BİR BİLENE SORDUK

GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN İHRACATIMIZA ETKİSİ

 

Remzi AKÇİN

UGM Yönetim Kurulu Başkanı

GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN İHRACATIMIZA ETKİSİ

 

 Gümrük Birliği öncesinde Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ürün grubu 61 fasılda yer alan örme giyim eşyası iken, 2003 yılından itibaren 87 fasılda yer alan motorlu kara taşıtları örme giyim eşyasının yerini almıştır. Türkiye’nin dünya çapında tanınır kendine ait bir otomotiv markası olmamasına rağmen bu tarihten sonra motorlu kara taşıtı ihracatı, ihracatın lokomotifi olma özelliğini sürdürmektedir. Göstergeler bize, Gümrük Birliği’nin ihracatımızı hatırı sayılır nitelikte olumlu etkisinin olduğunu, dahası ihracatımızın yapısını da değiştirdiğini göstermektedir.

 

Ticaret Bakanlığı verilerine göre toplam ihracatın içinde dahilde işleme rejimi kapsamında yapılan ihracatın payı 2019 yılında %41.3, 2020 yılında %41’dir. Yerli üreticiler, dahilde işleme rejimi kullanmak yerine, ihraç ürünlerin girdilerinin yerli üreticilerden temin edilmesini gündemde tutmuş, ihracatçılar ise maliyet avantajı nedeniyle daha ucuz olan ithal ürünleri kullanmayı tercih etmiştir. Sonuçta, ihracat baskısı nedeniyle ithal ürün kullanılması yaygınlaşmıştır.

 

 

Gümrük Birliği (GB) lehinde ve aleyhinde bu güne kadar çok şey söylendi, çok yazı yazıldı. Kitaplar, makaleler, köşe yazıları, televizyon ve radyo programları başta olmak üzere aklımıza gelen her ortamda yazıldı, konuşuldu, tartışıldı. Elbette gümrük birliğinin lehine olanların da aleyhine olanların da kendi görüşlerini destekleyecekleri gerekçeleri vardı. Bu gerekçeler nelerden oluşuyordu. Kısaca bunlardan bahsetmekte fayda görmekteyiz.

 

GÜMRÜK BİRLİĞİ LEHİNDEKİ GÖRÜŞLER…

Gümrük Birliği lehine olanların öne sürdüğü argümanlar şunlardı:

- Gümrük Birliği Avrupa Birliği’ne (AB) üye olmak için anlaşmayla belirlenmiş olan bir aşamadır.

 

Ankara Anlaşması, Türkiye'nin AET'ye entegrasyonu için hazırlık dönemi, geçiş dönemi ve nihai dönem olmak üzere üç devre öngörmüştür. 13 Kasım 1970 tarihinde imzalanan ve 1973 yılında yürürlüğe giren Katma Protokol ile birlikte Ankara Anlaşması'nda öngörülen hazırlık dönemi sona ermiş ve "Geçiş Dönemi"ne ilişkin koşullar belirlenmiştir. Bu dönemde taraflar arasında sanayi ürünleri, tarım ürünleri ve kişilerin serbest dolaşımının sağlanması ve Gümrük Birliği'nin tamamlanması öngörülmüştür.

 

Türkiye, 14 Nisan 1987 tarihinde, Ankara Anlaşması'nda öngörülen dönemlerin tamamlanmasını beklemeden, üyelik başvurusunda bulunmuştur. Komisyon, bu başvuru ile ilgili görüşünü 18 Aralık 1989'da açıklamış ve kendi iç bütünleşmesini tamamlamadan Topluluğun yeni bir üyeyi kabul edemeyeceğini belirtmiştir. Üyelik müzakerelerinin açılması için bir tarih belirlenmemesi ve Ortaklık Anlaşması çerçevesinde ilişkilerin geliştirilmesi önerilmiştir.

 

Bu öneri Türkiye tarafından da olumlu değerlendirilmiş ve 5 Mart 1995 tarihinde yapılan Ortaklık Konseyi toplantısında alınan karar uyarınca Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği 1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Böylece, Türkiye-AB Ortaklık İlişkisinin "Son Dönemi"ne geçilmiştir.

 

Bu nedenle, Türkiye’nin AB’ne üye olmak için, imzalamış olduğu anlaşma uyarınca Gümrük Birliği sürecini tamamlaması zorunludur.

 

- Gümrük Birliği, ülke ekonomisinin uluslararası ekonomiye entegre olmasına neden olacaktır. Gerek mevzuatın ve uygulamaların Avrupa Birliği’yle uyumlu olması gerekse yatırım yapma ortamının daha da kolay hale gelmesi nedeniyle yabancı sermeyenin ülkeye girişini hızlandıracaktır.

 

- Gümrük Birliği nedeniyle hem Avrupa Birliği pazarına sorunsuz şekilde girilecek hem uluslararası şirketlerin yatırım yapmasının hızlandırması nedeniyle bu firmaların pazarlama imkanlarından yararlanılacak böylece uluslararası pazarlama erişim imkanı sağlanacaktır.

 

- Günümüzde gerek araştırma ve geliştirme giderleri gerekse yüksek teknoloji ürünlerinin yatırım maliyetleri oldukça yüksektir. Üretim miktarı arttıkça birim maliyet düşmektedir. Bu nedenle tek bir noktada üretip geniş pazar ağına dağıtılan ürünlerin birim maliyeti düştüğünden, bu ürünlere rekabet açısından avantaj sağlamaktadır. Gümrük Birliği ölçek ekonomisi etkisiyle rekabet üstünlüğü getirmektedir.

 

GÜMRÜK BİRLİĞİ ALEYHİNDEKİ GÖRÜŞLER…

Gümrük Birliği’nin lehine olan bu görüşlerin yanında, aleyhe olan görüşlerin de haklılık payı bulunmaktadır. Aleyhe görüşleri de şu başlıklar altında toplamak mümkündür:

- Gümrük vergi oranlarının belirlenmesi başta olmak üzere, birçok konuda ülkenin karar alma ve düzenleme yapma yetkisi ortadan kalkmaktadır. Bu durum ülke bağımsızlığını zedelemektedir.

 

- Çoğu konuda alınan kararlarda Türkiye’nin söz hakkı bulunmamaktadır. Türkiye’nin karar alma sürecinde yer almaması, ülkenin çıkarlarını olumsuz etkileyecek kararların alınmasında kendisi savunma hakkı bile tanınmamaktadır.

 

- Avrupa Birliği’nde ithal edilen eşyanın vergileri Avrupa Birliği bütçesinin geliri olmakta, bu eşyanın A.TR dolaşım belgesi eşliğinde Türkiye’de ithal edilmesi halinde gümrük vergisi alınmamaktadır. Diğer taraftan üçüncü ülkelerden ithal edilen sanayi ürünlerine uygulanacak gümrük vergisi oranları da Avrupa Birliği tarafından belirlenmektedir. Bu durum Türkiye için vergi kaybına sebep olacaktır.

 

- Gümrük vergilerinin en önemli etkilerinden birisi koruma etkisidir. Gümrük vergisi yükü artırılarak ithal eşyasının fiyatı artırılmakta, böylece yerli üretim, ithal eşyası karşısında korunmaktadır. Gümrük birliği nedeniyle gümrük vergilerinin oranı artırılamadığı için yerli üretimin korunmasında bu araç kullanılamayacaktır.

 

Artılarıyla eksileriyle 1996 yılından bu yana Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği’ni yürütmekteyiz. Bu açıklamalar ışığında asıl konumuz olan Gümrük Birliği’nin ihracatımıza nasıl bir etkisinin olduğunu, Türkiye’nin ihracat penceresi açısından bakarak değerlendirmek istiyoruz.

 

ANLAŞMANIN ETKİSİ ORTALAMA 5 YIL SONRA ORTAYA ÇIKIYOR

Bir uluslararası anlaşmanın etkisi ortalama beş yıl sonra ortaya çıkmaktadır. Gümrük Birliği’nin ihracat etkisinde de bu zaman diliminin dikkate alınmasında fayda bulunmaktadır. Ayrıca, gümrük birliğini oluşturan 1/95 Ortaklık Konseyi Kararında da genel olarak beş yıllık bir geçiş dönemi öngörülmüştür. Yine gümrük birliği nedeniyle yapılması gereken gümrük mevzuatı uyumu da dört yıl sonra gerçekleştirilmiştir. Bütün bu göstergeler bize gümrük birliğinin ihracatımıza olan etkisinin 2001 yılından sonra olacağını göstermektedir. Bu açıdan, 1990 yılından günümüze, otuz yıllık bir süreçte ihracatın seyrini incelemek bize daha gerçekçi bir bakış açısı sunacaktır.

 

1991-2020 İHRACAT RAKAMLARI (MİLYON $)

YIL

İHRACAT

FARK%

 

YIL

İHRACAT

FARK%

1991

13.593

4,89

 

2006

85.535

16,41

1992

14.715

8,25

 

2007

107.272

25,41

1993

15.345

4,28

 

2008

132.027

23,08

1994

18.106

17,99

 

2009

102.143

-22,64

1995

21.637

19,5

 

2010

113.883

11,49

1996

23.224

7,34

 

2011

134.907

18,46

1997

26.261

13,08

 

2012

152.462

13,01

1998

26.974

2,71

 

2013

151.803

-0,43

1999

26.587

-1,43

 

2014

157.610

3,83

2000

27.775

4,47

 

2015

143.839

-8,74

2001

31.334

12,81

 

2016

142.530

-0,91

2002

36.059

15,08

 

2017

156.993

10,15

2003

47.253

31,04

 

2018

167.921

6,96

2004

63.167

33,68

 

2019

171.465

2,11

2005

73.476

16,32

 

2020

160.657

6,3

KAYNAK: TUİK

 

Gerek yukarda yer tabloda gerekse bu tabloya ilişkin aşağıdaki grafiğin incelenmesinde görüleceği üzere, 30 yıllık ihracat sürecimizde genel olarak artış eğilimi mevcuttur. Bu artış 1991 ilk on yılda ortalama %10’larda seyrederken, Gümrük Birliği’nin etkisini gösterdiği 2000 yılı sonrası çok daha yüksek oranlarda seyretmektedir. Bu nedenle, Gümrük Birliği’nin ihracatımıza bir ivme kazandırdığı bariz bir gerçektir. Özellikle Avrupa Birliği pazarına girişin kolay ve hızlı olması, ölçek ekonomisinin etkili olması ve Türkiye’deki işgücünün Avrupa Birliği’ne göre daha ucuz olması, ara mal temininin kolay olması gibi hususlar bu ivmeye katkı sağlamıştır.

KAYNAK: TUİK

 

 

Yine bu otuz yıllık süreçte en çok ihracat yaptığımız on ülkeye ilişkin ihracatımızdan, Avrupa Birliği’ne yapılan ihracatımızın daha istikrarlı seyrettiği görülmektedir. En çok ihracat yaptığımız on ülkeden Avrupa Birliği üyesi dışında kalan ülkelere ihracatımızın ise inişli çıkışlı seyrettiği görülmektedir.

KAYNAK: TUİK

 

EN FAZLA İHRACAT YAPTIĞIMIZ 10 ÜLKEDEN ALTISI AB ÜYESİ

Bu süreçte, AB üyesi ülkelere yapılan ihracatımız mercek altına alındığında, en fazla ihracat yaptığımız on ülkenin altısının Avrupa Birliği üyesi ülke olduğunu görmekteyiz. İhracatımızda açık ara ilk sırayı alan Almanya’ya olan ihracatımızın sürekli olarak arttığı ve bu artışın genel artış eğiliminde daha yüksek olduğu görülmektedir.Diğer taraftan Almanya dışında kalan diğer beş ülkede de genel ihracat seyrine uygun olarak ihracatımızın arttığını görmekteyiz.

Bu analizler bize, Gümrük Birliği’nin ihracatımız üzerinde olumlu etkisinin olduğunu ve genel artış trendinden daha yüksek ihracat oranda istikrarlı bir ihracat artışına neden olduğunu anlatmaktadır.

 

 

KAYNAK: TUİK

 

 

En fazla ihracat yaptığımız on ülke arasında yer alan Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkelere yönelik ihracatımızın ise dalgalı bir seyrinin olduğu görülmektedir. Bu dalgalanma Rusya ve Irak için çok belirgin olmakla birlikte, İsrail ve ABD için daha stabil bir yapıdadır. Bu açıdan bakıldığında, Gümrük Birliği’nin ihracat artışının yanında, ihracatımızda istikrarı da sağladığı söylenebilir.

 KAYNAK: TUİK

 

EN FAZLA İHRACATINI YAPTIĞIMIZ 10 ÜRÜN…

Yine bu süreci en fazla ihracat yaptığımız on ürün açısından değerlendirdiğimizde, ilginç gelişmelere şahit olmaktayız. Bugün itibariyle fasıllar bazında en fazla ihracat yapılan on ürün grubu şu şekilde sıralanmaktadır:

87 fasıl: Motorlu kara taşıtları

84 fasıl: Makine ve mekanik cihazlar

72 fasıl: Demir ve çelik

61 fasıl: Örme giyim eşyası

85 fasıl: Elektrikli makine ve cihazlar

71 fasıl: Kıymetli taşlar, kıymetli metaller

39 fasıl: Plastik ve mamulleri

62 fasıl: Örülmemiş giyim eşyası

73 fasıl: Demir ve çelikten eşya

27 fasıl: mineral yakıtlar

 

Bu ürün gruplarında ihracat artışları genel artışa paralel olmakla birlikte, 87 fasılda yer alan motorlu kara taşıtları ihracatının diğer kalemlerden olumlu olarak ayrıştığı görülmektedir. Motorlu kara taşıtları kadar yüksek olmamakla birlikte benzer etkinin 85 fasılda yer alan elektrikli makine ve cihazlarda olduğuna şahit olmaktayız.

KAYNAK: TUİK

 

 

GÜMRÜK BİRLİĞİ, İHRAÇ ÜRÜNLERİNİN SEYRİNİ DE DEĞİŞTİRİYOR…

Bu açıdan bakıldığında, Gümrük Birliği’nin sadece ihracatı artırmadığı, ihraç ürünlerinin seyrini de değiştirdiği görülmektedir. Gümrük Birliği öncesinde Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ürün grubu 61 fasılda yer alan örme giyim eşyası iken, 2003 yılından itibaren 87 fasılda yer alan motorlu kara taşıtları örme giyim eşyasının yerini almıştır. Türkiye’nin dünya çapında tanınır kendine ait bir otomotiv markası olmamasına rağmen bu tarihten sonra motorlu kara taşıtı ihracatı, ihracatın lokomotifi olma özelliğini sürdürmektedir.

 

Otomotiv ihracatının zirve yaptığı 2018 yılında, bu ihracat 26,768 milyar dolara, 84 fasılda yer alan makineler ve mekanik cihazlar 15,828 milyar dolara ulaşmış, örme giyim eşyası ihracatı ise 9,042 milyar dolarda kalmıştır.

KAYNAK: TUİK

 

Bütün bu göstergeler bize, Gümrük Birliği’nin ihracatımızı hatırı sayılır nitelikte olumlu etkisinin olduğunu, dahası ihracatımızın yapısını da değiştirdiğini göstermektedir.

 

DAHİLDE İŞLEME REJİMİNİN İHRACATIMIZA ETKİSİ

Gümrük Birliği’nin ihracata etkisinden bahsetmişken, Gümrük Birliği sonucunda mevzuata giren dahilde işleme rejiminin ihracatımıza etkisinden bahsetmeden geçemeyeceğim. Dahilde işleme rejimi, serbest dolaşımda bulunmayan hammadde veya yarı mamul niteliğindeki eşyanın vergileri teminata bağlanmak suretiyle veya bu amaçla serbest dolaşıma giren ya da eşdeğer eşyanın, Türkiye Gümrük Bölgesi’nde bir veya daha fazla işlem görerek elde edilen nihai ürünlerin ihraç edilmesinin esas olduğu, ihracatın gerçekleşmesi halinde teminatın veya alınan vergilerin geri verildiği rejimdir. Bu açıdan dahilde işleme rejimi, ihracatçının üretimde kullandığı girdilerin vergi ödemeden teminini sağlayan, bu nedenle de ihracatı teşvik eden bir enstrümanı olduğunu söylemek yanlış olmaz.

 

Zaman zaman değişiklik göstermekle birlikte, toplam ihraç ürünlerimizin %40-46 arasında seyreden bölümünde dahilde işleme rejimi kapsamında yurda getirilen girdi kullanıldığı bilinmektedir. Ticaret Bakanlığı verilerine göre toplam ihracatın içinde dahilde işleme rejimi kapsamında yapılan ihracatın payı 2019 yılında % 41.3, 2020 yılında % 41’dir (*).

 

Dahilde işleme rejimi uygulamalarının ihracatın artmasında etkisinin yadsınamaz nitelikte olduğu bir gerçek olmakla birlikte, önemli nitelikte olumsuz sonuçlar doğurduğu da başka bir gerçektir.

Öncelikle, dahilde işleme rejimi, ihraç ürünlerin katma değerini azaltmış, ihraç eşyasının bünyesinde bulunan yerli girdi oranını düşürmüştür. İhraç eşyasının kilogram fiyatının gelişmiş ülkelerden çok geride olduğu dönemde, bir de ithal girdilerin oranının fazlalığı dikkate alındığında, ihracatta elde edilen katma değerin ne kadar düşük olduğu ortaya çıkmaktadır. Buna neden olan en önemli etken dahilde işleme rejiminin bu denli yüksek oranda kullanılmasıdır. Bu durum bazı sektörlerde, ihraç ürünün bünyesindeki katma değerin ucuz işgücünden ibaret olması noktasına gelmiştir.

 

YERLİ HAM MADDE VE YARI MAMUL ÜRETİCİLERİ İTİRAZ ETSE DE…

Bu sonuç, ham madde veya yarı mamul üreticisi sanayicilerle, dahilde işleme rejimini kullanan ihracatçıların sürekli olarak çatışmasına neden olmuştur. Yerli üreticiler, dahilde işleme rejimi kullanmak yerine, ihraç ürünlerin girdilerinin yerli üreticilerden temin edilmesini gündemde tutmuş, ihracatçılar ise maliyet avantajı nedeniyle daha ucuz olan ithal ürünleri kullanmayı tercih etmiştir. Sonuçta, ihracat baskısı nedeniyle ithal ürün kullanılması yaygınlaşmıştır.

 

Bu açıklamalardan, dahilde işleme rejiminin, ülkemizde marka oluşturan ve katma değeri yüksek ihracatçı modeli yerine fason üretim yapan ihracatçı modeli yarattığını söylemek yanlış olmayacaktır. En azından bazı sektörler bazında bu durum ülkemizin yaşadığı bir gerçektir.

 

 

(*) https://ticaret.gov.tr/data/5d63d89d13b8762f7c43a738/18-Gumruk%20Rejimlerine%20Gore%20Ihracat.pdf