Medya

Şirket Danışmanımız Sami Altınkaya'nın " Rotamızı belirlemeliyiz " başlıklı yazısı, 01.02.2021 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayınlandı.

Tarih : 01-02-2021

DÜNYA’da dengeler hızla değişiyor. ABD’nin yeni başkanıBiden daha önceki dönemde iptal edilen önemli anlaşmaları yeniden hayata geçirmeye çalışıyor. AB ile Trump zamanında dondurulan Trans Atlantik Anlaşması için görüşmeler başladı. Amerikan yönetimi NAFTA’yı da yeniden hayata geçirmeyi planlıyor. Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması yeniden başlayacak.

Pasifik ülkeleri ile iptal edilen anlaşmanın ardından fırsatı kaçırmayan Çin, ABD’nin boşluğunu hemen doldurdu ve liderliği ele aldı. 15 Pasifik ülkesi ile dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşması yaptı. Sekiz yıl önce başlayan müzakereler, Trump yönetiminin Trans pasifik anlaşmasını iptal etmesiyle hızla imzalandı.

Çin’in bir kuşak bir yol projesi rafa kalkmış falan değil. Pandemi öncesinde Avrupa’da Pire limanı gibi önemli limanları satın alan ve lojistik merkezler kuran Çin İpekyol hattını tamamlayacak. Pekin’den kalkan vagon yüklü trenler 12 günde Londra’ya varacak. Avrupa ile Çin iş birliğinden rahatsızlık duyan Amerika’nın işi çok zor. Çin Güney Avrupa ülkeleri ile çoktan çalışmaya başladı.

Büyük Ortadoğu Projesi de tarih oldu. BOB’ un yerini BAB yani Büyük Arap Birliği aldı. İsrail ve Suudi Arabistan’ın önderliğinde yeni bir pazar kuruluyor. Katar da anlaşmaya dahil oldu.

Dünyada dengeler yeniden değişirken, bir o yana bir bu yana savrulmamak için öncelikle içerde reformlarla kendimizi yenilememiz ve iç siyasetteki sorunları çözmemiz gerekir. Dışarıya verdiğimiz resim hiç hoş değil. Tek başımıza da yaşam alanı bulmamız sıkıntılar yaratır. Rotamız Batı olmalıdır ama ticari fırsatları da değerlendirmeliyiz. Çok taraflı ticari diplomasi uygulayarak, güvenli liman olduğumuzu dünyaya göstermeliyiz. Bu iş birliklerine taraf olmazsak maalesef bertaraf oluruz.

Sabırla ve azimle yapılan işin sonu her zaman selamet olur

İnce eleyip sık dokunarak, çok taraflı bir ticaret diplomasisi ile Türkiye başarılı bir serbest ticaret anlaşmasına imza attı. Birleşik Krallık ile Türkiye arasındaki bu anlaşma aceleye getirilmedi. Dört yıllık bir çalışma ve sadece geçtiğimiz yıl ellinin üzerinde bir toplantı trafiği ile İngilizlerle anlaşmaya varıldı.

Ticaret Bakan Yardımcımız Rıza Tuna Turagay anlaşmayı özetlerken kullandığı cümleler de anlaşmanın tek taraflı olmadığını gösteriyor. Turagay “Hiç kuşku yok ki bu bir kazan kazan anlaşması oldu. Bunu asgari düzeyde mi tutmak istiyoruz yoksa azami düzeye mi çıkarmak istiyoruz. Bunu yapabilmemiz için de masanın iki tarafının eşit güçte olduğunu bilmek. Dolayısıyla Taleplerimizin karşılığında da bizden bir şeyler isteneceğini unutmamak lazım. Bu kararları alırken de dip toplama bakacağız ve dış ticareti yapan tarafları dinleyeceğiz” derken de biz yaptık oldu demeyeceklerinin işaretini veriyor.

Turagay, İngiltere'de 11,2 milyar dolar ihracat yaptığımızı hatırlatarak, ihracatımızda ikinci, dış ticaret fazlası verdiğimiz ülkeler arasında da birinci sırada olduğumuzu vurguladı. Turagay, 5,6 milyar dolar dış ticaret fazlamız var dedi. 2020 yılında Birleşik Krallığa yaptığımız ihracatımızı yüzde 1,5 artırdığımızı belirten Turagay, toplam ihracatın yüzde 6 düştüğü bir yılda İngiltere'ye ihracatın artmasının önemine değindi. Turagay "STA'yı imzalamamış olsaydık, bir anda yüzde 18'lere kadar uzanan gümrük vergileriyle karşı karıya kalacaktık. Düşünün bir gün önce Gümrük Birliği'nden dolayı bir avantajınız var. Ama bir gün sonra bunu kaybediyorsunuz. Diğer yandan İngiltere 60 ülke ile serbest ticaret anlaşması imzaladı. Bundan önce bizim rakibimiz olmayan ülkelerle de karşı karşıya da kalacaktık. 2017 yılından beri teknik müzakereler başladı. Bizim AB ile devam eden gümrük birliği nedeniyle AB ile STA imzalamadan aynı ticaret politikalarını uygulamak zorunda olduğumuz için, Türkiye'nin Birleşik Krallıkla STA imzalama imkanı yoktu. 24 Aralık'ta Brexit süreci sonuçlanınca sayın bakanımız Ruhsar Pekcan 29 Aralık'ta anlaşmayı imzaladı. Buna ilaveten kendi içimizdeki düzenlemeleri de hızla yaptık. Cumhurbaşkanımız da imzaladı. Böylece 25 yıllık kazanılan haklarımızı koruduk” diyerek anlaşmanın önemine vurgu yaptı.

Tuna Turagay, bundan sonra ise menşe kurallarında AB ile güncelleme yapılacağını söyledi. Turagay "STA'da ayrıca bir gözden geçirme maddesi var. Hizmetler, yatırımlar ve ileri tarım konuları da var. Nihai amacımız bunun bir ticari entegrasyona dönüşmesidir. Gümrük Birliği'nin de güncellenmesi temel önceliğimiz olacaktır. Yeni tip serbest ticaret anlaşmalarında menşe uygulamaları son derece önemli, adeta menşe mühendisliği diye yeni bir alan oluştu. Menşe konusu çok önemli. İhracatçılarımıza hatırlatmak istiyorum. Belge ve işlem bu kadar kolaylaştırılmışken, bundan haksız yere farklı beyanda bulunmak suretiyle yararlanmaya kalkan ihracatçılarımız olursa, sonradan kontrolde bu ortaya çıkar ve bu da aslında ihlal anlamına gelir. O zaman da eskisi gibi bürokratik süreçler işletilmek zorunda kalır. Onun için ihracatçılarımıza çok önemli bir görev düşüyor” dedi.

YYS sahibi 538 adet firma Türkiye ihracatının yüzde 29'unu ithalatının da yüzde 35'ini gerçekleştiriyor. İngiltere ile yapılan anlaşma ele alındığında karşılıklı tanıma anlaşmaları kapsamıyla İngiltere'de bulunan bin 117 adet YYS sahibi firma ile dış ticaretimizin artırılacağı düşünülüyor. İki yıllık sürede bizim karşılıklı ticaretimizi artırmamız gerek. Ama karşı tarafı da bizi de mutlu edecek ticareti yapmalıyız. Turagay, İngiliz bir menşe malın AB üzerinden geldiği zaman ilave gümrük vergisi uygulanması konusunda da çalıştıklarını vurguladı.

Firmalarımızın dış ticaretlerini yaparken beyanlarında çok dikkatli olması gerektiğine işaret eden Turagay "Çin'de üretilen malı AB üzerinden Türkiye'ye getirmeye çalışanlar oluyor. Bu konuda hassasiyet bekliyoruz. Biz zaten son kontrolleri yapıyoruz. Ama hızımızın azalmaması için şirketlere de büyük görev düşüyor” diye ekledi. Turagay, serbest ticaret anlaşması olmasaydı, bakanlığımızca yapılan çalışmalarda 2,4 milyar dolarlık bir ihracat kaybı ile karşılaşacağımız hesaplanmıştı diyerek "Olayın bir de yatırım boyutu var. Eğer anlaşma yapılmamış olsaydı Türkiye'deki yatırımların Polonya ve Macaristan gibi ülkelere gitme ihtimali vardı. Yani ihtiyacımız olan doğrudan sermaye girişini de sekteye uğratacaktı” dedi.

Turagay, mevcut gümrük birliğinin güncellenmesi konusu hükümetimizin de öncelikli konuları arasında olduğunu söyleyerek "İlişkilerimiz 1963'e dayanıyor. Herkes girdi biz dışarıda kaldık. Hatta demir perde ülkeleri sistemin dışındayken şimdi 27 üyesi olan, bizim dışarda kaldığımız bir Avrupa Birliği'nden bahsediyoruz. Geçmişi bir tarafa koyup önümüze bakmamız lazım. Bizim nihai hedefimiz tam üyelik olmalı. Ayrıca biz serbest ticaret anlaşmalarında Avrupa Birliği ülkelerini takip etmek durumunda kalıyoruz. Ama karar mekanizması içinde yer almıyoruz. Sayın Bakanımız Ruhsar Pekcan bunu AB toplantılarında her zaman ifade ediyor. AB'nin STA yaptığı bazı ülkelerle aslında bizim de serbest ticaret anlaşması yapmamız için karşı tarafında istekli olması gerekiyor. Kimi ülkelerle biz AB ile STA anlaşma yapmış olmasına rağmen serbest ticaret anlaşması yapamıyoruz. Yani Avrupa Birliği STA anlaşmasını yapıyor ve illa benim yaptığım gibi yapacaksın diyor. Ama ben o ülkelerle STA anlaşması yapmaya kalktığım zaman o anlaşmayı imzalamaya yanaşmıyorlar. AB bize bir de diyor ki gidip başkalarıyla STA yapamazsın. Birleşik Krallıkla yapılan müzakerelerde çok taraflı ticaret diplomasisi uygulandı. Sayın bakanımız Ruhsar Pekcan aslına Birleşik Krallıkla ayrı STA'yı yapabilir miyiz konusunu da zorladı. Çünkü 1 Ocak bizim için önemli bir tarihti. Çok büyük bir kayıpla karşı karşıya kalacaktık. Ama AB'den bu konuda maalesef olumlu dönüş alamadık. Ama azimle ve sabırla çalışarak anlaşmayı başarıyla imzaladık” diyerek sözlerini tamamladı.