıyla kurulan şirket, 1981’de gazlı ocak ve fırınlar için yanıcı bel başlıklarının da imalatına başlıyor. Böylece yan sanayiye de adım atmış oluyor.

1988 yılında ortaklarıyla yollarını ayıran Hasan Basri Aksu, yan sanayi üretimine ağırlık vererek konveyör işlerini 1994’te sonlandırdı. Bu tarihten itibaren tamamen beyaz eşya yan sanayi şirketi haline geldi.

Dünya markalarının talepleri nedeniyle yurt dışında yatırım yapmak durumunda kalan Konveyör Sanayi, Amerika’dan gelen talepler doğrultusunda Meksika’da da faaliyetlerine başlamış.

Bugün Polonya’daki işletme dahil olmak üzere toplam dokuz üretim tesisi bulunan Konveyör Sanayi, 2 bin 500 üzerindeki çalışan personeli ile ekonomiye ciddi değer katıyor. Beyaz eşya üreticilerinin aksamlarını üreten şirket, bugün ürettiği ürünlerinin makinalarını da kendisi imal ediyor. Artan talep kapasitenin de artırılmasını da beraberinde getirdiği için Manisa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrika alanına ilave yatırım yapılmış. Hasan Basri Aksu, pandemiye beş kala yapılan bu yatırımın zamanlama olarak büyük bir şans olduğunu söylüyor. İlk yıllardaki gibi düşünmeyip, yıllar sonra gelecek olan talebi karşılayacak büyüklükte bir tesis inşa ettiklerini dile getiren Aksu, üretim alanlarını genişletip daha fazla istihdam yaratmayı istediklerini söylüyor.

Bekleyen talepler üretim patlaması yarattı

Beyaz eşya ve soğutma sektörünün ihtiyacı olan ara ürünlerin büyük bölümünü üreten firma, üretiminin yüzde 55’inin iç piyasaya veriyor. Türkiye’de üretim yapan beyaz eşya üreticilerinin 2020’nin son çeyreğinde yoğun talepleri olmuş.

Ürünlerin yüzde 45’ini ihraç eden firma, ihracatın yüzde 80’ini Avrupa ülkelerine yapıyor. Yüzde 10’luk kısım ise Amerika’ya ihraç ediliyor. Kalan yüzde 10’luk kısım ise Rusya ve Ukrayna gibi ülkelere yapılıyor.

Hasan Basri Aksu, pandemi dönemini nasıl yaşadıkları konusunda şunları söyledi.” Haliyle 2019 yılı sonuna doğru 2020 için hedef koyarken pandemi hiç hesapta yoktu. Bilindiği gibi, Şubat 2020 de gündeme gelmeye başlayan pandemi, özellikle mart, nisan ve mayıs ayları içinde, alınmış olan kısıtlamalarla birlikte hem günlük hayatları hem de sanayi üretimini çok olumsuz etkiledi. Ancak Haziran başından itibaren başlayıp Ekim ayına kadar devam eden “yeni normal” sürecinde, her kes gibi bizdeki üretimler de fazlasıyla arttı ve ilkbahar aylarında oluşan kayıplar telafi edilmiş oldu”

İlk 500 büyük sanayi içinde yerli ve milli yüzde yüz

Konveyör Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Basri Aksu “İşletmelerdeki makinelerin Endüstri 4.0 bağlamında dijitalleştirilmesi çalışmalarını da sürdürmektedir. 7 yıl kadar önce oluşturduğumuz performans laboratuvarı ise gerek müşterilerimiz gerekse kendimiz için yapılagelen ürün geliştirme çalışmalarının çok önemli bir bileşeni haline gelmiştir. Yukarıda anılan genel maksatlı merkezi Ar-Ge birimimizin yanı sıra, her işletmemizde de kendilerine özgü tamir/bakım, kalıp/aparat ve Ar-Ge ihtiyaçlarını karşılayabilmek maksadıyla ayrı ayrı atölyeler oluşturulmuş durumdadır. Bize göre, ne kadar mütevazi olursa olsun, ölçülebilir bir katma değer sağlayan her çalışma bir Ar-Ge çalışmasıdır. Bu manada her işletme gerek kendi imkanlarıyla gerekse merkezi Ar-Ge birimiyle iş birliği sonucu oluşturduğu iyileştirmelerle, bunlardan sağlanan katma değeri periyodik olarak üst yönetim ve diğer işletmelerle de paylaşmaktadır. Pandemi öncesi 3 veya 4 aylık sürelerde yapılabilen işletmeler arası “iyileştirme ve paylaşım” toplantıları, pandemiyle beraber artık aylık ve online yapılabilir hale gelmiştir” diyor.

Akıllı makinalar verimliliği artırıyor

Dijitalleşme adına yatırımlara başlandığını anlatan Aksu, şu anda 100 makinanın akıllı hale getirildiğini, zamanla kalan makinaların da dijitalleşeceğini vurguluyor. Makinaların akıllı hale dönüşmesinin ardından verimliliğin de arttığını gördüğünün belirten Aksu, “Bu uygulamanın Konveyör geneline yaygınlaştırılması kararı verilmiştir. Elbette bu dönüşümün amacı yüzde 3 gibi bir verimlilik artışı olmayacak, bir de “çizelgeleme” diye adlandırılan bir planlama programının da devrede olması gerekecektir ki seçilen bir program şimdilik 3 işletmemizin kullanımı için satın alınmış ve uygulanır durumdadır. Ancak halen 120 makineyi kapsar durumdaki dijitalleşmenin bütün makinelere yaygınlaştırılabilmesi, makinelerden gelen verilerin program çerçevesinde değerlendirilebilmesi ve bütün işletmelerimizde bunu yapabilecek planlama mühendislerinin devreye girebilmelerinin sağlanması bir 3 sene daha zaman alacak gibi durmaktadır. Bu değişimi ne ölçüde başarabileceğimiz, başarmamız halinde yukarıda bahsedilen %3’lük başlangıç verimliliğini ne miktarda artırılabileceğimiz ancak bu 3 sene olarak öngördüğümüz yolculuğun sonunda belli olabilecektir. Bir kültürel değişimi de getireceğine inandığımız bu yolculuğun sonunda fabrikalarımızı biraz “serin ve loş” hale getirebileceğimizi bekliyor ve daha “soğuk ve karanlık” fabrikalar için de yeni hedefler koyabileceğimizi umuyoruz” diyor.