BİR BİLENE SORDUK

İGV, EMY CEZALARI İLE İLGİLİ YARGIDAKİ FLAŞ GELİŞMELER

Okan DEMİREL

Gümrük Müşaviri

Ceza Dalgaları Güncel Durumları

Değerli İş Ortaklarımız;

Bildiğiniz üzere yakın bir geçmişte, sözleşme kodu hatası ve Güney Kore STA kaynaklı ceza dalgası henüz şok etkilerini yitirmemiş iken bir de İGV – EMY kaynaklı cezalar gelmeye başladı.

Cezalar kadar ithalde ödenen, özellikle İGV’nin iade taleplerinin reddi nedeni ile itirazi sürece taşınmış dosya sayısı da azımsanacak durumda değil.

Toplam ceza tutarının milyonlarca dolara ulaştığı ifade ediliyor.

İlk görüşte devletin kasaları boş, paraya ihtiyaç had safhada, dolayısı ile de bu cezaların nedeni bu gibi görünebilir. Ancak mantıki çerçevede bakıldığında, ceza kanunlar ile konur ve kabahatli eylem ile karşılığı cezai yaptırım her zaman vardır diye düşünecek olursak, zamanında cezaya konu olmayan bir durumun sonradan devşirildiğini düşünmenin yanlış olacağı görülebilir. Bununla birlikte hiçbir devletin ekonomik politikalarını ceza gelirlerine bağlamayacağı da unutulmamalıdır.

Ancak şu da var ki; herhangi bir denetim unsurunun bir vakada tespit ettiği durumun, sistemden o konuya müdahil tüm firmalara yeteri kadar araştırma yapılmadan, sistemden liste alınarak yapıldığı durumları da görmekteyiz. Bunlar da birçok gereksiz bürokratik takip yükünü beraberinde getirmektedir.

Önceki dalgalarda da, özellikle Güney Kore STA kapsamında düzenlenen cezalar için defaten cezaların haksız ve hukuki olmaktan uzak olduğunu vurguladık. Buna karşın yeni ceza dalgasında öncekilere göre idarenin eli biraz daha kuvvetli görünüyor.

İlk iki dalgada bir orta yol bulunmuştu. Ancak bu kez idareler; gerek Gümrük Yönetmeliği’nin 38. Maddesinde yer alan “Menşe esaslı ticaret politikası önlemlerine, ilave gümrük vergisine veya ek mali yükümlülük gibi diğer mali yükümlülüklere tabi eşyanın serbest dolaşıma girişinde önlemin, ilave gümrük vergisinin veya mali yükümlülüklerin uygulanmaması için eşyanın söz konusu uygulamalara tabi ülke menşeli olmadığını veya başka bir ülkede gördüğü değişiklik ve işlemler dolayısıyla o ülke menşeli sayılmaması gerektiğini tevsik etmek üzere menşe ülkenin veya ihracatçı ülkenin yetkili makamlarınca düzenlenmiş olan menşe şahadetnamesi ibraz edilir.” İfadesi içerisindeki “eşyanın serbest dolaşıma girişinde” hükmüne, gerekse de özellikle İGV ile ilgili mevzuatta “Belgenin sonradan ibrazına ilişkin bir hüküm yer almaması” durumuna sırtlarını dayamış halde itirazları reddetmektedirler.

Evet, “devletimiz mükellefine tuzak kurmaz” diyoruz, ancak devletimiz bu yeterince araştırılmamış konularda düzenlediği cezalara gelen itirazları da reddederek bir anlamda kendisine tuzak kurmaktadır. Ne Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlükleri’nin, ne avukatların ne de idari ve vergi mahkemelerinin mesaileri bedava değildir ve bu süreçlerde bu değerli mesailerin boş yere sarf edileceği de aşikardır.

Konu ile ilgili emsal yargı kararlarına şöyle bir göz atacak olursak;

1- İstanbul Vergi Mahkemesi Kararı (27.12.2019)

Mükellefin; eşyanın ithali esnasında belge temin edemediğinden eşyasını bekletmemek üzerine İGV’yi teminat olarak yatırdığı ve daha sonra belgeyi ibraz ederek teminatın iadesi talebinde bulunduğu bir işlemde başvurunun, idarenin “İGV; Gümrük Yönetmeliği 38. maddesi kapsamında bir ticaret politikası önlemi değildir” iddiası doğrultusunda reddedildiği vakada mahkeme; İGV’yi bir ticaret politikası önlemi olarak değerlendirmiş ve mükellefin ödediği İGV ve buna bağlı KDV’nin faiziyle birlikte iadesine karar vermiştir.

Burada dikkat çeken diğer bir önemli unsur şudur ki; biz Gümrük Müşavirleri işin başından beri İGV bir ticaret politikası önlemidir dememize karşın idareler sair ihtilaf konularında devamlı bunun tersini öne sürmekte idi. Bu yargı kararının hem kendi konusunda, hem de bu hususa dokunan birçok ihtilaflı duruma olacak pozitif etkisi büyük önem arz etmektedir.

2- Kocaeli Vergi Mahkemesi Kararı (28.11.2019)

İdare; menşe şahadetnamesinin zamanında verilmediği gerekçesiyle eksik yatırıldığını iddia ettiği İGV için ek tahakkuk ve ceza kararı düzenlemiştir. Yine mahkeme tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, sonradan sunulan menşe şahadetnamesi kabul edilmiş ve sunulan belgenin ATR belgesi ile uyumlu olması nedeni ile cezayı kaldırmıştır.

Bu kararda da; 38. Maddede geçen ve yıkılmaz sanılan ilkenin kırıldığı bir durum söz konusudur. Belge temsil ettiği eşya ile ilgili ve geçerli olduğu sürece kabul edilebilirdir.

3- Bursa Vergi Mahkemesi’nin Yürütmeyi Durdurma Kararı (02.01.2020)

Eşyanın ithali esnasında mevcut olmayan ihracatçı beyanı ve uzun dönem tedarikçi beyanı, ithalden sonra süresi içinde sunulmuş olmasına karşın ilgili idare; bahse konu belgelerin sonradan verilebilmesine ilişkin ilgili mevzuatta herhangi bir hüküm yer almamaktadır savı ile başvuruyu kabul etmemiştir. Mahkemece yapılan değerlendirme sonucunda; Gümrük Yönetmeliği 205. Maddesinde “a) Türkiye'nin bazı ülkeler veya ülke grupları ile yaptığı anlaşmalar çerçevesinde veya tek taraflı olarak tanıdığı tercihli tarife uygulamasından faydalanmak amacıyla eşyanın tercihli menşeini tevsik eden belgelerin ibraz edilmesi halinde menşe aranmaz” hükmünü de göz önünde bulundurarak, sonradan ibraz edilen bu belgelerin beyannameler ile uyumlu olduğuna ve Gümrük idaresince bunun aksinin ispat edilmediği gerekçesi ile mükellefin lehine yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.

Bu karar da devrim niteliğindedir. Hem belgenin sonradan kabul edilebilir olduğu, hem de Gümrük İdaresi’nce yapılan değerlendirmelerde somut aykırılık ve hukuki geçerlilik bulunmadığı tespit edilmiş ve bununla birlikte bu tip bir başvuruda talebin reddi için aksinin ispatı gerekliliğine işaret etmiştir.

Benzer kararların yakın zamanda art arda geleceği ve ilgililerin bu gereksiz ve boşa zaman ve para masrafı olacak kaotik süreci başlamadan bitireceklerine inanıyoruz.

Sıcak gelişmeleri takip ederek sizlerle paylaşıyor olacağız.