BİR BİLENE SORDUK

BİTCOİN LOJİSTİK SEKTÖRÜNÜ SONSUZA KADAR DEĞİŞTİREBİLİR Mİ?

Akın AKÖN 

İş Geliştirme ve İnovasyon Direktörü 

BİTCOİN LOJİSTİK SEKTÖRÜNÜ SONSUZA KADAR DEĞİŞTİREBİLİR Mİ?

 İtiraf ediyorum hem de en başında, “Blockchain Teknolojisi Lojistik Sektörünü Sonsuza Kadar Değiştirebilir mi?” başlığı yerine bitcoini kullanmak aslında okuyucuların dikkatini çekmek adına yapılmış küçük ve masum bir aldatmacadır.

 Bunun nedeni ise blockchaini bu kadar popüler hale getiren ve dünya finansal sistemini kimsenin hayal edemeyeceği kadar sarsan kripto para uygulamalarının atası bitcoindir. Bu yazının da amacı, blockchainin, yani bitcoini var eden teknolojinin aslında lojistik sektörünü nasıl etkileyeceğini tartışmaktır.

 Kesin olan tek bir şey varsa o da son dönemde herkesin blockchain teknolojisinin birçok alanda insanlık tarihini ne kadar derinden etkileyeceğini tartıştığıdır. Deloitte tarafından yayımlanan “2018 Küresel Blockchain Araştırması’na göre (Deloitte’s 2018 Global Blockchain Survey[1]), araştırmaya dünya genelinden katılan binin üzerindeki üst düzey yöneticilerden;

                       

  • %74’ü blockchain teknolojisini kullanmayı zorunlu kılan iş modellleri olduğunu,
  • %69’u mevcut kayıt sistemlerini (finansal defterler, stok takip sistemleri, CRM ve ERP modüllerini vb.,) blockchain ile değiştirmeyi düşündüğünü,
  • %68’i eğer blockchain teknolojisine adapte olunmazsa rekabet avantajını kaybedeceklerini,

 

ifade etmişlerdir.  Diğer taraftan, katılımcıların sadece %20 ’si bu teknolojiye yatırım yapmak için engel olarak ‘blockchain’in kanıtlanmamış bir teknoloji’ olduğunu düşünmektedir. Ayrıca katılımcıların yalnızca %5’i, çalıştıkları şirketin 2019 yılında blockchain teknolojisine yatırım yapmayı planlamadığını belirtmiştir.

Konuya ilişkin olarak IBM’in Blockchain’in Temelleri Rehberi (IBM Blockchain Basics[2]), blockchainin mevcut iş yapınıza uygun olup olmadığını anlamak için kendinize yöneltmeniz gereken 5 soruluk bir test ileri sürmektedir. Doğrudan tercüme etmek yerine soru setini biraz ekleme ile aşağıdaki şekilde güncellemenin uygun olacağını düşünüyoruz:

 

  1. Mevcut iş akışınız birden fazla kişi ve/veya kurumu da içine alan bir iş/ilişki ağını içermekte midir?
  2. İşlemleri/iş adımlarınızı onaylamak için taraflar arasında fikir birliğine/onay mekanizmasına ihtiyaç var mı?
  3. Muhasebe/diğer işlem kayıtlarına ilişkin detayları izleyen bir sisteme ihtiyaç duyuyor musunuz?
  4. İşlemlere ilişkin kayıtların değiştirilemez veya manipülasyona karşı korumalı olması gerekli mi?
  5. Taraflar arası anlaşmazlıkların çözümü hızlı ve nihai mi olmalıdır?

 

İlk soru ve en azından diğer bir soruya “Evet” cevabı vermiş olmanız sizlere blockchain uygulamalarının yolu açmaktadır. Lojistik sektörü için bu sorulardan hepsinin cevabının ‘Evet’ olduğunu söylemek çok da iddialı bir yaklaşım olmayacaktır.

 

Günümüzde herhangi bir eşyanın lojistiğinde, tüm tedarik zinciri aktörleri kendi geliştirdikleri ya da piyasadan alınan çeşitli paket programların yüklü olduğu kurumsal sistemlerini kullanmaktadır. Ancak bu sistemler arasındaki iletişim ise, gerek entegrasyon eksikliği, gerekse yeterli olmayan mevzuat alt yapısı nedeniyle ağırlıklı olarak verinin basılı kopyasının faks, eposta, hızlı kurye/posta veya elden ele teslim ile sağlanmaktadır.

 

Şekil 1 – İki ülke arasında basit bir konteyner taşıması tarafları arasındaki veri akış ağı

 

Sigorta poliçeleri, yükleme/boşaltma – taşıma kontratları, gümrük beyannameleri, taşıma belgeleri, menşe, dolaşım veya kalite belgeleri, sağlık/veterinerlik/çevre sertifikaları, yükleme listesi, faturalar vb. onlarca belgenin kopyası dış ticaretin süreçlerinin gerçekleştirilmesi adına el değiştirmektedir.    

 

IBM firması blockchain teknolojisinin, lojistik sektöründe 38 milyar dolarlık bir tasarruf sağlayacağını öngörmektedir. Maersk firması ile yapılan ortak çalışmada Mombasa ve Roterdam limanları arasındaki bir sevkiyat için konteyner maliyetinin yaklaşık 2.000$ olduğu, bunun da 300$’lık kısmının (yani toplam maliyetin - ’sinin) evrak maliyeti olduğu ortaya çıkmıştır. Bu maliyetin, blockchain teknolojisi kullanılarak “0” (sıfıra) çekilebileceği ifade edilmektedir[3].

 

Elbetteki bunlar ”doğrudan/hesaplanabilir” maliyetlerdir. Tedarik zincirinin bir de beklenmedik maliyetleri söz konusudur. Örneğin, Almanya’dan acilen uçağa yüklenerek İstanbul Havalimanına getirilen bir rüzgâr tribünü parçasına ait fatura, A.TR belgesi veya diğer bilgiler zamanında gümrük müşavirine ulaştırılamadığından tescil edilemeyen gümrük beyannamesi nedeniyle ithalatçı hafta sonu ne kadarlık bir ardiye ücreti ödeme riski ile karşı karşıyadır? Üretimde yaşanan gecikmenin yol açtığı gelir kaybı da cabası.

 

Her Şeyin Başlangıç Noktası – Veri ve Şifreleme

 

Blockchain’in arkasında kriptografi, yani şifreleme bilimi yer almaktadır. Blockchain teorisi doğmadan önce de şifreleme bilimi günlük hayatımızın içindeydi. Şifreli TV yayınları, şirket ağlarına erişim, eposta hesaplarına giriş, ATM’lerden para çekme, telefon görüşmeleri, para transferleri, kamusal ve askeri haberleşme sistemleri. Bunların hepsi şifreleme sayesinde hayata geçen veya var olabilen uygulamalardır.

 

Şifreleme konusuna ilgi duyanlar için İngiliz matematikçi Alan Turing’in, Nazilerin ünlü şifreleme cihazı Enigma’nın şifresini kırarak, 2. Dünya Savaşının sonunu getirirken bilgisayar biliminin de temellerini atış hikâyesi kulağa daha ilgi çekici bir hikaye olarak gelebilir. Ancak bizim hedefimiz şimdilik blockchainin tedarik zincirinde yaratacağı değişiklik ve etkilere odaklanmak olacak.  

 

Kısaca özetlemek gerekirse şifreleme yani kriptografi, bir ya da birden fazla kaynak/merkezde (örneğin şirket veri tabanında) bulunan verinin güvenli bir şekilde çoğaltılması, dağıtılması, saklanması, paylaşılması, kullanılması veya gizlenmesi için bir anlamda kilitlenmesi demektir. Eğer elinizde uygun anahtar yoksa kilidi açıp o anki yetkiniz ötesine geçerek veriye ulaşmanız, kullanmanız, değiştirmeniz veya güncellemeniz mümkün olmayacaktır. Kısacası ‘şifreleme’ eşittir ‘güven’.

 

Peki güvenliğini sağlamak için çalıştığımız şey, yani “veri” nedir? Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü ’ne göre veri[4], “Olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimi”dir. Veriyi elde etmek için gereken işlem ölçüm, sayım, gözlem ya da araştırma yapmak gerekir.

 

Veri tabanı ise en yalın tanımı ile veriyi depolayan bir yazılımdır. Veri depolama amacıyla birçok yazılım kullanılabilir ancak veri tabanları veriyi en hızlı ve etkin şekilde yönetmenize imkan sağlamaktadır.

 

1950’li yıllardan itibaren analog, manyetik ve sonrasında dijital veri saklama yöntemleri geliştikçe verinin daha düzenli şekilde saklanmasına olan ihtiyaç da artmaya başladı. Bu sebeple kökeni yüzlerce yıl öncesine dayanan kütüphanecilik ve arşivcilik teknikleri bilgisayar sistemleri ile buluşmaya ve şekil değiştirerek modernleşmeye başladı.

 

Database yani Türkçe karşılığı ile veri tabanı, bilgisayar sis­temleri için ilk olarak 1960’lı yıllarda kullanılmaya başlandı. Bu alandaki ilk modern uygulamanın aya gitmek üzere tasarlanan Saturn V roketine ait parçaların listelendiği ve kaydedildiği veri tabanı sistemi olarak karşımıza çıkıyor.

 

1970’lere gelene kadar aslında tüm veri tabanı olarak adlan­dırılan sistemlerin temelde bu gün salt metin içerikler oluştur­mak için kullandığımız not defteri uygulamalarına benzediğini görüyoruz. [5]

 

Günümüz dünyasında herhangi bir işleme konu olan verinin güvenliğini, orijinalliğini veya doğruluğunu sağlayarak paylaşmak (veri tabanı yönetimi) hem önemli hem de maliyetli bir husustur. Bu noktada konuyu özele taşıyarak sorumuzu şu şekilde güncelleyelim. Tedarik zincirinin efsanevi “para-çokomilk” örneğinde teslim ve ödeme şekline bağlı olarak satıcının parasını, alıcının ise çikolatalarını eksiksiz, zamanında ve taze olarak alması için ihtiyaç duyulan veri, aracılar ve bunların yarattığı risk ve masraflar nelerdir?  

 

Tedarik zinciri veri akışı sistematiğinden ilk örneğe baktığımızda karşımıza çıkan husus verinin paylaşılması, buna ekleme yapılması ve sonraki (ya da ihtiyaç duyan önceki adımla) paylaşılması konusudur.

 

Şekil 2 – Dijital/kâğıt belge yolu ile iletişim kuran (ancak her seferinde veri giriş tekrarı yaşanan) veri tabanlarından oluşan ekosistem

 

Yukarıdaki şekilde tüm taraflar ihtiyaç duyduğu veriyi kendi veri tabanı sistemlerine bireysel olarak aktarmakta, işlemekte ve kaydederek kullanıma sunmaktadır. Aktörlerin aynı sevkiyata ilişkin ihtiyaç duyduğu veri, çoğunlukla basılı kopya olarak; faks, eposta, hızlı kurye, posta veya elden ele teslim ile iletilerek her noktada ihtiyaç duyulan oranda tekrar tekrar kaydedilmektedir. Bu zaman ve iş gücü kaybına yol açan, oldukça masraflı ve bir o kadar da riskli bir işlemdir.

 

Veri girişinde yapılan bir hata, veri tabanlarında daha sonra gerçekleşen bir kayıp veya manipülasyon, başlangıç-ara adımlar ve bitiş noktasında çoğu zaman tespiti mümkün bile olmayan tutarsız veri ile sonuçlanmaktadır. Eşyanın kıymeti, menşei, kap-kilo adet bilgisi gibi birçok verinin kısmen veya tamamen yanlış iletildiği veya kaydedildiği durumlarla hemen hemen hepimiz karşılaşmışızdır.

 

Diğer taraftan, bilişim teknolojisinde yaşanan gelişmeler sayesinde, artık yurtdışında oluşturulan bir sevkiyat verisinin merkezi veri tabanlarına tekrar tekrar kaydedilmesi söz konusu değildir. Oluşturulan dijital verinin, tedarik zincirindeki aracı/aktörlerin veri tabanları arasında paylaşılabilmesi mümkün hale gelmiştir. Bugün, teknoloji ve maliyetin ters orantısı sonucu ucuzlayan iletişim imkânları, veriyi saniyeler içinde pek çok kullanıcıya ulaştırmamıza imkan vermektedir.

 

Şekil 3 – Gelişen teknoloji, azalan iletişim maliyetleri sonucu otomatik dijital veri alış verişinde bulunan veri tabanlarının oluşturduğu eko sistem

 

Örneğin ithalatçının eşya listesini stok kodu bazında önceden alan gümrük müşaviri oluşturacağı firma kartı/dosyası (master data) sayesinde, kendisine elektronik ortamda iletilen fatura kapsamı eşyanın serbest dolaşıma giriş beyannamesinin hazırlanması süresini önemli oranda kısaltabilmektedir.

 

Ancak zincirin tüm halkalarını kapsayan entegrasyon mümkün olmadığından “şeffaflık”, entegre olan sistemlerde ise mutabakat olmadığından işlem süresini bir önceki modele göre göreceli olarak kısaltan bu yapıda da “güven”den bahsetmek mümkün olamamaktadır.

 

Başta gümrük idareleri olmak üzere kamu idareleri veya alıcılar sevkiyatların kendilerine beyan edilen içeriğe uygun olduğunu garantilemek/kontrol etmek için zaman harcamaktadır. Bunu garantilemek amacıyla oluşturulan entegrasyonlar da “bağlantılı” ancak gerçekte iletişim halinde olmayan sistemler yaratmaktadır.

 

Örneğin, Dahilde İşleme Rejimine İlişkin İşlemlerin Bilgisayar Veri İşleme Tekniği Yoluyla Yapılmasına Dair 2007/2 Sayılı Tebliğin 9/2 maddesi;

 

“Belge kapsamında ithalat gerçekleştirilirken Bakanlık ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı arasında elektronik bağlantıda aksaklık yaşanması nedeniyle Dahilde İşleme Rejimi Otomasyon Sistemince kontrol yapılamaması veya satır kodu değişikliği yapılması hallerinde oluşan miktar aşımları revize edilebilir ve revize edilen miktar dikkate alınarak, belge ihracat taahhüdünün kapatılmasına ilişkin diğer hususlar saklı kalmak kaydıyla, belge taahhüt hesabı kapatılır.” hükmünü içermektedir. 

 

Dikkat edin lütfen, madde kısaca 2 ayrı noktada depolanan verinin karşılaştırılarak, mutabakat sağlanamamasından dolayı ithalat miktarında aşım olabileceğini belirtmektedir. Hükmün 2014’de revize edilmeden önceki halinde ise belge kapsamında ithali öngörülen eşyanın miktar ve/veya değerinde bir aşım olması halinde, bu aşımdan belge sahibi firmanın sorumlu olduğu bu kapsamda, bir miktar aşımı olması halinde, bu aşımın da revize işlemine konu edilemeyeceği belirtilmekteydi! Birbiri ile iletişimde ancak mutabakat yapamayan 2 sistemin hatası sonucu doğrudan rejim ihlali cezası ile karşılaşmaktaydınız.

 

Blockchainin Sahneye Girişi

 

Blockchain teknolojisi esas itibarıyla bir ağ ortamındaki veri bloğunun o ağa girme izni verilmiş bütün kullanıcılar tarafından aynı anda takip edilmesini, doğrulanmasını ve merkezi olmayan değişmez bir dağıtık veri tabanına kalıcı olarak kaydedilmesini sağlayan şifrelenmiş bir dosyalama sistemidir.

 

Basit bir şekilde anlatılmak gerekirse, bir bakkal defterinin sadece bakkal değil, o defterde borcu olan bütün müşteriler tarafından aynı anda tutulması demektir. Böylelikle bakkal defterde herhangi bir şekilde manipülasyon yapamaz çünkü diğer bütün müşterilerin bu değişikliği onaylaması gerekiyor ve bu şekilde manipülasyon imkânsız hale geliyor. Bu defterin her bir birimi bir bloğu göstermektedir ve bütün bloklar birbiri ardına oluşturdukları sırayı bozmadan dizilirler. Sayfa sırası kesinlikle değiştirilemediği gibi, ortak zinciri oluşturan halkaların da yeri değiştirilemez[6].

 

Peki diğer önemli bir soru ise bir müşterinin, diğer müşterilerin borçlarına ilişkin veriye ulaşması mümkün müdür? Hayır! Blockchain’in şifrelemeye dayalı temel güvenlik unsurları sayesinde söz konusu bakkal defteri üzerindeki bilgiler, uygun kontroller ve izne dayanalı olarak “erişilebilir” durumdadır[7]. Yani yetkisiz bir şekilde hiçbir taraf diğerinin verisine ulaşma görüntüleme yetkisine sahip değildir.

 

Şekil 4 – Blockchain eko sistemi - dağıtık defter teknolojisi ile coğrafi, siyasi, kurum ve kişi sınırlaması olmayan güvenli bir veri kullanımı sunar

 

Bugün tedarik zincirini yönetmek – eşyanın üretimi ve dağıtımı için gereken tüm safhalar - olağanüstü derecede karmaşıktır. Eşyaya bağlı olarak, tedarik zinciri birçok aşamayı, birden fazla coğrafi konumu, çok sayıda fatura ve ödemeyi, çeşitli kişi ve kuruluşları içerebilir ve bu sürecin tamamlanması kimi zaman haftalar ve hatta ayları bulan bir zaman dilimine yayılabilir. Mevcut tedarik zincirinin karmaşıklığı ve şeffaflığında yaşanan sorunlar, blockchain teknolojisinin tedarik zinciri ve lojistik sektörünü nasıl dönüştüreceğine olan ilgiyi arttırmaktadır[8].

 

Geçmişte ağırlıklı olarak yerel ve nispeten bölgesel olan tedarik zinciri oldukça basitti, ancak günümüzde oldukça karmaşık bir hal almıştır. Kara, hava ve multimodal taşımacılığın gelişmesi, akıllı telefonlar, tablet ve kişisel bilgisayarların kullanımındaki artış ve internetin yaygınlaşan kullanımı ve e-ticaret, tedarik zincirini karmaşık hale getirmiştir.

 

Alıcının, eşyanın değeri ile tedarik zinciri esnasında tabi olduğu hizmetin gerçekliğini bilmesi kimi zaman zordur çünkü mevcut sistemlerde yeterince şeffaflık olmayabilir. Benzer şekilde, hatalı, yasadışı veya etik olmayan uygulamalardan şüphe edildiğinde de tedarik zincirini araştırmak son derece zordur.

 

Blockchain'in en bilinen ve dikkat çeken kullanımı, kripto-para birimi olan Bitcoin iken, blockchain (özellikle dağıtılmış -bakkal örneğindeki - dijital defterler gibi) birçok uygulamaya sahiptir ve herhangi bir ticari işlem, anlaşma / sözleşme, takip ve izleme ile tabii ki güvenli ödeme için kullanılabilir.

 

Carnegie Mellon Üniversitesi’nde görevli doçent Vipul Goyal’a göre çok sayıda şirket, daha verimli iş akışları oluşturmak için blokchain’le ilgileniyor, ancak tedarik zinciri yönetimi bu iş için biçilmiş kaftan.[9]

 

Blockchain, sistem üzerindeki kullanıcılar arasında mutabakat sağladığından dolayı işlemlerle ilgili herhangi bir anlaşmazlık yoktur, çünkü zincirdeki tüm varlıklar verinin tutulduğu defterin aynı sürümüne sahiptir. Şeffaftır çünkü tedarik zinciri için önemli olan blok zincirindeki kayıtlar silinemez veya manipüle edilemez. Zincirin sonraki seviyesine geçişte denetim altında tutması gereken kayıt değiştirilemezdir.

 

Blockchain’in diğer bir etkisi ise, şu anda sigorta, hukuk, müşavirlik ve mutabakat hizmetleri gibi bir aracılık gerektiren hizmetlerin otomasyonudur. Blockchain, sayesinde bir eşyanın üretiminden marketteki rafa konduğu ana kadar ki döngüde mülkiyet devrine ilişkin tüm adımlar kolaylaşarak ödemeler otomatikleşebilecektir.

 

Ancak yapılabilecekler bunlarla da sınırlı değil. Geçtiğimiz yılarda Türk Gümrük İdaresi tarafından belirli koşulları sağlayan firmalara verilen Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası (YYS - AEO) belgesini almış firmalar, EK 2 soru formunun Gösterge 16 başlığı altında eskiden yer alan şu soruyu hatırlayacaktır.  

 

Sahte yükleme veya sürücü belgeleri ile düzenlenen kargo hırsızlıkları veya kaçakçılık teşebbüslerine karşı üretim tesisiniz/antreponuzdaki güvenlik personelinin kendisine sunulan kimlik bilgilerini daha önce eposta ile iletilenlerle karşılaştırmak dışında bir şansı bulunmamaktadır. Ancak tesis girişinde görevli güvenlik personelince bu kimlik bilgisinin (sürücünün resmini içerecek şekilde) adli sicil kaydının da yer aldığı bir blockchain eko sistemi üzerinden sorgulanabildiğini hayal edelim!

 

Blockchain tabanlı bir yaklaşımın kullanılması, lojistik sektörünün işe alım modelin zayıf yönlerini çevreleyen kötü amaçlı aktiviteyi de sınırlandıracaktır. Bu teknoloji depo operasyon müdürlüğü gibi hassas bir pozisyondaki boş kadro için başvuran kişinin size sunmuş olduğu CV’de yer alan iş deneyimi, okul diplomaları ve/veya eğitim sertifikaları gibi hususların doğruluğunu kontrol etmek için dahi kullanılabilir. Sahte üniversite diplomalarıyla öğretmenlik veya doktorluk faaliyetleri ile bireylerin yaşamlarını, geleceklerini riske atanlara ilişkin haberlerin de sonu yaklaşıyor diye düşünüyorum.

 

Diğer basit bir örnekle gerçekten kâğıtsız ortama geçilmesi halinde ayda 1.000 koli A4 kâğıdı sarf eden orta boy bir gümrük müşavirlik firması fotokopi-baskı sayısında %40’lık bir düşüşle bile senede on binlerce liralık bir tasarrufa gidebilecektir. Bu sadece kâğıt masrafında yaşanacak azalma olup, elektrik, yazıcı, fotokopi makinelerinin bakım onarım ve sarf malzeme tüketimine ilişkin hesaplamalar bu bedele dahil edilmemiştir.

Blockchain, halen Türkiye’de “vizyon sahibi” birkaç lojistik ve gümrük firması haricinde gereken ilgiyi (kendisine yapılacak yatırımı gereksiz bir maliyet ve zaman kaybı olarak gören yöneticiler nedeniyle) henüz tam olarak çekememiş olsa da dünyada birçok tedarik zinciri aktörünün stratejik planlarına girmiş bulunmaktadır.

 

Bununla beraber, özel sektörün aksine ülkemizde konuya ilişkin kamu tarafında dikkat çekici yaklaşımlar yok da denemez. Ticaret Bakanlığı’nın 2016’dan beri blockchain’e gösterdiği ilgi, bizce takdiri hak etmektedir. Aslında bu duruma pek de şaşırmamak lazım, son 20 yıllık döneme bakıldığında Türk Gümrük İdaresi geçmişte gerek ulusal, gerekse uluslararası kaynakları kullanarak birçok teknik ve idari yapılanma projesine başarıyla imza atmıştır.

 

Konuya ilişkin olarak, Ticaret Bakanlığı teşkilat yapısı içinde yer alan İhracat Genel Müdürlüğü’nün en önemli görevlerinden biri blokzincir ve yapay zekâ gibi gelişen teknolojilerin kamu politikalarına entegrasyonu noktasında çalışmalar yürütmektir. Bu kapsamda, Nisan 2018’de konu ile ilgili çalışmaları yürütmek üzere Genel Müdürlük bünyesinde Davranışsal Kamu Politikaları ve Yeni Nesil Teknolojiler Daire Başkanlığı kurulmuştur. Kuruluşundan bu yana daire başkanlığı, Ticaret Bakanlığı çatısı altında, dış ticaret politikası üretme hususundan, gümrük uygulamaları düzenlemeleri hususuna kadar birçok alanda 360 derecelik bir yaklaşımla yenilikçi çözümler geliştirmektedir. Blokzincir Türkiye Platformu’nun ilk kamu üyesi olan Ticaret Bakanlığı bünyesinde blokzincir alanında hâlihazırda iki proje yürütülmektedir.[10]

 

Ancak şunu unutmamak lazım, eğer tek bir şirket/kurum için blockchain yapısı oluşturursanız bunun elbette bir değeri olacaktır. Ancak, blockchain'in gerçek değeri, verinin tedarikçiler, müşteriler ve aracılarla bağlantı kurmak için kullandığında ortaya çıkmaktadır[11].

 

Bu nedenle, umalım da Ticaret Bakanlığı nezdinde hayata geçirilmesi planlanan projeler tedarik zincirinin diğer tüm aktörlerine de sirayet etsin ve “bir zamanlar buralar hep dutluktu, keşke…” diye başlayan cümlelerle kaçan deneyim şansının arkasından tartışmak zorunda kalmayalım.

 

[1] https://www2.deloitte.com/us/en/pages/consulting/articles/innovation-blockchain-survey.html

[2] BRAKEVILLE, Sloane and PEREPA, Bhargav, Blockchain Basics: Introduction to Distributed Ledgers, Mart 2018, https://www.ibm.com/developerworks/cloud/library/cl-blockchain-basics-intro-bluemix-trs/

[3] ALLISON, Ian, Maersk and IBM want 10 million shipping containers on the global supply blockchain by year-end, 8 Mart 2017,  07:55 GMT https://www.ibtimes.co.uk/maersk-ibm-aim-get-10-million-shipping-containers-onto-global-supply-blockchain-by-year-end-1609778

[4] www.tdk.gov.tr

[5] USTA, Ahmet ve DOĞANTEKİN, Serkan, Blockchain 101, 2017

[6] KAYIKCI, Yaşanur,  Blockchain Teknolojisi Nedir ve Lojistiği Nasıl Etkileyecek?, Mart 2018,

http://www.yesillojistikciler.com/roportaj/blockchain-teknolojisi-nedir-ve-lojistigi-nasil-etkileyecek/15475

[7]  BRAKEVILLE, Sloane and PEREPA, Bhargav, Blockchain Basics: Introduction to Distributed Ledgers, Mart 2018, https://www.ibm.com/developerworks/cloud/library/cl-blockchain-basics-intro-bluemix-trs/

[8] MARR Bernard, How Blockchain Will Transform The Supply Chain And Logistics Industry, 23 Mart 2018, https://www.forbes.com/sites/bernardmarr/2018/03/23/how-blockchain-will-transform-the-supply-chain-and-logistics-industry/#7e81d7b45fec

 

[9] https://www.computerworld.com/article/3249252/emerging-technology/blockchain-will-be-the-killer-app-for-supply-chain-management-in-2018.html

[10] https://bctr.org/dokumanlar/Tedarikci_Tanima_Platformu.pdf

[11] FEARNLEY Jr., Bill, Blockchain Will Be The Killer App For Supply Chain Management in 2018, https://www.computerworld.com/article/3249252/emerging-technology/blockchain-will-be-the-killer-app-for-supply-chain-management-in-2018.html