2016 yılında İngiltere’de yapılan referandum sonucunda Avrupa Birliği üyeliğinden ayrılma yönündeki karar, başta AB üyesi ülkeler olmak üzere, birçok ülkede şok yaşanmasına neden olmuştu. Kuruluşundan bu yana, ilk kez bir ülke AB üyeliğinden kendi iradesi ile ayrılmak istiyordu.

Tam üyelik için müracaat eden Türkiye’yi 1987 yılından beri kapısında bekleten AB’nin fiyakası bozulmuştu. Oluşturulmaya çalışılan AB değerleri tehlikeye girmişti. Ama sanırım ilk kez topluluğa üye ülkelerde AB’nin mevcut yapısı ve karar alma süreçleri yargılanmaya başlamıştı.

Kendisini demokrasi beşiği olarak tanımlayan Birleşik Krallık yabancı göçmenlerden çok şikayet ediyor ve AB’nin bu konuda sert önlemler almasını istiyordu. Esasen eski “Commonwealth” üyesi ülke vatandaşlarının İngiltere’ye yerleşmesi için mevzuat daha müsait idi. Milyonlarca İngiliz zaten “işgücünün serbest dolaşımı” ilkesinden yararlanarak ellerinden işlerini alan Polonyalı, Romen, Bulgar ve Yunan vatandaşlarına karşı kızgın iken, bir de iç savaş yaşayan Afganistan, Irak, Suriye gibi ülkelerden gelen mültecilerle baş etmeye çalışıyordu.

Bu arada, Rusya, Türkiye gibi ülkelerin Avrupa Birliği’ni oluşturan asıl bloğun karşısında daha hızlı büyümeleri, ülkedeki gerginliği daha da artırıyordu. Buna bir de ırkçılık, islamofobi gibi akımlar da eklenince, muhalefet rüzgarları ülkedeki AB yanlılarını azınlık konumuna itmişti.

Ülkede o dönemde görev yapan David Cameron hükümeti de Avrupa Birliği’nin getirdiği kısıtlamalar, kapitülasyonlar, Avrupa Birliği içerisinde sürekli öne çıkan yanlış politikalardan şikayet ediyor, Birliğin olaylar karşısında yavaş tepki verdiğini ve önlemleri geç aldığını görüyordu.

Avrupa Birliği’nde gerçekten çarklar ağır işliyordu. Kamuda görev yaptığım dönemlerde Türkiye’nin Gümrük Birliği ilkeleri çerçevesinde “gözlemci” sıfatıyla katılabildiği Avrupa Komisyonu İhtisas Komitesi toplantılarına Türkiye adına katılmıştım. Basit bir karar alabilmek için, her ülke temsilcisi kendisini konuşmak zorunda hissediyor; inanılmaz ayrıntılar üzerinde saatlerce tartışılıyor, gereksiz çekişmeler yaşanıyordu. Mevcut prosedüre göre, sıradan bir tüzük değişikliği bile altı aydan önce yürürlüğe giremiyordu.

Özcesi AB karar alma süreci her platformda ağır işliyordu. Müzakerelerde Avusturya, Slovenya, Hırvatistan, Danimarka, Çekya, Slovakya, Polonya, gibi akraba ülkeler Almanya’nın yanında yer alıyor; İngiltere kendisini yalnız hissederek AB’ne iyice soğuyordu.

Birleşik Krallık’ta referandum 2016 da yapılmasına karşın, taraflar arasında birlikten ayrılma müzakereleri Haziran 2017’de başladı. İngiltere AB bütçesine ilişkin taahhütlerinden kaynaklanan yüklü bir “ayrılık ücreti” ödedi. AB ile İngiltere vatandaşlarının daha önce kazanılmış hakları üzerinde de anlaşmaya varıldı. 2020 yılı BREXIT’in geçiş dönemi kabul edildi. Uzun müzakereler sonucunda 24 Aralık 2020 tarihinde taraflar arasında ayrılık anlaşması olarak tanımlanan “Ticaret ve İşbirliği Anlaşması” imzalandı.

Buna göre;

  • Taraflar arasında yeni bir serbest ticaret anlaşması yapılacak.
  • Anlaşma, mal ve hizmetlerle birlikte yatırım, rekabet, kamu destekleri, vergi, ulaşım, enerji, balıkçılık, veri güvenliği ve sosyal güvenlik gibi alanları da kapsayacak.
  • Menşe kurallarına uygun mallara gümrük vergisi ve kota uygulanmayacak.
  • Taraflar, çevreyi koruyacak ve iklim ..değişimi ile mücadeleye öncelik verecek. Sosyal haklar ve işçi hakları gözetilecek.
  • Bağlayıcı bir uzlaşmazlık çözüm mekanizması kurulacak. Bu mekanizma rekabetin adil ve eşit şartlar altında gerçekleşmesini sağlarken, rekabeti engelleyici davranışları önleyecek
  • Hava yolu, kara yolu, demir yolu ve deniz ulaşımları devam edecek. AB ve İngiltere ulaşım alanında adil biçimde rekabet edecek.
  • AB ve İngiltere karasularındaki balık stoku ortak yönetilecek. İngiltere balıkçılık aktivitelerini geliştirebilecek. Avrupalı balıkçıların faaliyetleri sürdürülecek.
  • AB ve İngiltere vatandaşlarının sosyal güvenlik hakları koordine edilecek.
  • Sınır ötesi suç ve teröre karşı emniyet ve adli iş birliği çerçevesi kurulacak.
  • İngiltere, mali katkı sağlaması durumunda AB'nin araştırma programlarına katılabilecek.
  • AB ve İngiltere arasında Ortak Konsey kurularak, anlaşmanın nasıl yorumlanacağı ve yerine getirileceği belirlenecek.

 

Birleşik Krallık bir taraftan AB ile ayrılış sonrası düzenlemelerin müzakerelerini sürdürürken bir taraftan da büyük ticari partnerleri ile yapılacak ticaretin nasıl yürütüleceğine ilişkin görüşmeleri yapıyor ve bu ülkelerle Serbest Ticaret Anlaşması taslakları üzerinde çalışıyordu. Bu ülkelerden birisi de Türkiye idi. Türkiye AB ile Gümrük Birliği tesis etmiş olduğundan, öncelikle bu birliğin taraflara sağladığı kazanımların korunması yönünde bir anlaşmaya varılmalıydı. Taraflar arasında metin üzerinde genel mutabakat sağlanmış olmakla birlikte, AB’nin ağır dönen bürokratik çarkları nedeniyle Birleşik Krallık ile Avrupa Birliği müzakereleri bir türlü sonuçlandırılamadığından, Türkiye STA’sı da imzalamıyordu.

 

Sonuçta, 24 Aralık 2020 tarihinde AB ile anlaşma imzalanınca, bundan beş gün sonra 29 Aralık 2020 tarihinde Ankara’da “Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Arasında Serbest Ticaret  Anlaşması” da imzalandı.

 

Türkiye – Birleşik Krallık Serbest Ticaret Anlaşması’nda;

 

  • Mal Ticaretinde Pazara Giriş ve Menşe Kuralları
  • Gümrükler ve Ticaretin Kolaylaştırılması
  • Ticarette Teknik Engeller
  • Ticaret Politikası Önlemleri
  • Sağlık ve Bitki Sağlığı Önlemleri
  • Rekabet
  • Kamu Alımları
  • Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları
  • İdari ve Kurumsal Hükümler
  • Anlaşmazlıkların Halli

 

Konularına ilişkin hükümler yer almıştır.

 

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, İngiltere Türkiye’nin önemli bir ticari partneri konumundadır. Bu ülke ticaret fazlası verdiğimiz nadir ülkelerden biridir. Covid-19 salgının yaşandığı 2020 – 2021 dönemi iyi bir ölçü olamayacağından 2019 yılı istatistiklerine bakıldığında, bu ülkeye 11,2 milyar dolarlık ihracat yaparken, anılan ülkeden 5,6 milyar dolarlık ithalat yaptığımız görülmektedir. Böylece toplam 16,8 milyar dolar büyüklüğündeki ikili ticaretimiz ile İngiltere, Almanya’dan sonraki en yüksek hacimli ikinci ticaret partnerimizdir.

 

STA sonrasında, 14.04.2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye – Birleşik Krallık Ortak Komitesinin Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Arasında Serbest Ticaret Anlaşmasının Menşe Kuralları ve Menşe İşlemlerine İlişkin Protokollerini Değiştiren 2/2021 sayılı Kararına göre, Birleşik Krallık ile ülkemiz arasında yürürlüğe girmiş olan STA’nın Menşe Protokolünde bazı değişiklikler yapılmıştır.

Bu düzenlemede, menşe beyanı metninde ise herhangi bir değişiklik yapılmammıştır. Yeni menşe protokolü daha çok AB ve taraflar arasında ilerde uygulanabilecek çapraz menşe kümülasyonunun alt yapısını oluşturmaya yönelik hükümler içermektedir.

Daha önce Türkiye ve Birleşik Krallık'ta kümülasyon şeklinde iki ayrı maddede düzenlenen menşe kümülasyon hükümleri tek maddeye toplanmıştır. Menşeli olmayan girdiler üzerinde bir Tarafta gerçekleştirilen üretim, ürünün diğer taraf menşeli olup olmadığının belirlenmesinde dikkate alınacaktır. 

Bünyelerine Avrupa Birliği menşeli girdiler dahil edilmek suretiyle bir tarafta elde edilen ürünler, o tarafta Protokol'ün 6ıncı maddesinde belirtilen yetersiz üretim  ötesinde bir işçilik veya işlemden geçmiş olmaları şartıyla, o taraf menşeli o kabul edilecektir. Söz konusu girdilerin yeterli işçilik veya işlemden geçmiş olmaları şartı aranmayacaktır.

İhracatçılar, anlaşmaya taraf olmayan ülkeler menşeli girdiler kullanılarak üretilen ürüne ilişkin menşe beyanını düzenleyebilmek için, tedarikçilerinden tedarikçi beyanı veya menşeli olmayan girdileri yeterince ayrıntılı bir şekilde tanımlayan ve aynı bilgileri içeren eşdeğer bir belge temin edeceklerlerdir.

26.05.2021 tarihli Resmi Gazete’de ise “Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Arasında Serbest Ticaret Anlaşması Kapsamı Ticarette Eşyanın Tercihli Menşeinin Tespiti Hakkında Yönetmelik” yayımlandı. Yönetmelik Türkiye-Birleşik Krallık Serbest Ticaret Anlaşmasının eki Menşe Protokolü'nün 01.01.201 – 14.04.2021  tarihleri arasındaki uygulamasına ilişkin hükümleri içermektedir. Bu tarihten sonraki işlemler için ayrı bir yönetmelik yayımlanacağı bildirilmiştir.

Yönetmeliğe göre, bünyelerine İngiltere, İsviçre (Liechtenstein dâhil), İzlanda, Norveç veya AB veya EK-4’te listelenen bir ülke menşeli girdiler dâhil edilmek suretiyle Türkiye’de elde edilen ürünler, Türkiye’de yetersiz işlem ve işçiliğin ötesinde bir işçilik veya işlemden geçmiş olmaları şartıyla, Türkiye menşeli olarak kabul edilecektir.

AB menşeli girdilerin, Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık STA kapsamında AB menşeli olduğunun ispatı A.TR Dolaşım Belgesi eşliğinde ithal edilen eşya için AB’deki tedarikçisi tarafından düzenlenen tedarikçi beyanı ile yapılacaktır.

50 ila 63 üncü fasıllarda sınıflandırılan ürünlerin imalatında kullanılan menşeli olmayan girdiler için TEV  tahsil edilecektir.

Menşe beyanı, ihracatçı tarafından elektronik ortamda da düzenlenebilecektir. Bu hallerde, düzenleyen kişinin açık bir şekilde yazılı olması ve şekil ile içeriğinin Yönetmeliğin  EK-3’te yer verilen örneğe uygun olması koşulu aranacaktır.

İhracatçı tarafından kağıt ortamında ıslak imza atılmak suretiyle düzenlenmesini müteakip elektronik ortama aktarılarak ithalatçıya gönderilen beyanın ya da ihracatçının kendi el yazısı ile atacağı orijinal imzasının imajını taşıyan veya elektronik olarak imzalanan, herhangi bir imza imajı içermeyen beyanın yer aldığı fatura, teslimat notu veya ticari belgenin aslı veya elektronik ortama aktarılarak ithalatçıya gönderilen nüshasının, yazıcıdan alınan çıktısı “menşe beyanı” kabul edilecektir. “Menşe beyanı”, yapıldığı tarihten itibaren on iki ay  süreyle geçerli olacaktır.

Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan STA eki Menşe Protokolüne göre, yapılan ticarete ilişkin fatura, teslimat notu veya ticari bir belgenin üzerine “Bu belge kapsamındaki girdilerin ihracatçısı, aksi açıkça belirtilmedikçe, bu girdilerin Türkiye menşeli olduğunu beyan eder. (Yer, tarih ve ihracatçının imzası)” yazılması menşe beyanı için yeterli olacaktır.

Brexit süreci devam ederken, Gümrük Birliği sonrası İngiltere ile ticaretin nasıl sürdürüleceğine ilişkin endişeler taraflar arasında 29 Aralık 2020 tarihinde imzalanan STA sonrasında bertaraf edilmiştir. Görüldüğü kadarıyla, İngiliz STA’sı AB Gümrük Birliği’nin sağladığı avantajlardan daha ileri derecede hükümler içermekte ve ticareti daha da kolaylaştırmaktadır. Öte yandan, bu STA’nın hizmetlerin serbest dolaşımına da açık kapı bırakması ve bu konunun da ileride müzakereye açık olduğunu kaydetmesi umut vericidir.

Günümüzde, ölçek ekonomisinin bir gereği olarak birden fazla ülke menşeli girdilerin kullanılması ile üretilen nihai ürünleri tüketir olduk. Bu nedenle, STA müzakerelerinde en çok “Menşe Protokolleri” tartışma konusu olmakta, bir eşyanın o ülke menşeli olarak kabul edilmesi için hangi oranda katma değerin nihai ürüne yansıtılması gerektiği hususu, uzun listeler halinde düzenlenmekte ve menşe protokollerine eklenmektedir. Taraflar bunula yetinmemekte, neredeyse her STA için ayrı bir “menşe belgesi” icat etmektedir. Bu nedenle, 1950’lerde tüm dünyada bir tek “Menşe Şahadetnamesi” var iken, günümüzde, bu menşe şahadetnamesinin yanı sıra,  EUR.1 Dolaşım Sertifikası,  EUR.MED Dolaşım Sertifikası,  Tedarikçi Beyanı, Form-A gibi isimlendirilen onlarca belge ortalığa saçılmış durumdadır. (Bir menşe belgesi olmamakla birlikte A.TR Dolaşım Belgesi de bu kapsamda değerlendirilebilir.)

Durum böyle iken, İngiltere’nin Türkiye’ye “bırak bu gereksiz belge formalitelerini, gel ticari faturanın üzerine iki satır meşruhat yazarak, menşe belgesi konusunu kapatalım” demesi; bununla yetinmeyip, Türkiye’de ilk kez uygulamaya giren “elektronik ortamda menşe belgesi” düzenlemesini uygulamaya sokması, çağdaş ve ilerici bir ticari yaklaşımı sergiliyor.

BREXIT sonrasında İngiltere’nin ticari ilişkilerini belirlerken gösterdiği bu esnek yaklaşım, ülke ekonomisini AB tam üyeliği döneminden daha ileri düzeylere taşıyacağının bir işaret fişeği gibi görünüyor.

                      

Hüseyin Cahit SOYSAL

ÜNSPED Gümrük Müşavirliği ve Lojistik Hizmetler A.Ş.

Yönetim Kurulu Üyesi