Yabancı sermayenin Türkiye’ye ekonomisine bakışını öğrenmek için, Türkiye’de yatırım yapan yabancı firmaların Türk yöneticileriyle konuşmak iyi bir yöntem. Ferdinand Bilstein TR Otomotiv Genel Müdürü Serdar Aslan ile dış ticareti ve ekonomiyi konuştuk.

Arslan, Türkiye’de yerleşik yüzde yüz yabancı sermayeli bir firmanın yöneticisi olarak, dış ticaret dengelerinin bozulduğuna işaret ediyor. Aslan “Çin ile ABD arasındaki ticaret savaşları, başta gıda olmak üzere emtiaya ve enerjiye olan talebin artması, daha sonra meydana gelen sel ve deprem felaketleri, tam kurtulduk derken 2 yıl boyunca hayatın akışını değiştiren COVID-19 salgını maalesef dünyadaki tüm dengeleri bozdu” diyor.

Her türlü ucuz işçiliğin merkezi ve tüm dünyaya mal ihraç eden Çin’in tüm bu gelişmelerle beraber tüm dünyaya son bir yılda “enflasyon” ihraç etmesinin yolunu açtığını belirten Aslan “Başka ülkelere enflasyon ihraç ederken kendisi de bundan nasibini aldı tabi ve artık Çin ucuz işçiliğin merkezi olmaktan çıkmış durumda. Gerçi Çin’de parana göre ürün var, en son teknoloji ürünlerinden en ucuz alt segmente kadar her türlü kalitedeki ürünün üretim merkeziydi ama artık durum değişti” diyor.

Otomotiv parça sektöründe faaliyet gösteren firma açısından Çin’in 2 rakip ülkesi var. Bunlar Hindistan ve Türkiye. Nakliye giderlerinin neredeyse 4-5 katına çıktığı son dönemde aynı durumun Hindistan için de geçerli olması sebebiyle, Türkiye Avrupa’ya yakınlığı anlamında son dönemde pozitif ayrışıyor.

Eğer politika açısından kurumsal davranışlarını geliştirirse ve güven algısını kendi lehine çevirebilirse, Türkiye için çok büyük fırsat yakalayabilir. Avrupa’nın Çin’den tedarik iş hacminin çoğunu Türkiye alabilir.

Serdar beye kurumsal davranıştan neyi kastettiğini soruyoruz. Tek kişiye bağlı yönetim yerine kurumları ve kanunları ile yabancı yatırımcıya güven veren politikaları kastettiğini söylüyor. Aslan “Ama maalesef tam tersi uygulamalar var. Para yabancı yatırımcının tek aradığı şey güven duyabileceği bir hukuk sistemi. Biz bireyler için de öyle değil midir, tefeci veya bakkal yerine paramızı bankaya yatırmamızın sebebi o bankanın kurumsallığına duyduğumuz güvendir. Kurumsallık, kanun kural ve yetki çerçevesinin geçerli olması demek, keyfiyetin olmadığı sistem demek. Oysa başkanlık sistemi ile bu kurumsallıktan uzak keyfiyete göre kararlar alınmaya başlandı, TÜİK veya TCMB gibi kurumların başındaki kişilerin sürekli değiştirilmesi yabancı yatırımcıyı ürküttü. Bizler Ferdinand Bilstein olarak 178 yıllık bir aile firmasıyız. Toplam 21 ülkede 2100 kişi çalışmakta ve yaklaşık 800 milyon Euro ciro yapmaktayız. Maalesef yönetim kurulu bana Almanya’da bir bankada hesap açalım ve şirket mevduatını orada tutalım diye bana diretebiliyor. Ama ben itiraz ediyorum. Onların endişelerini gidermeye çalışıyorum. Sonuçta 20-30 milyon Euro bağladıkları yatırım için ürkmeleri çok normal” diyor.

Güven duyulacak bir yargı ve vergilendirme sistemi yabancı paranın en çok sevdiği unsurlar. Maalesef bizde son 3-4 yılda bu kavramlar çok yıpratıldı. O nedenle yargının bağımsızlığı kurumların liyakate göre yönetilmesi kurumsal yapının kurulması bu ülkenin kalkınması için olmazsa olmaz. Bunu gerçekleştirebilirsek Türkiye 2008’ler deki gibi yıllık 22 milyar dolar yabancı para girişini sağlar. Bu da önce dövizi sonra ekonomiyi çok pozitif anlamda etki eder.

Alman devi Türkiye yatırımlarına devam ediyor

Türkiye’de yatırımlara devam eden Ferdinand Bilstein TR Otomotiv bir anlamda ülkenin geleceğine de yatırım yapıyor. Genel Müdür Serdar Aslan ile dünyanın en büyük otomotiv yedek parça üreticilerinden biri olarak üretimin nabzını tutuyoruz.

- Bilstein Group hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Ferdinand Bilstein TR Otomotiv 1844 yılında Almanya’nın Ennepetal şehrinde kurulmuştur. Otomotiv Yan Sanayi sektöründe mühendislik, üretim ve dağıtım faaliyeti göstermektedir. Bilsteingroup çatısı altındaki febi, SWAG ve Blue Print markalarında toplamda 95 binden fazla referans ile hizmet vermekte ve referansların yüzde 28’ini kendi fabrikasında üretmektedir. 2021 yılı konsolide çalışan sayısı 2 bin 100, konsolide cirosu 800 milyon Euro olmuştur.

Türkiye dahil toplam 21 ülkede kendi yatırımı olan güçlü ve güvenilir bir markadır. Tamamı yabancı sermaye ile Türkiye’ de 2010 yılında Ferdinand Bilstein TR Otomotiv Yedek Parça San. ve Tic. Ltd. Şti. kurulmuştur. Ana amacımız 1983 ten beri ürün satmakta olduğumuz bir pazarda müşteriye ve pazara daha yakın olmak, Türkiye dahil bölgenin potansiyelini daha etkin kullanmak ve bu sektöre katkı sağlamaktır.

- Firmanızın sektördeki pazar payı ve konumu hakkında bilgi verir misiniz?

Dünyanın 180’den fazla ülkesinde satılan ve satıldığı her ülkede kalitesiyle ön plana çıkan Bilstein group markaları, Türkiye de 1983 yılından beri satılmaktadır. 2010 yılında Ferdinand Bilstein Türkiye kardeş şirketi açılana kadar daha çok Alman araç gurubunda söz ve pay sahibi olan markalarımız, Türkiye ofisinin açılmasıyla beraber Peugeot, Ford, Opel gibi diğer araç guruplarında da önemli bir atılım yaparak pazarda yer almaktadır. 2022 itibari ile üç marka için toplamda 98 bin çeşit ürüne sahibiz. Toplamda 29 bayi ile çalışmaktayız.

- Türkiye’deki yapılanmanızdan bahseder misiniz?

2010 yılında kurulan Türkiye ofisinde en son olarak Mayıs 2022 itibari ile toplam 30 kişilik bir ekibimiz var. Satış, iş geliştirme, pazarlama, satış sonrası hizmetler, Satın Alma lojistik gibi departmanlarımızın yanına, 2018 itibari ile tedarikçi sorumluluklarını almaya başladık ve Kasım 2021 itibari ile Türkiye’de yerleşik 46’sı aktif 73 tedarikçinin yüzde 100 sorumluluğu bize verildi. Bu fabrikalardan ana merkeze veya Türkiye’deki kardeş şirkete alımları biz yönetiyoruz. Türkiye ile aynı zamanda Azerbaycan’dan da sorumluyuz. Yakın bir zamanda İran da eklendi. O bölgelerin de teknik konularına biz bakıyoruz.

- Satış Pazarlama faaliyetleriniz hakkında neler söylemek istersiniz? Bundan sonrası için hedefinizde olan yeni pazarlar var mıdır?

Türkiye aftermarket pazarının en önemli pek çok toptancısıyla ile çalışmaktayız. Ticaret yaparken amacımız sadece para kazanma üzerine değil, aynı zamanda müşterimizle çok yakın bir ilişki kurarak onları her anlamda geliştiren ve destekleyen bir yapıya sahibiz.

Pazarlama faaliyetlerimizden en önem verdiğimiz aktivitelerimizden birisi, direk saha çalışmaları yaparak sanayideki tamirhane ve perakendecilere yaptığımız ziyaretlerimizdir. 2011 yılından beri yaptığımız bu ziyaretlerde şu ana kadar toplamda 8 binin üzerinde noktayı ziyaret ederek sorunlarını dinledik, ürünlerimizle ve pazarla ilgili fikir alışverişlerinde bulunduk. Bu çalışmamızı her yıl olduğu gibi bu yıl da devam ettiriyor olacağız. Yıllık 750 farklı noktayı ziyaret hedefimiz var.