Medya

Genel Müdür Yardımcımız Faruk ŞEN'in " Yeni menşe affı ve daha önce uzlaşılan, yeniden yapılandırılan alacakların durumu" Başlıklı Yazısı, 22.11.2021 Tarihinde Dünya Gazetesi'nde Yayımlandı.

Tarih : 24-11-2021

Faruk ŞEN

Ünsped Gümrük Müşavirliği

Gümrük Yönetmeliği’nde yapılan son değişiklikle, 5.11.2021’den önce beyannamesi tescil edilmiş ancak beyanname ekinde eşyanın menşeini tevsik eden bir menşe şahadetnamesi veya tedarikçi beyanı bulunmadığı halde ticaret politikası önlemi, ilave gümrük vergisi ve ek mali yükümlülüğü ödenmemiş eşyanın menşeini tevsik etmek için uygun bir menşe şahadetnamesinin veya tedarikçi beyanının 31.12.2021 tarihine kadar ibraz edilmesi mümkün hale gelmiştir. Daha önce 30.06.2021 tarihine kadar ibraz edilmesi istenen söz konusu menşe belgelerinin yapılan değişiklikle sene sonuna kadar ibraz edilmesi mümkün hale gelmiştir. Yönetmelikte yapılan bu değişiklik, birden fazla vergiyi ilgilendirdiği için konunun her bir vergi itibariyle ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.

- Anti Damping Vergisi (ADV)

Bir ticaret politikası önlemi olan ADV’ye tabi olan bir eşyanın önlemin uygulandığı ülke menşeli olmadığını ispat etmek için menşe şahadetnamesi kullanılmaktadır. Bu anlamda ADV’ye tabi 5.11.2021 tarihinden önce tescil edilen beyannamelere ilişkin 31.12.2021 tarihine kadar gümrük idaresine bir menşe şahadetnamesi ibraz edilmesi halinde düzenlenen ek tahakkuk ve ceza kararlarının kaldırılması gerekmektedir.

İlave Gümrük Vergisi (İGV)

Bu vergi türü bir ticaret politikası önlemi olmayıp, gümrük vergisinin tabi olduğu usul ve esaslara tabi olduğundan gümrük vergisi gibi değerlendirilmektedir. İGV’ye tabi eşyaların durumu süreç içerisinde Gümrük Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikler dolaysıyla biraz karışmış gibi görünüyor.

Öncelikle, gerek 3351 sayılı İGV Kararı’nda gerek bu karardan önce İGV ihdas eden kararlarda AB’den bir A.TR dolaşım belgesi eşliğinde gelen ve AB ya da Türkiye menşeli olmayan eşyalardan İGV alınacağının belirtildiğini biliyoruz. Bu kapsamda AB’den bir A.TR dolaşım belgesi eşliğinde gelen eşyanın İGV’ye tabi olmaması için, bu eşyaların AB menşeli olduğunun ispat edilmesi gerekmekteydi. Bu menşe ispatının nasıl yapılması gerektiği hususunda iç mevzuatımızda açık bir düzenleme olmadığından, AB’den bir A.TR dolaşım belgesi eşliğinde gelen eşyalar için gümrük idarelerince menşe şahadetnamesi talep edilmeye başlanılmıştı.

Gümrük Birliği uygulaması kapsamında tartışma konusu olan bu durumun yaratmış olduğu stresi yönetmek üzere, öncelikle 24.05.2019 tarihinde Gümrük Yönetmeliği’nde bir değişiklik yapılarak AB’den bir A.TR dolaşım belgesi eşliğinde gelen eşyalardan, sadece gümrük idarelerince kullanılan otomasyon sistemi BİLGE tarafından yapılan risk analizi sonucu sistem tarafından menşe şahadetnamesi istenen beyannameler konusu eşyalar için menşe şahadetnamesinin ibrazı zorunlu kılınmıştı. Bu kapsamda BİLGE sistemince talep edildiği halde ibraz olunmayan menşe şahadetnameleri konusu eşyalardan tespit edilenlere ilişkin ek tahakkuk ve ceza kararlarının düzenlendiği biliniyor.

Öte yandan; Gümrük Birliği uygulaması açısından sürdürülemez olduğu anlaşılan bu duruma ilişkin Gümrük Yönetmeliği’nde 10.12.2020 tarihinde bir kez daha değişiklik yapılarak AB’den bir A.TR dolaşım belgesi eşliğinde gelen eşyaların sadece ticaret politikası önlemlerine tabi olması halinde bir menşe şahadetnamesi aranabileceği hüküm altına alınarak menşe şahadetnamesi uygulaması Gümrük Birliği ile uyumlu hale getirilmiş oldu. Dolayısıyla bu değişiklikle birlikte artık AB’den bir A.TR dolaşım belgesi eşliğinde gelen ve İGV’ye tabi eşyalar için artık menşe şahadetnamesinin ibrazına gerek kalmadı.

Bugün geldiğimiz nokta itibariyle; AB’den bir A.TR dolaşım belgesi eşliğinde gelen eşyalardan sadece anti damping ya da korunma önlemleri kapsamında ek mali yükümlülük gibi ticaret politikası önlemlerine tabi eşyalar için menşe şahadetnamesi ibrazı gerekmektedir. Bu anlamda İGV bir ticaret politikası önlemi olmadığından, AB’den bir A.TR dolaşım belgesi eşliğinde gelen ve başkaca bir ticaret politikası önlemi olmaksızın sadece İGV’ye tabi eşyalar için bir menşe şahadetnamesi ibrazı gerekmemektedir.

Ancak gerek risk analizinin BİLGE sistemi tarafından yapıldığı dönemde, gerekse bundan önceki dönemde AB’den bir A.TR dolaşım belgesi eşliğinde geldiği halde İGV’ye tabi olan eşyalardan menşe şahadetnamesi olmayanlardan gümrük idaresince tespit edilenlere ilişkin çok sayıda ek tahakkuk ve ceza kararının düzenlendiği biliniyor. Bu anlamda Gümrük Yönetmeliği’nde yapılan yukarıda bahsetmiş olduğumuz değişiklikle birlikte bu kapsamda olan beyannameler için 31.12.2021 tarihine kadar yeni bir menşe şahadetnamesi getirilmesi mümkün hale gelmiştir.

Öte yandan; yine AB’den bir A.TR dolaşım belgesi eşliğinde gelen ve Pan-Avrupa Akdeniz ülkeleri ile Batı Balkan ülkeleri menşeli eşyaların tercihli menşeleri bir tedarikçi beyanı ile ispat olunmaktadır. Bu anlamda yapılan değişiklikle, 5.11.2021 tarihinden önce beyannamesi tescil edilen ve tedarikçi beyanı olmadığı için İGV’ye tabi olan eşyalar için düzenlenen ek tahakkuk ve ceza kararlarına karşı, 31.12.2021 tarihine kadar bir tedarikçi beyanı sunulması imkanı getirilmiştir.

GTS kapsamında ek mali yükümlülük

Bu mali yükümlülük de bir ticaret politikası önlemi olmayıp 11799 sayılı Karar uyarınca, AB’den bir A.TR dolaşım belgesi eşliğinde gelen ve Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi (GTS) kapsamında yer alan bazı ülkeler menşeli eşyaların ülkemizde serbest dolaşıma girişi esnasında uygulanmaktadır. Bu kapsamda olan eşyaların menşe ispatlarının nasıl olacağı hususu da süreç içerisinde karmaşık hale gelişmiştir. Başlangıçta bu tarz eşyaların menşe ispatı için “İhracatçı Beyanı” kullanılmasına izin verilmiş; daha sonra bu uygulamaya son verilerek menşe şahadetnamesi aranmaya başlanmıştır. Ancak GTS-EMY sadece AB’den bir A.TR dolaşım belgesi eşliğinde gelen eşyalara ilişkin olduğundan, bu EMY’ye tabi eşyalar için AB’den bir A.TR dolaşım belgesi eşliğinde gelen ve yukarıda detayları anlatılan süreç işletilmiştir.

Gelinen nokta itibariyle, artık GTSEMY’ye konu eşyalar için bir menşe şahadetnamesi aranmamaktadır. Ancak gerek risk analizinin BİLGE sistemi tarafından yapıldığı dönemde, gerekse bundan önceki dönemde AB’den bir A.TR dolaşım belgesi eşliğinde geldiği halde GTS-EMY’ye tabi olan eşyalardan menşe şahadetnamesi olmayanlardan gümrük idaresince tespit edilenlere ilişkin çok sayıda ek tahakkuk ve ceza kararının düzenlendiği de biliniyor. Bu anlamda, Gümrük Yönetmeliği’nde yapılan yukarıda bahsetmiş olduğumuz son değişiklikle birlikte bu kapsamda olan beyannameler için 31.12.2021 tarihine kadar yeni bir menşe şahadetnamesi getirilmesi mümkün hale gelmiştir.

ABD’ye yönelik uygulanan EMY

Bu kapsamda olan ek mali yükümlülükler de bir ticaret politikası önlemi olarak değerlendirilmemektedir. 11793 sayılı Karar kapsamında ABD-EMY’sine tabi eşyaların geçmişe yönelik menşe ispatına ilişkin önemli değişiklikler yapılmıştır. ABD-EMY’si konusu Karar kapsamında ek mali yükümlülüğe tabi eşyalar için menşe şahadetnamesinin hangi tarihten itibaren ibraz edileceği hususunda belirsizlik vardı. ABD-EMY’sine tabi ve beyannamesi 24.05.2019 tarihinden önce tescil edilmiş eşyalar için bir menşe şahadetnamesi ibrazı zorunlu değil iken; bu tarihten sonra tescil edilen beyannameler için zorunlu hale getirilmişti.

Ancak beyannamesi sadece 24.05.2019 tarihinden sonra değil; bu tarihten önce de tescil edilen eşyalar için gümrük idarelerince ek tahakkuklar ve ceza kararları düzenlenmişti. Bu anlamda menşe şahadetnamesi ibrazının zorunlu olduğu dönemde bunu bir şekilde ibraz edemeyen firmalara menşe şahadetnamelerini ibraz etmeleri için ilave süreler daha önce verilmişti. En son yapılan Gümrük Yönetmeliği Değişikliği ile de, aslında daha önce 30.06.2021 tarihine kadar verilen süre uzatılarak 31.12.2021 tarihine kadar ilave süre verilmiştir.

Ancak daha önceki ilave süre uzatımlarından farklı olarak, son değişiklikte önemli bir ayırıma gidilmiştir. Beyannamesi 24.05.2019 tarihinden (bu tarih dahil) sonra tescil edilen eşyalar için 31.12.2021 tarihine kadar bir menşe şahadetnamesi ibraz edilerek ek mali yükümlülüğün ödenmemesi mümkün hale getirilmiştir. Ancak beyannamesi 24.05.2019 tarihinden önce tescil edilmiş olan eşyalar için iki farklı durum söz konusudur. Birinci durumda, eğer beyanname eki belgelerde eşyanın menşei beyan edilmiş ise (örneğin faturasında eşyanın menşei kayıtlıysa) ayrıca bir belge aranmaksızın düzenlenen kararların kaldırılması gerekmektedir. İkinci durumda ise, beyanname eki belgelerde böyle bir kayıt yoksa bu durumda 31.05.2022 tarihine kadar bir “İhracatçı Beyanı”nın ibraz edilmesi yeterli olacaktır.

Dolayısıyla, beyannamesi 24.05.2019 tarihinden sonra tescil edilen eşyalar için 31.12.2021 tarihine kadar bir menşe şahadetnamesi ibraz edilmesi, beyannamesi 23.05.2019 ila AB-EMY’sinin yürürlüğe girdiği 21.06.2018 tarihi arasında tescil edilen eşyalar için ise; eşyanın menşei beyanname eki belgelerde kayıtlıysa bu beyanın esas alınarak başkaca bir belge aranmaması; ancak eşyanın menşe ülkesi beyanname eki belgelerde (fatura, konşimento, çeki listesi vb. gibi) kayıtlı değilse 31.05.2022 tarihine kadar bir “İhracatçı Beyanı”nın ibraz edilmesi mümkün hale getirilmiştir.

Dolayısıyla, 24.05.2019 tarihinden önce tescil edilen beyannamelerin menşe ispatı için bir menşe şahadetnamesine gerek yoktur. Hatta eşyanın menşei beyanname eki belgelerde kayıtlıysa “İhracatçı Beyanı”na da gerek yoktur. Menşe şahadetnamelerini almak hem maliyetli olduğundan, hem de uzun bir idari prosedür gerektirdiğinden; 24.05.2019 tarihinden önce beyannamesi tescil edilen eşyalar için bir kolaylaştırmaya gidilerek, hem süre 31.05.2022 tarihine kadar uzatılmış, hem de “İhracatçı Beyanı”nın ibraz edilmesi yeterli bulunmuştur. Beyanname ekinde uygun bir menşe şahadetnamesi ya da tedarikçi beyanı olmadığı için, firmalara yönelik olarak yukarıda anlatılan vergi başlıkları altında çok sayıda ek tahakkuk ve ceza kararının düzenlendiği biliniyor. Önemli mali risklerle karşı karşıya kalan firmalar bu risklerini yönetebilmek için; ya uzlaşma başvurusu yaptılar, ya dava yoluna gittiler ya da yeniden yapılandırma yolunu seçtiler.

Pekiyi, özellikle bu aşamada uzlaşan ya da borcunu yeniden yapılandıran firmaların Gümrük Yönetmeliği’nde yapılan bu son değişiklik kapsamındaki durumları ne olacaktır? Bu firmaların menşe affından yararlanmaları mümkün müdür? Gerek vaki olan uzlaşma konusu alacaklar gerekse yeniden yapılandırma kapsamında yapılandırılan kamu alacakları kesinleştiğinden, bu alacaklar 6183 sayılı Kanun ve/veya 5326 sayılı Kanun kapsamında takip edilmektedir. Kesinleşmiş bir alacağın ödemesi henüz yapılmamış olanları ile taksitlendirme yapılmış olup taksit ödemeleri devam edenlerin ödemesi yapılmayıp menşe affından yararlanması mümkün müdür? Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki, gerek uzlaşma ve gerekse yapılandırma kapsamında olup ödemesi yapılan alacakların bu yeni menşe düzenlemesinden yararlanması mümkün değildir. Taksitlendirilip ödenen taksitlerin de iade alınması mümkün değildir. Uzlaşma kapsamında olup taksit ödemesi devam eden kamu alacaklarının geri verilmesi veya kaldırılması da mümkün değildir. Dolayısıyla uzlaşma konusu edilmiş olan alacaklar hiçbir şekilde bu yeni düzenlemeden yararlanamaz.

Öte yandan; 7326 sayılı Kanun kapsamında yeniden yapılandırılan kamu alacaklarında da, gerek peşin gerekse de taksitler halinde ödemesi yapılanların geri alınması mümkün değildir. Taksit ödemesi devam edenlerde, taksitlerin yapılandırılan şekilde ödenmemesi halinde ise yapılandırmadan yararlanma hakkı kaybedilmektedir. Bu durumda yapılandırma öncesi takip işlemleri kaldığı yerden devam etmektedir. Bu anlamda yapılandırma kapsamında yapılandırılan şekilde ödemesi yapılmadığı için genel hükümlere göre takip edilecek alacaklar için gümrük idaresince borçluya bir ödeme emri gönderilmesi gerekmektedir. Bu durumda menşe affı kapsamında borcun konusu kalmadığı gerekçesiyle ödeme emrine itiraz edilmesi kanaatimizce mümkündür.

Sonuç itibariyle uzlaşma konusu ödemesi devam eden alacakların hiçbir şekilde yeni menşe düzenlemesinden yararlanması mümkün değil iken; yapılandırma kapsamında ödemesi devam edenlere ilişkin gümrük idaresince yapılacak herhangi bir işlem olmadığından ödeme emrine itiraz suretiyle yeni bir dava açılması gerekecektir. Ancak yapılan itirazın mahkemece kabul edilmemesi halinde yapılandırma hakkının tamamen kaybedileceği hususunun göz ardı edilmemesi gerekmektedir.