Tedarik zincirinde yaşanan aksamalar “sürdürülebilir” kavramının önemini ortaya koydu. Dünya’da yaşanan hammadde krizi, hammaddeye erişimde yaşanan sıkıntılar, sonucunda yükselen hammadde fiyatları ülke ekonomilerini zora soktu.

Doğrudan üretim maliyetlerini artıran bu durum, artan fiyatlar ve yüksek enflasyon uzun süre ülke ekonomilerini tehdit edecek.

Tedarik Zinciri Yönetimi Derneği (TEDAR) Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Günal, şirketlerin krizlerde sürdürülebilirlik kavramını hatırladığını söylüyor. Günal “Çok uzun yıllardır tartışılır. Ülkemizi yabancı yatırımcı bizlerin beklentileri doğrultusunda neden tercih etmez diye. İyi yetişmiş gençlerimiz, doğal lojistik konumumuz ve iyi seviyede olan alt yapımız, ülke ekonomimizin çok büyük bir kesimini temsil eden başarılı KOBİ’lerimiz, Osmanlı döneminden bu yana Batı ile olan yakın iş birliğimiz, yabancı sermayeyi ülkemize çekmeye maalesef yeterli olamamakta. Batı olası tüm riskleri ve fırsatları hep uzun vadeli düşünür, değerlendirir ve uygular. Çünkü şirketinizin kuruluşundan bugüne tırnaklarınızla kazıyarak ilgili paydaşlarınız nezdinde elde etmiş olduğunuz marka değerinizle ilgili olası bir negatif gelişmeyi asla kabul etmezsiniz. Kendi sektörünüzde kabul görmüş kurum kültürünüz, kalite güvenceniz, sonuçta şirket imajınız, marka değeriniz ve müşteri nezdinde oluşmuş olan güven ve memnuniyetiniz riske atılamayacak en önemli değerlerinizdir” diyor.

Öyle görülüyor ki sürdürülebilir politikalar olmadan ayakta kalmak mümkün değil. Aksi halde şirketler kendinden sonraki kuşaklara devrolmadan el değiştiriyor ya da kapanıyor. Ülke ekonomileri de aynen böyle planlı ve programlı işler yapmadan geleceği öngöremiyorsunuz.

Günal, bunun için şirketlere uyarılarda bulunuyor. Günal, “Şirketimiz içindeki yapıları, işlerinin ehli olan yönetici ve uzmanlara, kendilerine gerekli yetki ve sorumlulukları vererek, devretmeli. Günümüz bilgi ve uzmanlık çağı. Eğer profesyonel son derece olgun kurumsal yapılarımızı şimdiden kuramazsak, yarın bizleri çok zor günler bekliyor. Sürdürebilirlik şirketlerimiz için artık kesinlikle bir yaşam biçimi haline gelmelidir” diyor.

Kısa vadeli kar için geleceği tehlikeye atamam

Bundan 174 yıl önce kurulan Siemens şirketinin kurucusu Ernst Werner von Siemens’in daha o günlerde çok değerli bir iş yapış ilkesini bizlerle paylaşan Günal, “Kısa vadeli kar için şirketimin geleceğini tehlikeye atmam, işin sırrıdır. Bu hususu tüm şirketlerin kendi kurumsal yapıları içlerinde değerlendirmelerini arzu ederim. Bu cümleyi yalnızca satış bölümü ile ilişkilendirmemek gerekir. Üretiminizi, tüm tedarik zincirinizi, insan kaynaklarınızı ve diğer birimlerinizin iş yapış şekilleriyle değerlendirmeye gayret edebilirsiniz. Bu bazda eminim şirketlerinizde gözden geçirilmesi gereken birçok husus ortaya çıkacaktır” diyor.

Kendimize sormamız gereken sorular

Ayrıca “şirketimizin ana ilkeleri nelerdir”, “kuruluşumuzdan bu yana nasıl bir şirket kültürü oluşturabildik” ve “mevcut kültürümüz bizi yarınlara taşıyabilecek güçte midir” şeklindeki soruları da kendimize sormamızın zamanının geldiğini hatırlatan TEDAR Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Günal “Her şirket uzun vadede başarılı bir şekilde faaliyetlerini sürdürmek amacını taşır. Ülkemiz ekonomisinin büyük bir kısmını oluşturan KOBİ’lerimiz de belli bir yol haritası çerçevesinde mutlaka tam anlamıyla kurumsal yapılarını hayata geçirmeli. Şirketimiz içindeki yapıları, işlerinin ehli olan yönetici ve uzmanlara, kendilerine gerekli yetki ve sorumlulukları vererek devretmeliyiz. Günümüz bilgi ve uzmanlık çağıdır. Eğer profesyonel son derece olgun kurumsal yapılarımızı şimdiden kuramazsak, yarın bizleri çok zor günler bekleyecektir” diyerek uyarmayı da ihmal etmiyor.

Sürdürülebilirlik bir yaşam biçimi haline gelmeli

Şirket politikalarının içinde sürdürülebilirlik konusunun mutlaka ele almış alınması gerektiğini vurgulayan Günal, “Batı artık aşağıda değineceğim hususları kanunlar ile desteklemekte ve eksiklik tespitlerinde yaptırımlar uygulamaktadır. Anlayacağımız üzere sürdürebilirlik şirketlerimiz için artık kesinlikle bir yaşam biçimi haline gelmelidir. Birleşmiş Milletler ilkelerinin bazılarını sizlerle paylaşmak istedim. Zannedersem bu maddelere itirazı olan iş dünyasından kimse çıkmayacaktır. İnsan hakları desteklenmeli ve haklara saygı duyulmalı. Çalışma standartları sendikalaşma ve toplu sözleşme özgürlüğü desteklenmeli. Her türlü çocuk işçi çalıştırılmasına son verilmeli. İş dünyası, çevre sorunlarına karşı ihtiyati yaklaşımları desteklemeli. İş dünyası, rüşvet ve haraç dahil her türlü yolsuzlukla savaşmalıdır” diyor.

Tedarik zincirinde problem hammadde fiyatlarına yansıyor 

TEDAR Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Günal, jeopolitik ve politik sürdürülebilirliğin öneminin yanında, hukukun üstünlüğü prensibinin de ekonomik başarıda vazgeçilemeyecek bir faktör olduğunu vurguluyor.

Sürdürülebilir olmanın temelinde yatan güven ve istikrar kavramları da unutmamak gerek. Özellikle pandemi boyunda tüm dünyada yaşanan ekonomik krizde, güven duyulan ülkeler ve ekonomileri ayakta kalmayı başardı. Sağlam mali politikalar ve hukuk kurallarının tavizsiz işletilmesi bu güveni perçinledi. Öyle olunca da sermaye bu güvenli limanlara gitti.

Tedarik zincirindeki problemler devam ediyor. Hammadde fiyatları yükseliyor. Bu durum üretim maliyetlerini de artırıyor. Çin’in beklenenin çok altında üretim yapması dünya ekonomilerini zora soktu.

Yatırımlarda geç kalındı, dışa bağımlılık arttı

Türkiye’deki petrokimya sanayi bugüne kadar yapacağı yatırımlarla sanayinin ihtiyacı olan hammaddeye cevap vermeliydi. Zaman içinde kârlı tesislere gerekli yatırımlar yapılamadı. Petkim ülkemizin ihtiyacının yüzde 7 ile 15’inin ancak karşılayabiliyor. Yatırımdan kastımız yeni rafineri yaparken, var olan rafinerilerin hammadde üretimi için yatırım yapması. İyi bir planlama ile ihtiyacımız olan hammaddenin önemli bir kısmını kendimiz üretebilir ve dışa bağımlılığı da azaltabilirdik. Ancak bunun için gerekli planlama yapılamadı. Bugünkü dışa bağımlılığımızın da altında yatan gerçeklerden biri de budur.