BİR BİLENE SORDUK

E-TİCARETİN GÜMRÜK İDARELERİNE ETKİSİ

Akın AKÖN

İş Geliştirme ve İnovasyon Direktörü

Son yüz yılda, uluslararası ticaretin gelişimini irdeleyen çalışmaları incelediğimizde, temel olarak 3 dönemden bahsedildiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bunlar sırasıyla:

 

  1. Hareketsiz üretim faktörlerine dayalı, korumacılık, kısıtlamalar ve yüksek taşıma maliyetlerinin damgasını vurduğu birinci dönem (1970 öncesi),
  2. Yabancı yatırımlara getirilen teşvik ve kolaylıklar, teknolojik gelişmeler ile daha ucuz ve verimli taşımacılığın “küresel ekonomi” konseptini hayatımıza soktuğu ikinci dönem (1970-1990 arası),
  3. Küresel pazara hizmet edebilmek amacıyla küresel iş bölümüne gidilen ve “güncellenmiş ikinci dönem” olarak da isimlendirilebilecek; üçüncü dönem (1990 sonrası).

 

Birbirini takip eden bu dönemler içerisinde katlanarak artan eşya, araç ve insan trafiği, güvenlik endişeleri, kısıtlı personel sayısı, vergilendirme ve/veya dış ticaret politikalarının uygulanması açısından ihtiyaç duyulan bilgi ve belge miktarının artması gibi birçok husus, varoluş amaçları nedeniyle gümrük idarelerini (diğer dış ticaret aktörlerine) göre çok daha fazla etkilemiştir.

 

Gümrük teorisinin en temel kuralı gereği, herhangi bir dış ticaret politikası veya vergilendirme unsuruna tabi olmasa dahi, ülkenin sınırını fiziki olarak geçen eşyanın gümrüğe beyanını zorunludur ve gümrük işlemlerinin hızla tamamlanması da idareye sunulması gereken bilgi ve belgelerin eksiksiz olmasına bağlıdır.

 

Şurası bir gerçek ki, hayata geçirilen mevzuat değişiklikleri, teknolojik alt yapı yatırımları, personel kapasite ve kalitesinin iyileştirilerek risk analizi tabanlı kontroller yapılması gibi önlemler bir şekilde gümrük idarelerinin artan ticaret hacmi ile başa çıkma yeteneklerini geliştirmesine olanak tanımıştır.

 

Ancak, gümrük idarelerinin uyum ve adaptasyon yetisini sarsarak oyunun kurallarını dramatik şekilde değiştiren darbe umulmadık bir noktadan, dijital dünyanın efendisi internetten gelmiştir. İnternetin gelişimi ve hayatımızın birçok alanına yaptığı pozitif veya negatif etkiler çok uzun zamandır irdelenen ve hatta her gün deneyimlenen bir konu oldu. Bu yazının amacı da internetin uluslararası ticaret ve dolayısıyla gümrük işlemlerine ve gümrük idarelerine olan etkisini irdelemek ve okuyucuyu bu konuda düşünmeye sevk etmektir.

 

E-Ticaret

 

Bilişim teknolojilerinde son yıllarda yaşanan hızlı gelişmeler hayatımızı geri dönülmez bir şekilde etkilemekte, özellikle de ticaret hayatına yönelik radikal yeniliklerin kaynağını oluşturmaktadır. Gelişen teknolojinin artık herkes tarafından ulaşılabilir hale gelmesi, internetin en önemli hizmetkarlarından e-ticaretin hızla hayatımıza girmesine imkân tanımıştır.

 

E-ticareti en basit şekliyle “internet üzerinden eşya/hizmet alım satımı” olarak tanımlayabiliriz. “Sınır ötesi e-ticaret” ise bu alım satım işleminin farklı ülkeler arasında yapılan (alıcı ve satıcının farklı ülkelerde olduğu) versiyonudur.

 

Bugün hemen hemen her kesimden kabul gören anlayış (yerel ve/veya sınır ötesi) e-ticaretin hem tüketiciler hem de işletmeler için önemli sayıda ekonomik fırsatlar içerdiğidir. Ticaretin ana aktörleri olan alıcı ve satıcılar internet üzerinden daha önce görmediğimiz bir hız ve kolaylıkla bir araya gelebilmektedir. Şirketler, tedarikçileri, bayiler veya diğer grup şirketleri arasındaki işlemler web üzerinden gerçekleştirilmekte ve taraflar birbirleri ile daha kolay iletişim kurarak iş hacimlerini artırmaktadır.

 

Elektronik ticaret işlemin içeriğine göre iki temel gruba ayrılmaktadır. Bunları “dolaylı e-ticaret ve “doğrudan e-ticaret” olarak tanımlayabiliriz. “Dolaylı e-ticaret”, geleneksel yöntemler veya posta/hızlı kargo gibi yollarla ülke içinde veya sınırlar ötesinde fiziki tesliminin gerçekleşmesi şeklinde olmaktadır. “Doğrudan e-ticaret” ise yazılımlar, müzik ve eğlence, görsel ve işitsel eser ya da çeşitli konularda danışmanlık alınması gibi hizmetlerin tesliminin “online” olarak gerçekleştirilmesini içerir[1] ve gümrük idaresinin yetki alanına girmemektedir.

 

Diğer taraftan e-ticareti, işlemin taraflarına göre farklı modellere ayırmak mümkündür. Bunlardan en sık kullanılanlar ise B2B, B2C ve C2C’dir[2]. E-ticaret yapan şirketlerin birçoğu, bu modellerden en az ikisini kullanmaktadır.

 

B2B Business to Business (işletmeden işletmeye): Bu modeli kullanan işletme doğrudan son kullanıcıya bir ürün satışı gerçekleştirmez. Toptan satış gerçekleştiren bir üreticinin veya toptancının, ürünlerini mağazalara satması bu modele örnek olarak gösterilebilir.

 

B2C Business to Consumer (işletmeden tüketiciye): İşletmeden tüketiciye işlem yapılan bir e-ticaret modelidir. Burada alıcı doğrudan son kullanıcıdır.

 

C2C Consumer to Consumer (tüketiciden tüketiciye): Son kullanıcıların yani tüketicilerin kendi aralarında işlem yaptığı bir modeldir.

 

Bu modellerin ilk örneğini oluşturan platformların hangileri olduğu konusunda yine internet üzerinde yapılacak bir araştırma bize farklı sonuçlar getirmektedir. Ancak kuruluş tarihleri, halen faaliyette olmaları ve dünyanın sayılı zenginlerini yaratmış olmaları nedeniyle Amazon, Alibaba ve Ebay bunların en önemli örnekleridir. Dikkat edilmesi gereken diğer önemli bir husus ise bu platformların bu denli büyümesinin arkasındaki itici gücün etkinliklerini uluslararası düzeyde gerçekleştiriyor olmalarıdır.

 

Teknolojide yaşanan gelişmelerin sonucu olarak, bu modeller içerisinde özellikle B2C dikkat çekici bir gelişme göstermektedir. İnanması güç ama bugün sıradan bir cep hesap makinesinin veya USB-C şarj cihazının işlemci gücü 1969’da aya ilk insanı gönderen NASA’nın o zamanki en iyi bilgisayarından fazladır ve artık piyasada satılmayan iPhone 6 bile, komutları (yine NASA’nın o dönemdeki bilgisayarlarına göre) yüz yirmi milyon (120.000.000) kere daha hızlı gerçekleştirebilmektedir! [3] 

 

Tablet bilgisayarlar ve mobil telefonların internete erişim hızının artması, mobil cihazlara yönelik işletim sistemleri ve uygulamaların gelişmesi ve ucuzlayan taşımacılık maliyetleri sayesinde artık tüketiciler alışverişlerini istedikleri yerde yapabilmektedir. Bugün akıllı cep telefonları ister ofiste ister evde dinlenirken oturduğunuz yerden kalkmadan 2-3 dakika içinde, hafta sonları gideceğiniz pikniklerde kullanmak için ihtiyaç duyduğumuz tarp tenteyi Çin’deki bir alışveriş sitesinden (hem de Türkiye’dekinin yarı fiyatına) satın almanıza imkân tanımaktadır (dolaylı e-ticaret). Diğer taraftan, pandemi esnasında karantina altında geçen zamanı daha eğlenceli kılmak adına yüzlerce dizi veya filmi, internet üzerinden bir Netflix üyeliği aracılığı ile tablet/cep telefonumuzdan izlemeniz mümkün hale gelmiştir (doğrudan e-ticaret).

 

E-Ticaretin Ulaştığı Hacim

 

Günümüzde dünya üzerinde gerçekleşen e-ticarete yönelik sağlıklı rakamlarına ulaşmak henüz mümkün değildir. Birçok ülke halen resmi rakamları yayımlamamakta veya yayımlayamamaktadır. Yayımlanan rakamlar da çoğunlukla B2C verilerini içermektedir.

 

Diğer taraftan, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından geliştirilen bir metodoloji ile dünya genelinde e-ticaretin ulaştığı hacim tahmin edilmeye çalışılmaktadır. UNCTAD tarafından yayımlanan teknik rapora[4] göre 2018 yılında e-ticaret (B2B+B2C) global düzeyde 25.65 trilyon ABD dolarına ulaşmıştır. Bu rakamın yaklaşık 4.4 trilyon ABD doları ise B2C işlemlere aittir.

[1] E-Dış Ticaret Raporu Uludağ İhracatçi Birlikleri Genel Sekreterliği Ar&Ge Şubesi Mayıs, 2017,  http://www.uib.org.tr/tr/kbfile/e-dis-ticaret-raporu

[2] E-Ticaret Modelleri – B2B, B2C, C2C, B2G, https://egirisim.com/2013/08/04/e-ticaret-modelleri-b2b-b2c-c2c-b2g/

Yine aynı raporda yer alan ilgi çekici bir istatistiğe göre B2C satışlarda başı çeken ilk 10 e-ticaret firması üzerinden satılan brüt mal/hizmet hacmi (GMV- Gross Merchandise Value) yaklaşık 1.8 trilyon ABD doları olup söz konusu firmaların gelirinin toplamı ise 232 milyar ABD Dolarına ulaşmaktadır.

[3] Your smartphone is millions of times more powerful than the Apollo 11 guidance computers,

 https://www.zmescience.com/science/news-science/smartphone-power-compared-to-apollo-432/

[4] Unctad Estimates Of Global E-Commerce 2018, https://unctad.org/en/PublicationsLibrary/tn_unctad_ict4d15_en.pdf

 

Tablo 2- En Büyük E-ticaret Siteleri (UNCTAD)

 UNCTAD, ayrıca sınır ötesi B2C e-ticaret satışlarının 2018'de 404 milyar dolarlık bir hacme ulaştığını tahmin ediyor. Bu rakam 2017 yılına göre %7'lik bir artış anlamına gelmektedir. 404 milyar ABD doları, toplam B2C e-ticaret satışının neredeyse %10'una denk gelmektedir. Sınır ötesi e-ticaret konusunda rekor Hong Kong'a ait olup, toplam e-ticaretin %94'ü sınır ötesi e-ticaret ile anakaraya (Çin’e) gerçekleştirilmektedir.

Tablo 3 – Sınır Ötesi E-Ticaret (UNCTAD)

 

Son olarak rakamlar bizlere e-ticaret müşterilerinin sınır ötesi yabancı tedarikçilerden alışveriş yapmaya olan ilgisinin arttığını da göstermektedir. Aşağıdaki grafikte de açıkça görüleceği üzere, e-ticaret sitelerinden sınır ötesi alışveriş yapan müşterilerin toplam e-ticaret müşterilerine oranı 2016'da %17 iken bu oran 2018'de %23'e yükselmiştir. Diğer bir ifade ile dünya üzerinde 2016’da 200 milyon insan sınır ötesi alışveriş yaparken, bu sayı 2018’de 330 milyona yükselmiş gözükmektedir.

Gümrükleri Vuran Tsunami

 

Gün geçtikçe gelişen e-ticaret özellikle gümrük idareleri açısından bazı zorluklar içermektedir. Hatırlarsanız yazımızın başında gümrük teorisinin temel kuralından bahsetmiştik. İster B2B, ister B2C veya diğer modellerle gerçekleşmiş olsun, tüm e-ticaret sevkiyatlarında eşya alıcının ülkesine nakledilmekte ve gümrük prosedürlerine tabi tutulmaktadır. İşte sorun da burada başlamaktadır.

 

Dünya Gümrük Örgütü (DGÖ) Genel Sekreteri Kunio Mikuriya’nın 2018 yılındaki açıklaması konuyu oldukça güzel bir şekilde özetlemektedir. Mikuriya’ya göre posta ve ekspres kurye ile sınır ötesi teslimi gerçekleştirilen e-ticaret konusu eşya, dünya genelinde gümrük idarelerinin küçük paketlerden oluşan bir tsunami altında kalmasına yol açmıştır.[5]

[5] Kunio Mikuriya, Secretary General, World Customs Organization, https://www.joc.com/aro/kunio-mikuriya-secretary-general-world-customs-organization-2 

Tarihsel olarak uluslararası ticaretin geçirdiği dönemler boyunca gümrük idarelerinin dış ticaret işlemlerindeki muhatapları çoğu zaman adresi belli ve denetlenebilir şirketler olmuştur. Ancak bugün e-ticaret en küçük işletmeler ve hatta bireylerin sınır ötesi alım satım yapmasına imkân tanımaktadır. Özellikle sınır ötesi B2C e-ticaret modeli gümrük idarelerinin tanımadığı şirket ve kişilere bir defalık sevkiyatlar yapılmasına olanak tanımaktadır. Bu durum idarelerin suçluları ve vergiden kaçınmak için düşük kıymet beyanı veya yanlış tarife beyanı gibi girişimleri tespit etme çabalarını zorlaştırmaktadır.

 

Ayrıca, e-ticaret modeli kötü niyetli olmasa da gümrük ve dış ticaret uygulamaları hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan sıradan bir alıcı ve satıcı kategorisi oluşturmuştur. Bu nedenle B2C gönderilerinin çoğu için gerekli belge, eşya tanımı ve beyan edilen kıymet gibi hususlar genellikle eksik veya yanlıştır. Bunun sonucunda ürünler gümrükte uzun süre bekleyebilmekte, yüksek vergi, ardiye ödemeleri ile eşyanın yurtdışına iadesi gibi durumlar yaşanabilmektedir. Bu durum rekabet içindeki e-ticaret firmaları ile eşyasına bir an önce kavuşma arzu içindeki müşterinin idare üzerinde baskı oluşturmasına yol açmaktadır. Sonuç olarak gümrük idareleri artan sayıda e-ticaret sevkiyatını eksik personel ve bilgi akışı nedeniyle yeterli kontrol gerçekleştirmeden serbest dolaşıma sokmak zorunda kalabilmektedir. İdareler buna engel olabilmek için farklı yöntemleri hayata geçirmektedir.

Örneğin, ABD gümrük mevzuatında yapılan bir değişiklikle, ithalat vergileri ile gümrük uygulamalarına tabi olmamak için posta ve hızlı kargo ile gelen e-ticaret eşyasına uygulanan muafiyet sınırını günlük 200 ABD dolarından 800 ABD dolarına yükseltilmiştir.[6]

[6] De Minimis Value Increases to $800, https://www.cbp.gov/newsroom/national-media-release/de-minimis-value-increases-800#

Kıymeti 800 doların üzerinde olan ve muaf olabilmek adına ayrı partiler halinde gönderilen tek bir satış/sözleşme kapsamı eşya ise bu kapsama girmemektedir. Bu uygulama e-ticaret yapan müşteriler için kulağa hoş gelse de ABD’ye girişte vergi ve dış ticaret politikası önlemlerine tabi tutulması gereken yüzbinlerce sevkiyatı sistem dışına itmekte ve potansiyel bir risk doğurmaktadır.

 

İster kötü niyetle yapılsın, ister bilgisizlikten kaynaklansın, e-ticarette eksik veya yanlış beyan edilen hususlar nedeniyle gümrük idarelerinde dış ticaret istatistiklerinin takibi, fikri veya sınai mülkiyet haklarının korunması gibi hususların uygulanmasında da zafiyetler oluşmaktadır. Ayrıca bu sistem gözetim ve korunma önlemleri ile ithalat vergilerinden kaçınmak için de yasal zemin oluşturmaktadır.[7]

[7] Curse of the Internet: E-commerce creates new challenges for customs, https://www.dcvelocity.com/articles/29967-curse-of-the-internet-e-commerce-creates-new-challenges-for-customs

Türkiye’nin bu tsunamiyi dizginlemek adına uyguladığı yöntem ise ABD’ye göre farklılık göstermektedir. Türk Gümrük İdaresi, geçtiğimiz yıllar içerisinde posta ve hızlı kurye taşımacılığı ile yurda getirilen eşya için uygulanan muafiyet sınırını kademeli olarak ortadan kaldırmıştır. Bugün itibarıyla, muafiyet sadece posta ya da hızlı kargo taşımacılığı yoluyla gelen ve bedeli gönderi başına toplam 150 avroyu geçmeyen kişisel kullanıma mahsus kitap veya benzeri basılı yayına uygulanmaktadır.

 

Bununla birlikte, posta veya hızlı kargo ile gelen ve kıymeti bir sevkiyat için 1.500 AVRO’yu aşmayan eşyaya ise geldiği ülkeye göre tek ve maktu vergi oranı uygulanmaktadır.[8]

[8] Posta ve Hızlı Kargo Muafiyeti, https://www.ticaret.gov.tr/gumruk-islemleri/sikca-sorulan-sorular/bireysel/posta-ve-hizli-kargo-muafiyeti

 

Ancak bunun için eşyanın:

 

  • Yabancı bir ülkeden posta veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla gelmesi,
  • Ticari miktar ve mahiyet arz etmemesi
  • Diplomatik eşya ve yolcu eşyası hariç olmak üzere, posta veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla gelenlerde brüt 30 kilogramı geçmemesi,

 

Gerekmektedir. B2B şeklindeki sevkiyatlar ise bu uygulamadan hariç tutulmaktadır.

 

Peki bu yaklaşım ABD örneğinde yaşanan uygulama risklerini ortadan kaldırmakta mıdır? Konu gerçekten tartışmaya açıktır. Çünkü tek ve maktu vergi uygulamasının tsunamiye getirdiği dalga kıran etkisini eşyanın tanımını değiştirerek veya kıymetini minimumda beyan ederek geçersiz kılmak ihtimal dahlinde gözükmektedir.

 

 

Tüm sevkiyatların -tek tek - eşya tanımı ve kıymet beyanı açısından kontrolünün mümkün olmadığı bir durumda, dikkat çekmeyen bir paket, biraz da şansın yardımıyla kapınıza kadar sorunsuz bir şekilde teslim edilebilmektedir.

 

ABD Gümrük idaresinin seçtiği yöntem kendi risklerini içerse de kötü niyetli olanlar hariç tüketicileri dürüst beyana sevk etmektedir. Çünkü 800 ABD doları oldukça yüksek bir tutardır. Türkiye’de ise sistem ya e-ticaretin kullanılmamasına ya da yurt dışındaki satıcıya faturada eşyanın kıymetinin düşük yazılması için mesaj atılmasına yol açmaktadır. Hatta bazı satıcılar, bu yönde bir talebiniz olmasa bile müşteri memnuniyeti adına bu yaklaşımı kendilerine görev edinmiş gözükmektedir.

 

İşin diğer bir ilginç yanı, Türkiye’de B2C e-ticaretin ithalat ayağına karşı dalga kıranlar inşa ederken e-ihracatın gelişmesi için önemli adımlar atıyor olmamızdır.[9]

[9] E-ticaret Bilgi Platformu - https://www.eticaret.gov.tr/cevrimiciegitim/7-e-ihracatta-temel-bilgiler-20

 

Ancak bir soru sürekli soru olarak aklımızı kurcalıyor: “e-ticarette duvar ördüğümüz ülkeler bizim e-ihracatımıza karşı önlemler getirmeyecek kadar naif olabilirler mi? ” Ticaret savaşlarının gün geçtikçe kızıştığı bu dönemde bu sorunun cevabını merakla bekliyor olacağız.

 

Son olarak şu soru sorulabilir: yukarıda kısaca belirtilen iki ülke örneğinden yola çıkılarak, tüm bu artı ve eksiler toplandığında en uygun model hangisidir? Tüm tarafları bir araya getiren basit, hızlı ve minimum risk içeren bir sistem yaratılabilir mi?

 

Şüphesiz ki böyle bir sistem kurulabilir. E-ticaret potansiyelini artırmak adına başta Dünya Gümrük Örgütü olmak üzere birçok uluslararası kurum çeşitli temel modeller oluşturmaktadır. Ama bu konu başka bir yazı konusu olacak kadar ayrıntı içermektedir.

SORU VE CEVAPLAR

 

Soru 1. Son yüzyılda uluslararası ticaretin geçirdiği dönemleri nasıl gruplandırabiliriz?

Cevap: Bunları 3 döneme ayırabiliriz. 1.Hareketsiz üretim faktörlerine dayalı, korumacılık, kısıtlamalar ve yüksek taşıma maliyetlerinin damgasını vurduğu birinci dönem (1970 öncesi), 2. Yabancı yatırımlara getirilen teşvik ve kolaylıklar, teknolojik gelişmeler ile daha ucuz ve verimli taşımacılığın “küresel ekonomi” konseptini hayatımıza soktuğu ikinci dönem (1970-1990 arası), 3. Küresel pazara hizmet edebilmek amacıyla küresel iş bölümüne gidilen ve “güncellenmiş ikinci dönem” olarak da isimlendirilebilecek; üçüncü dönem (1990 sonrası).

 

Soru 2. Dolaylı ve doğrudan e-ticaret modellerini gümrük işlemleri açısından nasıl değerlendirebiliriz?

Cevap: . “Dolaylı e-ticaret”, geleneksel yöntemler veya posta/hızlı kargo gibi yollarla ülke içinde veya sınırlar ötesinde fiziki tesliminin gerçekleşmesi şeklinde olmaktadır. “Doğrudan e-ticaret” ise yazılımlar, müzik ve eğlence, görsel ve işitsel eser ya da çeşitli konularda danışmanlık alınması gibi hizmetlerin tesliminin “online” olarak gerçekleştirilmesini içermekte ve gümrük idaresinin yetki alanına girmemektedir.

 

Soru 3. ABD’de sınır ötesi e-ticarete getirilen 800 ABD dolarlık muafiyetinin gümrük kontrollerine etkisi ne olabilir?

Cevap: e-ticarete getirilen  800 ABD Dolarlık muafiyet, eşya ABD’ye girişte vergi ve dış ticaret politikası önlemlerine tabi tutulması gereken yüzbinlerce sevkiyatı sistem dışına iterek gümrük kontrollerinde potansiyel bir risk doğuracaktır.

 

Soru 4. Dünya Gümrük Örgütü (DGÖ) Genel Sekreteri Kunio Mikuriya’ya  posta ve ekspres kurye ile sınır ötesi teslimi gerçekleştirilen e-ticaret konusu eşyanın etkilerini gümrük idareleri açısından nasıl tanımlamıştır?

Cevap: Mikuriya, posta ve ekspres kurye ile gönderilen eşyanın sınır ötesi tesliminin, dünya genelinde gümrük idarelerinin küçük paketlerden oluşan bir tsunami altında kalmasına yol açtığını belirtmiştir.

 

Soru 5. B2C e-ticaret modelinin giderek yaygınlaşması halinde, bunun gümrük idareleri üzerindeki potansiyel sonuçları ne olur?

Cevap: B2C e-ticaret modelinin yaygınlaşması halinde, gümrük idarelerinde dış ticaret politikalarının uygulanması, dış ticaret istatistiklerinin takibi, fikri veya sınai mülkiyet haklarının korunması, gözetim önlemlerinin ve koruma önlemlerinin uygulanması yönünde ciddi zafiyetler doğabilir.