Medya

Şirket Danışmanımız Sami Altınkaya'nın " Dünya Ticaretine Farklı Bakış" başlıklı yazısı, 15.02.2021 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayınlandı.

Tarih : 15-02-2021

Dış ticaret yapmak yeni normalde zorlaşacak. Çünkü dünyada dengeler değişiyor. Satranç oynar gibi ticaret yapılacak. Çok üretenler değil, katma değerli üretim yapanlar ayakta kalmaya devam edecek.

Türkiye bugün adet olarak üretimini artırdı. Ama ürettiğimiz ürünlerin kilogram fiyatı 1,04 dolara düştü. Yani akıl terimizi daha fazla çalıştırmazsak işimiz zorlaşacak.

Artık jeopolitik üstünlük de eskisi kadar etkili değil. Çünkü ulaşım ağları çok gelişti. Hızlı kargo ve e-ticaret ile oyunun kuralları yeniden yazılıyor.

Avrupa üretim üstünlüğünü yeniden eline almak için teknolojiye yatırım yaptı. Endüstri 4.0 ile insanın yerine robotları koyarak 7/24 üretim yapmaya başladı. Karanlık fabrikalarda sıfır hata ile üretim yapılıyor. Ayrıca üretim maliyetleri de düştü. İnsana yatırım yapan Avrupa eğitimini de bu sisteme entegre etti. İnsanların düşünüp tasarım yaptığı, makinelerin ürettiği bir sanayi yapısı yaygınlaşmaya başlıyor.

Çin uzakları yakın hale getirdi. Afrika kıtasında büyük yatırımlar yapıyor. Üretimini Afrika kıtasına taşımaya başladı. Tarım 4.0 ile açlıkla boğuşan Afrikalılara umut oluyor. Buradan Avrupa’ya daha kolay ulaşabilecek. Ayrıca Avrupa’nın stratejik noktalarında lojistik merkezleri kurdu.

Pekin ile Londra arasında bir kuşak bir yol projesini pandemiye rağmen hayata geçirmeye kararlı. Pire limanı başta olmak üzere stratejik limanları satın alıyor. Antrepolarını kurdu. 12 günde hızlı tren ve gemi nakliyesi ile ürünlerini Avrupa’ya taşımayı hedefliyor.

Çin Avrupa gibi teknolojiye de ciddi yatırım yapıyor. Böylece dünyanın en ucuz ürünlerini üretmekle kalmayıp, en kaliteli ürünlerine de imza atıyor.

Dış ticaretinde ABD’nin Pasifik’te yarattığı boşluğu anında doldurdu. RCEP anlaşması ile bölgede dünyanın en büyük bölgesel ticaret iş birliğini başlattı. Türkiye ise maalesef kendini nereye konumlandıracağına karar verememiş görünüyor. Yönünü Batı’ya çeviren Türkiye, oyunun kurallarını kendisi yazmaya çalıştıkça süreç uzuyor. 60 yıla yakın AB kapısında bekliyoruz. Amaç AB ‘ye girmek mi? AB standartlarında bir düzen kurmak mı? Buna da net bir cevap bulamıyoruz. AB’ye girme projesi amaç mı? Araç mı? Bu belirsizlik devam ediyor.

Ortadoğu’daki dış ticaretini Irak ile sınırlayan Türkiye, Arap ülkeleriyle de ekonomik sorunlar yaşıyor. Dış ticaret ve yatırımlar puslu havaları sevmez.

Dünyada bunlar olurken biz Çin’in alternatifi olabilir miyiz diye tartışmaya devam ediyoruz. Avrupa’ya diyelim ki Çin’den değil bizden ithalat yapacak. Avrupa’nın da bunu kabul ettiğini varsayalım. Türkiye olarak bizim bu talebi karşılamaya yetecek üretim kapasitemiz yok. Çin’in toplam üretim kapasitesi bizden kat be kat fazla. Öyle olunca da Çin’e alternatif falan olamayız. Boşuna hayal kurmayalım.

Türkiye’nin gerçekçi bir üretim ve yatırım politikasına ihtiyacı var. Önceliklerin bir an önce belirlenmesi lazım. Şu an uygulanan hükümet sistemi ile sorunlar hızla çözülebilir.

Yeni dönemde malınızı satın alacak ülke bulmak için yeni yöntemler bulmak zorunda kalacaksınız. Tüketim alışkanlıkları değişiyor. Ülkeler kendi ihtiyaçlarını karşılamadan dışarıya mal satışına sınırlamalar getirmeye başladı bile. Özellikle gıda ürünleri yaklaşan kuraklık tehdidiyle birlikte önem kazandı. Kuraklık beraberinde açlık tehlikesini getirir. Açlık da fakirlikle birlikte toplumlarda huzursuzluğa yol açar.

Türkiye’nin önceliği ve çıkış yolu tarım üretiminden geçiyor. Enflasyon ve yüksek faizin ana sebebi tarım üretimindeki azalma ve dışa bağımlılıktır. Dünyada en çok ayçiçek ithal eden ülke Türkiye’dir. Bakliyat ve hububatı da maalesef ithal ediyoruz. Rusya buğday ihracatını zorlaştıran ek vergiler getirdi. Biz üreticiye destek olmak yerine tarım ürünlerini dışarıdan aldığımız sürece enflasyonu düşüremeyiz. Sonra da faizleri indiremeyiz. Enflasyonu düşürmenin yolu üretimi artırmaktan geçer. Enflasyon düşerse faizler de düşer. İşte o zaman da vatandaş ve sanayici düşük faizle ve daha az maliyetle üretim yapabilir.

Tarım ürünlerini ithal ettiğimiz sürece gıda enflasyonunu da ithal etmiş oluyoruz. Dışarıya ithalat için ödenen paraların bir kısmı acilen çiftçiye hibe edilmeli. Borçları silinmeli ve bedava mazot, tohum ve gübre desteği verilmelidir. Yarın çok geç kalabiliriz. Çünkü böyle giderse tarımda çalışacak insan kalmayacak.

Ticaretin yolu itibarlı işlere imza atmaktan geçiyor

Şirketler son yıllarda para kazanmanın tek yolunun mal ve hizmet üretmekten geçmediğini gördü. Dünyada sosyal sorumluluk projelerine yatırım yapan şirketler daha itibarlı sayılıyor. İyilik için atılan bu adımlar, şirketleri rakiplerinin önüne geçiriyor. Tüketiciler de ihtiyaçlarını karşılarken buna bakıyor. Buna en güzel örneklerden biri de Ünsped Spor Kulübü. Ünsped Gümrük Müşavirliği kurucu başkanı Haluk Ündeğer tarafından kurulan spor kulübü sürekli destekleniyor. Ünsped Kurucu Ortağı Yusuf Bulut Öztürk’ün de katkılarıyla büyüyen spor kulübü şirketin göz bebeği bir oluşum. Zeytinburnu’nda yapılan Haluk Ündeğer Lisesi’nde okuyan öğrenciler spor başta olmak üzere pek çok sosyal aktivite ile tanışıyor. Kulüpte 200 lisanslı olmak üzere, spor okulları dahil yılda 500’ den fazla öğrenciye eğitim veriliyor. Voleybol kadın A Takımı ikinci ligde, basketbol A Takımı ise bölgesel ligde mücadele ediyor. Voleybol da A genç yıldız küçük ve minik kategorilerinde 5, yine basketbolda A genç yıldız küçük ve minik kategorilerinde 5 olmak üzere toplamda 10 takım var. Ayrıca satranç ve masa tenisinde ulusal liglerde mücadele ediliyor. Öyle ki satrançta Uygar Duruçay 2019, 10 Yaş Avrupa Okullar 2 İkincisi olmuş. Yüzme, jimnastik, kick boks, dans, bale, resim, müzik, tiyatro, drama, algoritmik kodlama, yaşam becerileri atölyesi ve okçuluk branşlarında da spor okulunda öğrenciler yetiştiriliyor. Zeytinburnu gibi kozmopolit bir ilçede farklı kültürlerdeki ailelerin çocuklarından yıldırlar çıkaran Ünsped Spor Kulübü'nün Semra Annesi ve kulübün başkanı Semra Demirer hayatını maddi durumu iyi olmayan ama yetenekleri üstün çocuklara adamış. Umudunu kaybeden çocuklara umut aşılayan kulüp başarıdan başarıya koşuyor. Bölgenin yapısı gereği kayıp gençlik diye tabir edilen umutsuz çocuklar arasından yetiştirilen minikler, bugün yurt içinde ve dışında önemli görevler üstlenmiş. Sporcu, sanatçı ve yönetici olarak topluma kazandırılmış. Hatta NBA liginde oynayan ya da büyük kulüplerimizde spor hayatını devam ettirenler de var.

Çocuklar kulüp lojmanlarında kalabiliyor. Ücretsiz olarak yiyecek, barınma, ders ve burs imkânına da sahip. Anne babalar da unutulmuyor. Onların da sosyalleşmesi ve üretken hale gelmeleri sağlanıyor.