Sedat KOCABIYIK

Gümrük Müşaviri

YENİ YILDA EŞYANIN MENŞEİNE BAKIŞ

Yeni ticaret politikası önlemlerinin, ilave gümrük vergilerinin ve ek mali mükellefiyetlerin yürürlüğe girmesiyle birlikte, eşyanın menşei konusu gün geçtikçe dış ticaret işlemleri üzerindeki rolünün önemini bizlere hatırlatmaya devam ediyor. Menşe, bir eşyanın kökenini bir başka deyişle eşyanın ekonomik milliyetini belirliyor. Eşyanın menşeinin bilinmesi halinde, o eşyaya tercihli bir tarife uygulanıp uygulanmayacağını eşyanın ticaret politikası önlemlerine, ilave gümrük vergisine ya da ek mali yükümlülüklere tabi olup olmayacağını da belirlemek mümkün olabiliyor.

Eşyanın menşei Gümrük Kanunu’nda “eşyanın tercihli olmayan menşei” ve “eşyanın tercihli menşei” olarak iki başlık altında düzenlenmiş bulunuyor. “Eşyanın tercihli olmayan menşei” başlığı altında temel menşe kurallarından bahsediliyor. Eşyanın tercihli olmayan menşei yürürlükte bulunan ticaret politikası önlemlerinin uygulanmasında, ilave gümrük vergisine veya ek mali yükümlülük gibi diğer mali yükümlülükler ile ilgili düzenlemelerde karşımıza çıkıyor.   Eşyanın “tercihli menşei” ise Türkiye'nin bazı ülkeler veya ülke grupları ile yaptığı tercihli bir tarife uygulaması gerektiren anlaşmalarda yer alan tercihli tarife uygulamaları ile Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen ve Türkiye tarafından tek taraflı olarak bazı ülkeler, ülke grupları veya toprak parçaları için tanınan tercihli tarife uygulamalarında ön plana çıkıyor.

Yazımızda, 2021 yılı itibarıyla eşyanın menşei ile ilgili yapılan son düzenlemeleri aşağıdaki konu başlıkları altında değerlendirmeye çalışacağız.

  • Gümrük yönetmeliğinde yapılan değişiklik sonrasında AB ülkelerinden A.TR Dolaşım Belgesi eşliğinde gelen eşya için menşe şahadetnamesinin gümrük idarelerine ibrazı.
  • AB ülkelerinden gelen eşya ile ilgili olarak menşe şahadetnamesinin kimler tarafından düzenlenebileceği.
  • Tercihli bir tarifeden yararlanmaya yarayan menşe ispat belgelerinin son durumu.

Gümrük Yönetmeliği’nde yapılan değişiklik sonrasında AB ülkelerinden A.TR Dolaşım Belgesi eşliğinde gelen eşya için menşe şahadetnamesinin gümrük idarelerine ibrazı

10.12.2020 tarihli 31330 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik ile Gümrük Yönetmeliği’nin 205 inci maddesinin 4 üncü fıkrasını (ç) bendinde değişiklik yapıldı.  

Öncelikle, bu değişiklikten önceki durumu inceleyim. Eski metinde, AB ülkelerinden A.TR Dolaşım Belgesi eşliğinde ülkemize gelen eşya Ticaret Bakanlığınca belirlenen risk kriterleri uyarınca saptanan durumlar saklı kalmak kaydıyla, menşe şahadetnamesinin aranmaması gerektiği belirtiliyordu. Burada dikkat edilmesi gereken husus ise risk kriteriydi. Siz eşyanızın siparişini veriyor, ithal etmek üzere gümrük idaresine sunuyordunuz.  Gümrük beyannamenizi oluşturuyor beyannamenizi tescil etme aşamasında risk kriteri devreye giriyor sistemin menşe belgesini talep edip etmeyeceğini görüyordunuz. Sistem menşe şahadetnamesi talep ederse vay halinize! Tabi bu aşamada eşya ülkeye gelmiş gümrüklenmeye hazır biçimde gümrüklü sahada ya da antrepolarda oluyordu. Bazı AB ülkelerinden menşe şahadetnamesini bir ila üç gün içerisinde temin edebiliyor iken, bazı AB ülkelerinden bu süre uzayabiliyor veya belgeyi temin edemiyordunuz. Bu durumda ithalatçının eşyası AB menşeli olmasına rağmen ek mali yükümlülük, ilave gümrük vergisi ya da ticaret politikası önlemlerine tabi ülke menşeli gibi değerlendirilebiliyordu.  Salgın hastalık nedeniyle bu sürecin uzaması da yeni ek maliyetler getiriyordu. Ticaret Bakanlığı tarafından getirilen kolaylaştırmalar da yaraya mehlem olmuyordu.  

Peki sonrasında ne oldu?

Gümrük Yönetmeliği’nde değişikliğe gidilerek, menşe şahadetnamesi ibrazı konusunda “risk kriteri” ibaresi kaldırılarak, bunun yerine  “1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararının ticaret politikası önlemlerine ilişkin 47 nci maddesi hükümleri saklı kalmak üzere…”, AB’ye üye ülkelerden A.TR Dolaşım Belgesi eşliğinde gelen eşyanın serbest dolaşıma girişinde menşe şahadetnamesinin aranmayacağı hükmüne yer verildi.  Ortaklık Konseyi Kararında bahsedilen ticaret politikası önlemlerinden kasıt nedir peki?

Aynı Kararın 46 ıncı maddesi şu hükümleri içeriyor: “Bu Kararın I. Bölümünde düzenlenen malların serbest dolaşımı ilkesinden sapma olarak, taraflardan birinin değer tarafla veya üçüncü ülkelerle ilişkilerinde anti-damping önlemleri ya da 44’üncü Maddede bahsedilen ticaret politikası araçlarına uygun diğer önlemleri alan ya da almak üzere olan taraf, ilgili ürünlerin diğer tarafın topraklarından ithalini bu önlemlere tabi tutabilir. Bu durumlarda, önlemi alan taraf, alınan önlemi Gümrük Birliği Ortak Komitesine bildirir.”

Kısacası Karar taraflara “üçüncü ülke ürünlerine karşı ticaret politikası önlemi alabilirsin, yeter ki bu durumu Ortaklık Komitesi’ne bildir” şeklinde yetki veriyor.

Bu kapsamda, Türkiye’nin uygulayabileceği ticaret politikası önlemleri İthalat Rejimi Kararı’nın 4 üncü maddesinde şöyle sıralanıyor:

  • İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Mevzuat
  • İthalatta Korunma Önlemleri Hakkında Mevzuat
  • İthalatta Kota ve Tarife Kontenjanı İdaresi Hakkında Mevzuat
  • İthalatta Gözetim Uygulanması Hakkında Mevzuat
  • Belirli Tekstil Ürünleri İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemleri Hakkında Mevzuat
  • İkili Anlaşmalar ve Protokoller veya Diğer Düzenlemeler Kapsamı Dışında Belirli Ülkeler Menşeli Tekstil Ürünleri İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemleri Hakkında Mevzuat
  • Türkiye'nin Ticari Haklarının Korunması Hakkında Mevzuat

1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’nın 47 inci maddesinde de “Ticaret politikası önlemlerine tabi tutulan ürünlerin ithaliyle ilgili işlemlerin tamamlanması sırasında ithalatçı Devlet'in mercileri ithalatçıdan gümrük beyannamesinde söz konusu ürünlerin menşeini göstermesini ister. Ciddi ve sağlam gerekçelere dayanan kuşkular nedeniyle kesinlikle gerekli görülmesi halinde, söz konusu ürünün gerçek menşeini saptamak için destekleyici ek kanıtlar istenebilir.” deniliyor. Firmalar fatura üzerinde ve gümrük beyannamesinde eşyanın menşeini açıkça beyan ediyorlar. Yani Ortaklık Konseyi Kararı’nda belirtilen hükme uyuyorlar. Peki ciddi ve sağlam gerekçelere dayanan kuşkular nelerdir? Hali hazırda bu “ciddi ve sağlam gerekçelere dayanan kuşkuların” neler olduğunu açıklayan bir alt düzenleme mevcut bulunmuyor.

            Eşyanızı AB üyesi ülkeden A.TR Dolaşım Belgesi eşliğinde getiriyorsunuz, ithal için beyanınızı yaptığınız düşününüz. Acaba gümrük idaresindeki görevli memur eşyanın menşei ile ilgili olarak kuşku duyacak mı? Ya da bu inisiyatif onlara mı bırakılıyor? Konuya bakanlık tarafından bir alt düzenleme ile açıklık getirilmesi halinde dış ticaret erbabının ticareti kolaylaştırılacağı gibi, menşe şahadetnamesi düzenlenmesi için ödenen ek maliyetlerden de kurtulmanın mümkün olacağını düşünüyorum.

Yapılan değişiklikle birlikte AB ülkelerinden A.TR Dolaşım Belgesi eşliğinde gelen eşyanın ticaret politikası önlemlerine tabi olmaması durumunda menşe şahadetnamesinin gümrük idarelerince talep edilmemesi gerektiği aşikârdır. Ancak, uygulamada halen ticaret politikası önlemlerinin neler olduğu hususunda tereddütlerin olduğu da unutulmamalıdır.

AB ülkelerinden gelen eşyalar ile ilgili olarak menşe şahadetnamesinin kimler tarafından düzenlenebileceği

Gümrük Yönetmeliği’nin 38 inci maddesinde menşe şahadetnamesinin kimler tarafından düzenlenebileceği belirtiliyor. Ancak, AB ülkelerinden yapılan ithalat işlemlerinde ticaretin yapıldığı ülke ile eşyanın sevk ve ihraç ülkesinin farklı olduğu durumlar karşımıza çıkabiliyor. Menşe belgesinin ticaret yapılan ülke tarafından düzenlendiği hallerde, belgenin ihraç ya da menşe ülkesi tarafından düzenlenmesi gerektiği öne sürülerek, gümrük idarelerine ibraz edilen menşe şahadetnameleri kabul görmüyordu.  Bu durumu bir örnek ile özetlemek gerekirse; genel merkezi Almanya’da şubesi ise Avusturya’da olan bir firmanın yapmış olduğu ticaret işleminde, eşya Almanya merkezli firmanın şubesi tarafından ülkemize sevk ediliyor.  Firmanın şubesi A.TR Dolaşım Belgesi’ni düzenliyor ve ilgili ülke makamları tarafından vize ettiriyor. Ancak, menşe şahadetnamesi firmanın merkezinden Almanya’dan düzenleniyor.  Eşyanın menşei ülkesi ile ihraç ülkesinin Avusturya olması nedeniyle, Almanya tarafından düzenlenen menşe belgesi Gümrük Yönetmeliği’nin 38 inci maddesi gerekçe gösterilerek, “belgenin menşe ülke veya ihracatçı ülkenin yetkili makamlarınca düzenlenmesinin gerektiği” savıyla gümrük idareleri tarafından belge kabul edilmiyordu. 

Bu gibi durumlarda, firmalar eşyanın sevk edildiği ülkeden yeni bir menşe şahadetnamesi talep etmek durumunda kalıyor ve bu süreç uzayabiliyor firmaların menşe belgesi gelene kadar ek ardiye ödemesi söz konusu oluyordu. Bunun yanında menşe şahadetnamesinin temin edilemediği hallerde ise firmalar ek vergi ödemeleri ile karşı karşıya kalabiliyordu. Eşyanın menşei ile ilgili diğer yazılarımızda, Avrupa Birliği’nde 12 Ekim 1992 tarihli 2913/92 sayılı Konsey Regülasyonu ile yürürlüğe konulan “Ortak Gümrük Kodu’na göre, Avrupa Birliği’nin “Topluluk Gümrük Bölgesi”,  “Avrupa Birliği “Gümrük Bölgesi” tanımında bahsedildiğini, AB ülkeleri kendilerini tek bir ülke olarak kabul ettiklerinden ve gümrük birliğinin de asıl amacı bu olduğundan bahsetmiştik. Bu kapsamda, AB ülkelerinin bu entegrasyonları göz önüne alındığında mevcut uygulamanın haksız olduğunu belirtmekte idik.

Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından konu hakkında sorunların çözümüne ilişkin olarak bir tasarruflu yazı yayımlandı. Yazıda, AB ülkelerinden yapılan sevkiyatlarda ticaret yapılan ülke ile ihracat ülkesinin aynı ya da sevk ülkesinin farklı AB üyesi ülkeler olduğu durumlarda, menşe şahadetnamesinin hangisi tarafından düzenlendiğine bakılmaksızın kabul edilmesi gerektiği belirtiliyor. Bunun yanında AB üyesi olmayan ülkeler tarafından düzenlenen menşe şahadetnamelerinin yalnızca menşe ülke veya ihracatçı ülke tarafından düzenlenmesi gerektiği hatırlatılıyor. Yapılan bu düzenleme ile, AB ülkelerinden yapılan ticarette en azından menşe şahadetnamesinin nereden düzenleneceği konusundaki tereddütlerin ortadan kaldırıldığını belirtebiliriz. Ancak bugüne kadar yaşanan sıkıntılar göz önüne alındığında, bunun  geç alınmış bir karar olduğunu da söyleyebiliriz. 

Tercihli bir tarifeden yararlanmaya yönelik menşe ispat belgelerinin son durumu

Geçtiğimiz yılın kasım ayına kadar, eşyaya uygulanan gümrük vergilerinin tüm ülkeler için aynı ya da sıfır olarak uygulanması durumunda, bu eşya için ticaret politikası önlemleri, ilave gümrük vergisi ve ek mali yükümlülük uygulanan ülke menşeli olmadığını kanıtlayıcı bir menşe belgesi kullanılması mümkün olamıyordu. Bu durumu bir örnek ile açıklayacak olursak, “Pan Avrupa Akdeniz Menşe Kümülasyonu” kapsamında yapılan bir ticaret işleminde, tercihli rejimden yararlanmayı sağlayan bir menşe belgesi, her yıl yayımlanan ithalat rejim kararında o eşya için uygulanan gümrük vergisinin tüm ülkeler için aynı olması veya sıfır olarak uygulanması halinde, gümrük idaresine sunulan “menşe ispat belgesi” olarak kullanılamıyordu. Bu durumda, menşe şahadetnamesi de ibraz etmek durumunda kalınabiliyordu. Bizler bu uygulamanın haksız bir uygulama olduğunu düzenlenen menşe belgesinin tercihli bir rejimden yararlanmayı sağlayıp sağlamadığına bakılmaksızın geçerli bir menşe belgesi olduğuna dikkati çekiyorduk. Anlaşmalar kapsamında olan bir eşya için düzenlenen ve geçerliliği olan bir belgenin bu şekilde işlevini yitirmesinin doğru olmadığını savunuyorduk.   

Ticaret Bakanlığı konuyla ilgili yayımladığı tasarruflu yazısında, tercihli ticaret anlaşmasına taraf ülkelerden ithal edilen eşya için İthalat Rejimi Kararına göre tavizli vergi oranı uygulanıyor olsun ya da olmasın, bu eşyanın tercihli bir ticaret anlaşması kapsamında olması ve doğrudan nakliyat kuralını ihlal etmemesi şartıyla, gümrük idarelerine ibraz edilen tercihli rejimden yararlanmayı sağlayan menşe belgelerinin ticaret politikası önlemi, ilave gümrük vergisi veya ek mali yükümlülük uygulaması açısından geçerli bir menşe ispat belgesi olarak kabul edilmesi gerektiği ve ayrıca bir “menşe şahadetnamesi” istenmemesi hususuna vurgu yapıyor.  Bu çerçevede, bir eşyanın anlaşma kapsamında olması, doğrudan nakliyat kuralına helal getirilmemesi ve menşe belgesinin de şekil ve format itibariyle uygun düzenlenmiş olması hallerinde, eşyaya uygulanan gümrük vergisi hadlerine bakılmaksızın anılan menşe belgesinin, “menşe ispat belgesi” olarak kullanılması mümkün hale geliyor.

Sözü edilen “Doğrudan Nakliyat Kuralı”, tercihli bir tarifeden yararlanacak anlaşma kapsamı eşyanın tercihli muameleden yararlanmasının koşulu olarak, eşyaların anlaşmaya taraf ülkeler dışında kalan bir ülkede herhangi bir işleme tabi tutulmadan doğrudan taraf ülkeye sevk edilmesi anlamına geliyor. Bu durumun istisnası olarak, tek bir sevkiyatı oluşturan eşyaların aktarılması veya geçici depolanması yoluyla, ancak transit geçtiği ya da depolandığı ülkenin gümrük yetkililerinin gözetimi altında olmaları ve boşaltma, tekrar yükleme veya iyi koşullarda muhafaza edilmeye yönelik işlemler dışında kalan bir işlemden geçirilmemiş olmaları koşuluyla, anlaşma kapsamında bulunan eşyaların başka ülkeler üzerinden anlaşmaya taraf ülkeye nakledilmesine de olanak tanınıyor.

Menşe konusunda yaşanan kafa karışıklıklarını gidermeye yönelik düzenlemeleri nedeniyle Ticaret Bakanlığı’na müteşekkir olduğumuzu belirtiyor ve bu yöndeki çalışmaların sürdürülmesini bekliyoruz.