Medya

Şirket Danışmanımız Sami Altınkaya'nın " Dış ticaretin cingözlerine kim dur diyecek?" başlıklı yazısı, 26.04.2021 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayınlandı.

Tarih : 26-04-2021

Geçen haftaki yazımda ihracat yapan firmaların konteyner bulamadığını yazmıştım. Konuyu araştırdığımda karşılaştığım manzara ise akıllara zarardı. Konteyner işletmeciliğinin maalesef doğru yönetilmediğini gördüm. Devletin koyduğu kanunları uygulamayan bazı acenteler sürekli kafalarına göre yeni isimlerle maliyetler çıkarıyor. Tacir de bu faturaları kuzu kuzu ödüyor. Eğer itiraz ederseniz sıranızı bekliyorsunuz. Birileri sizin önünüze geçip konteyneri kapıveriyor. Siz de malınızla ortada kalıyorsunuz.

Konteyner meselesini Çin başta olmak üzere dünya ticaretine yön veren ülkeler birer birer halletti. Her ne hikmetse bu sorun Türkiye’de hala devam ediyor. Hem de garip metotlarla. Konteyner taşımacılığının maalesef ticari ahlaka uymayan şekilde yapıldığını duydum.

İş artık o hale gelmiş ki git şu marketten alışveriş yap sana konteynerde öncelik yapalım deniyormuş. Ya da oradan daire satın alırsan sana on konteyner fazla ayırayım noktasına gelinmiş. Ne demişler yerin kulağı vardır. Böyle cingözlükler yapılınca duyulmayacak sananlar aldanıyor.

Nerede TOBB ve TİM diye de sordum. Ticaret Bakanlığı konuya neden el atmıyor diye de ekledim.

Geçtiğimiz hafta Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun danışmanları aradı ve konuyu bir kez de benden dinledi. Yaşanan ticari ahlaka uygun olmayan bu durumu ironi yaparak anlatmaya çalıştım. TOBB Başkanımızın konuyu takip etmesi dış ticarete verdiği önemi gösterir. Haksız rekabeti önlemek ve dış ticareti kolaylaştırmak için Ticaret Bakanlığı ile sayısız görüşme yaptıklarını belirten TOOB danışmanı, bu konuyu da başkana ileteceklerini söyledi. Konuya gösterdiği hassasiyet dış ticaretimiz için önem taşımaktadır.

Konuyu takip etmesi gereken kurumların oturdukları binalardan çıkıp sahaya inmesi ve sorunları yerinde görmesi gerekiyor. Her yazımda ve konuşmamda Sanayi Bakanı Mustafa Varank’ı örnek gösteriyorum. Siyasi görüşünüz ne olursa olsun sanayi bakanı sürekli sahada sanayicinin derdini dinliyor. Onlarla istişare ediyor. Türkiye’nin koltuğunda oturmayan, sahada temsil ettiği kesimle bir arada olan yöneticilere ihtiyacı var. Aksi halde sorunları duyamaz ve her şeyin güllük gülistanlı olduğunu sanırsınız. Sonrasında da acı gerçekle karşılaştığınızda iş işten geçmiş olur.

Bu dedikodular limanlarda yaşanırken başta Ticaret Bakanlığı olmak üzere, TOBB ve TİM gibi tacirin haklarını korumakla yükümlü olan kuruluşların konuyu araştırması gerekir. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz derler. Ben bile duyduğuma göre sanayiciler bu sorunu kesinlikle yaşıyordur.

Böyle dedikodular örneğin Almanya’da ya da AB ülkelerinde duyulmaz. Onların rekabet kurumları vardır. Dış ticaretinizi sadece üç beş firmaya teslim ederseniz, bu dedikodu olmaktan çıkar ve rekabete aykırı bir hal alır.

Rekabet Kurumu’nun da konuyu incelemesinde fayda var. Konteyner taşımacılığında oluşacak bir tröstleşme rekabet kurallarına aykırıdır. Şirketlerin aralarında anlaşarak yüksek fiyatlar belirlemesi ve tekelleşmesi, Türkiye’nin dış ticaretine incir ağacı dikmektir. Onun için ham maddenin gelişinden, mamul olarak ihracına kadar olan süreçte uygulanan bütün fiyatlar gözden geçirilmeli ve denetlenmelidir. Sanayici ve ihracatçının haklarını korumakla görevli kurumlar da bunu kontrol etmelidir.

Taşımacılık işinde tekelleşme olursa bu işten sanayicimiz zarar görür. İhracatçınızı üç beş kişinin insafına bırakırsanız, sanayiciniz üretim yapmak için yurt dışına gider. Türkiye ekonomisi bu keyfi uygulamalardan yara almakta ve döviz kaybetmektedir.

Yurt dışından hammadde bulabilmek zorlaştı. Üstüne artan döviz fiyatları, hammadde fiyatlarını da artırdı. Türkiye gibi ihracatı dışarıdan alınan ithal ürünlere ve hammaddeye bağımlı.

Döviz fiyatlarının öngörülemeyen yükselişi veya iniş çıkışlardaki dalga boyunun fazla olması, sanayiciyi daha da zorluyor. Buna bir de hammaddeyi bulup onu doğru fiyattan ülkeye getirmek de eklenince sanayici adeta üretmeme noktasına geliyor.

Sanayiciler hammaddeyi alırken peşin alıma zorlanıyor. Paranız bile olsa istediğiniz kadar hammadde bulamıyorsunuz. Türkiye ekonomisinin kırılganlığı ve ülke CDS’inin yüksek olması ekonominize olan güveni azaltıyor. O zaman da dışarıdan ihtiyacınız olan hammaddeyi bulmakta zorlanıyorsunuz.

Bütün bunlar yaşanırken ve dış ticaret daha da önem kazanırken, dış ticaretimize yön veren kişi ve kurumların bakış açılarını değiştirmesi lazım. Kişisel skor yapayım derken ülke ekonomisi darboğaza girebilir. Dış ticaret maliyetleri sürekli artıyor. Limanlardaki bekleme süreleri, yeni isimlerle tacirin karşısına çıkarılan yeni faturalar, ilave giderler ve kaybedilen zamanın Türkiye’ye faturası her yıl 4 milyar dolardır. Maalesef her yıl bu para acentelerin eliyle yurt dışındaki işbirlikçilerine gidiyor.

Konteyner işletmeciliği doğru yönetilmesi gereken bir konudur. İhracatçılarımız maalesef artan dış ticaret maliyetlerini masaya yatırmıyor. İktisatta gelirleri artırmak kadar giderleri azaltmak da kazanç sayılır. İçlerinden sadece biri çıkıp yahu bu bedelle yasal değil demiyor.

Bu ülke tekellerden ve karaborsadan çok çekti. Serbest pazar ekonomisini keyfi fiyat belirleme olarak gören anlayışa dur deme zamanı gelmiştir. Liberal ekonomilerde fiyatları piyasa belirler. Piyasanın da doğru fiyatlama yapabilmesi için de başta tacirler olmak üzere tüm aktörlerin bilinçli olması şarttır. Türkiye’nin ve kaybedecek zamanı ve dışarıya göz göre göre çıkacak dövizi yok. Herkes bildiğini okumaya devam ederse kaybeden Türkiye olacaktır.

Geçen hafta yapılan kabine değişikliğinde görevi Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’dan devralan Ticaret Bakanımız Mehmet Muş’un konuyu öncelikle çözülmesi gerekenler listesine alacağını umar, bakanımıza yeni görevinde başarılar dilerim.

YYS belgesi ile yola çıkan kazanıyor

Yetkilendirilmiş Yükümlü Derneği’nin dış ticaret yapan firmalar için düzenlediği webinarda, belge sahibi şirketlerin sağlayacağı avantajlar bir kere daha ele alındı. YYS Derneği Başkanı Mehmet Altay Yegin, YYS belgesi ile süreçlerin hızlanacağını vurguladı. Firmaların taleplerinin her geçen gün arttığına dikkat çeken Yegin böylece kazanılacak zamanın, ekonomimize döviz olarak geleceğinin söyledi.

Yetkilendirilmiş Yükümlü Derneği Genel Sekreteri Aysun Kılıç da belge alım süreçlerinin hızlandırılması için sanayicilerimize her türlü desteği dernek olarak verebileceklerini belirtti.

Gümrükler Genel Müdürlüğü adına toplantıya katılan ticaret uzmanı Neslihan Ürkmen, idare olarak hızlı ve güvenilir dış ticaret için dijitalleşmeye geçmek için çalışmaların hızla devam ettiğini vurguladı. Gümrük ve Ticaret Müfettişleri Derneği üyesi Hasan Özmen de YYS belgesi alabilmek için izlenecek yolu anlattı. Son olarak İsviçre’den webinara katılan TİM SWISS Genel Müdürü İlknur Timur, İsviçre’de iş kurmak, hizmet ya da ürün satmak, oradaki şirketlerle iş birliği yapmak isteyen şirketlere sağlayacakları desteklerle ilgili bilgi verdi. Merak edenler için hatırlatayım. Detaylı bilgileri YYS’nin YouTube sayfasından izleyebilirsiniz.