BİR BİLENE SORDUK

KKDF VE VADE FARKI KREDİ FAİZİ UYGULAMALARI

Alper ÖZGÜR

Gümrük Müşaviri

Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF), 1984 yılından sonra ihracatın ve yatırımların teşviki amacıyla kurulan fonlardan birisidir. KKDF, gerçek veya tüzel kişi ayrımı gözetilmeksizin, kullanılan krediler ve vadeli yapılan ithalatlar üzerinden alınan bir fondur. KKDF kesintileri genel bütçeye gelir olarak kaydedilmektedir.

KKDF, dünyada “yürürlükten kaldırıldığı halde uygulamaya devam edilen tek fon” olarak varlığını sürdüren garip bir fondur. Fon, 1988 yılında 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe sokulmuş; bu karar 2001 yılında 2001/2698 sayılı Kararla yürürlükten kaldırılmıştır. Daha sonra 03.07.2001 tarihli 24451 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4684 sayılı “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un geçici 3 üncü maddesi ile KKDF kararı tekrar ihya edilmiştir.

 

Geçici 3 üncü maddenin (a) fıkrasında, “Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintileri, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devm olunur ve doğrudan genel bütçeye gelir yazılmak üzere Hazine hesaplarına intikal ettirilir. Kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya onbeş puana kadar yükseltmeye veya kesintiyi tümüyle kaldırmaya Bakanlar Kurulu (Cumhurbaşkanı) yetkilidir” denilmektedir.

 

2001 ekonomik krizi ile mücadele paketi kapsamında varlığını sürdüren KKDF “yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar” geçici madde ile varlığını sürdürmüş, ancak aradan 20 yıl geçmesine karşın  maddede geçen o “yeni düzenleme” bir türlü yapılmamıştır.

 

88/12944 sayılı Karar’a göre, Yurt içi bankalar ve finansman şirketlerinden kullanılan tüketici kredileri, Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları krediler, vadeli ithalat işlemleri KKDF’ye tabi tutulmaktadır. Bu bağlamda, vadeli ithalat işlemi kabul edilen “Kabul Kredili İthalat”, “Mal Mukabili İthalat” ve “Vadeli Akreditif ile İthalat” % 6 oranında KKDF’ye tabi tutulmaktadır.

 

Yapılan ithalata ilişkin, mal bedelinin gümrük mevzuatında tanımlanan gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce transfer edilmesi halinde fon kesintisi yapılmamakta, bedelin bu tarihten sonra transfer edilmesi halinde ise ithalatçı kredilendirilmiş olacağından, söz konusu kredili işlem üzerinden KKDF kesintisi yapılmaktadır. Böylece, ithalatta “başarısız girişimci” ödüllendiriliyor, “başarılı girişimci” cezalandırılıyor gibi ironik bir tablo ile karşı karşıya kalınmaktadır. Çünkü, peşin alım yaparak dövizini hemen yurtdışına gönderen ithalatçıdan KKDF tahsil edilmez iken, vadeli alım yapan, dolayısıyla mal bedelini döviz olarak ileri bir tarihte yurtdışına gönderenden KKDF tahsil edilmektedir.

 

88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre,

 

- Kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekline göre yapılan ithalatta % 6 oranında KKDF tahsil edilmektedir.

 

- Dahilde işleme izin belgesi ve yatırım teşvik belgesi kapsamında yapılan ithalatta KKDF tahsil edilmemektedir.

 

  • 2015/7511 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki listede yer alan eşyalarda KKDF oranı sıfırdır. Bu liste incelendiğinde söz konusu eşyaların hammadde ve ara malı niteliğini taşıdığı veya üretimde kullanılacak makine, teçhizat veya taşıtlar olduğu anlaşılmaktadır.

 

  • Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 16.12.2014 tarihli 123340 sayılı yazısına göre KKDF, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 3 üncü maddesi kapsamında mali yük olarak değerlendirilmediğinden, gümrük vergilerinden muaf tutulan vadeli ithalatlar üzerinden KKDF kesintisi yapılması gerektiği bildirilmiştir. Böylece kanun önüne geçen bürokrat yorumu ile muafiyet hükümleri görmezlikten gelinmiştir.

 

Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün 2017/20 sayılı Genelgesi’ne göre, beyanname kapsamı eşya bedelinin gümrük beyannamesinin tescil tarihinden önce veya tescil tarihinde yurt dışına transfer edildiğinin gümrük idarelerine tevsik edilmesi halinde KKDF kesintisi yapılmamaktadır. Yine Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün 2011/16 sayılı Genelgesi’ne göre, serbest bölgelerden gerçekleştirilen vadeli mal alışları KKDF’ye tabidir. Serbest bölgelerden yapılan ithalatların peşin bir ithalat sayılabilmesi için, hem yurt dışındaki asıl ihracatçıya yapılan ödemenin hem de Türkiye’den serbest bölgeye yapılan ödemenin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce tamamlanmış olması gerekmektedir.

 

İthalat bedelleri, alıcı ile satıcı arasındaki anlaşmaya, uluslararası ticaret kurallarına ve bu konudaki TCMB genelgesi hükümleri çerçevesinde “peşin”, “akreditif”, “vesaik mukabili”, “mal mukabili” veya “kabul kredili” ödeme şekillerinden birisi ile ödenmektedir. İthalat bedelinin vadeli ödeme seçeneklerinden birisi ile ödendiği ya da söz konusu ödeme vadesinde bedelin ödenmediği durumunda, satıcı veya malın kredili satışını sağlayan kurumlarca vade farkları (faiz) tahakkuk ettirilerek ithalat esnasında ve/veya ithalat sonrası ayrıca fatura edilerek Türkiye’deki alıcıya (ithalatçıya) gönderebilmektedir.

Bu bağlamda, ithalat esnasında satış faturasında mal bedelinden bağımsız olarak ayrıca gösterilmiş “Vade Farkı”nın (Faizin) ithalat esnasında gümrük kıymetine ve dolayısıyla ithalatta alınan KDV matrahına dahil edilip edilmeyeceği ile ithal işlemlerinin ikmalinden sonra vadeli ödenecek olan ithalat bedellerinin öngörülen vadesinde ödenmemesinden doğan satıcı veya kredi kuruluşunca tahakkuk ettirilip gönderilen “Vade Farkı” (Faiz) faturalarının KDV’sinin hangi merci tarafından tarh, tahakkuk ve tahsil edileceği, maliye ve gümrük idarelerince farklı yorumlanabilmekte, bu da yükümlülerin duraksamalarına neden olmaktadır.

İthal eşyasının satışıyla ilgili olarak bir finansman anlaşması uyarınca alıcı tarafından üstlenilen “faiz giderleri” ithal eşyasının fiilen ödenen veya ödenecek fiyatından ayırt edilebilmeleri koşuluyla gümrük kıymetine dahil edilmemektedir. Bunun, satıcıya sonradan ödeme yapma imkânı tanıyan bir yazılı satış sözleşmesi olması yeterli olup, mutlaka “finansman anlaşması” olması gerekmemektedir. Önemli olan unsur, alıcının eşyanın, fiilen ödenen veya ödenecek fiyat olarak beyan edilen fiyattan satıldığını, söz konusu faiz oranının, finansmanın sağlandığı ülkede o tarihte bu tür bir işlem için geçerli olan faiz oranı seviyesini aşmadığını kanıtlayabilmesidir.

“Vade farkı” ise KDV matrahına dahil edilmektedir. Burada önemli olan konu vade farkının gümrük beyanı öncesinde veya sonrasında belirlenip belirlenmemesi konusudur. Eğer “vade farkı” gümrük beyanı öncesinde sözleşme ile belirlenmiş ise “yurtdışı gider” olarak matraha dahil edilerek beyanda bulunulacaktır. Sözleşmede vade farkı rakamsal olarak belli olmayıp “daha sonra alıcıya fatura edilecek” şeklinde yazılı olduğunda, ithal beyannamesi öncesinde gümrüğe bir dilekçe verilerek, miktarı ithalden sonra belli olacak bir vade farkının doğacağı, ancak sözleşme gereği bu ithal anında belli olmadığından daha sonra Gümrük Yönetmeliği'nin 53 üncü maddesine göre “istisnai kıymetle beyan” yapılacağı gümrük idaresine bildirilmeli; ithalattan sonra vade farkı faturası gönderildiğinde de, bu faturanın kesildiği tarihi takip eden ayın 26 ıncı günü akşamına kadar gümrük idaresine beyan ile fark vergiler ödenmelidir.

Diğer taraftan, Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün 2004/10 sayılı Genelgesi’nde, ““Bilindiği üzere, eşyanın gümrük vergisi tarhına esas olan kıymeti mezkur Kanununun 21/a maddesi uyarınca ithalatta KDV matrahının bir unsurudur. Bu çerçevede, gümrük mevzuatının eşyanın gümrük kıymetine ilişkin hükümleri nedeniyle gümrük kıymeti içine girerek dolayısıyla KDV Kanununun 21/a maddesi çerçevesinde KDV matrahı içinde yer alması gereken nitelikteki gider ve ödemeler hariç olmak üzere, ithalatın finansmanında kullanılan ve yurtdışından temin edilen kredilerin kısaca BSMV kapsamına giren işlemlerin KDV Kanununun 17/4-e maddesindeki istisna hükmünden yararlanması halinde 16/1-a maddesindeki istisna hükmünden de yararlanacağından; ayrıca, ithalatın finansmanında kullanılan kredi karşılığında krediyi kullandıran kuruluş lehine tahakkuk eden faizin mal bedeli ile irtibatlandırılması mümkün bulunmadığından, ithalatın finansmanı için finansman hizmeti veren kurumlardan alınan kredi ister yurtiçinden isterse yurtdışından temin edilsin, krediyi kullandıran kuruluş lehine ödenen faiz, komisyon gibi giderler mal veya hizmet ifasına ilişkin olmadığından ithalatta KDV matrahına dahil edilmemesi gerekir. Ancak KDV’ye tabi bir mal teslimi veya hizmetin ifasına ilişkin ödemelere bağlı olarak ortaya çıkan vade farklarının kredi işlemi ile alakalı olmaması nedeniyle KDV Kanununun 21 inci maddesi çerçevesinde değerlendirilecektir” denilmektedir.

          Özetle değerlendirmek gerekirse, ithalatçıya yansıtılan tutar kullanılan finansman kredisinin “faizi” niteliğinde ise KDV matrahına dahil edilmemelidir. Ancak söz konusu durum ödeme şekli ya da mal ve teslimden kaynaklı bir “vade farkı” ise istisnai kıymetle KDV matrahına dahil edilmesi gerekmektedir.

 

 

KAYNAKÇA :

  • 4458 Sayılı Gümrük Kanunu
  • 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu
  • Gümrük Yönetmeliği
  • 88/12944 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı
  • 2015/7511 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı
  • Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 16.12.2014/123340 günlü/sayılı yazısı
  • Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün 2004/10 Sayılı Genelgesi
  • Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün 2011/16 sayılı Genelgesi
  • Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün 2017/20 sayılı Genelgesi

 

 

 

SORU VE CEVAPLAR

 

Soru 1. KKDF takip ve tahsilatı aşağıdaki kurumlardan hangisine aittir?

Cevap: KKDF’nin takip ve tahsili Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmektedir.

Soru 2. İthalatta hangi ödeme şekilleri KKDF’ye tabidir?

Cevap: “Kabul Kredili İthalat”, “Mal Mukabili İthalat” ve “Vadeli Akreditif ile İthalat” KKDF’ye tabidir.

Soru 3. Kredili ithalatta KKDF oranı ne kadardır?

Cevap: Kredili ithalatta KKDF % 6 oranında tahsil edilmektedir.

Soru 4. KKDF hangi karara göre tahsil edilmektedir?

Cevap: KKDF 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile tahsil edilmeye başlanmış; bu karar 2001/2698 sayılı Kararla yürürlükten kaldırılmış; ancak, 03.07.2001 tarihli 24451 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4684 sayılı “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un geçici 3 üncü maddesi ile yeniden yürürlüğe sokulmuştur.

Soru 5. Yatırım Teşvik Belgesi kapsamındaki ithalatta KKDF tahsil edilir mi?

Cevap: Hayır. yatırım teşvik belgesi kapsamında yapılan ithalatta KKDF tahsil edilmemektedir.